• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı

      Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı
      Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      75,00 TL
      İndirimli Fiyat (%50,7) :
      37,00 TL
      Kazancınız 38,00 TL
      37.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo


      Kitap             Marifetname
      Yazar             Erzurumlu İbrahim Hakkı (K.S)
      Tercüme        Prof. Dr. Durali Yılmaz
      Yayınevi        Merve Yayınları
      Kağıt Cilt       2.Hamur Kağıt, Citli
      Sayfa Ebat    960 Sayfa, 17x24 cm, Büyük boy
      Yayın Yılı       2016



      Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname kitabı nı incelemektesiniz.   
      Merve Yayınevi Erzurumlu İbrahim Hakkı Marifetname kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

                    

       Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın "Marifetnamesi" si yazıldığı 18. yüzyıldan bu yana bütün türk islam dünyasının en çok okunan eserlerinden biri olmuştur. Bulak (Mısır), İstanbul ve Kazanda defalarca basılan bu eser, Fıransızca ve Farsçayada çevirilerek bütün dünyada ilgiyle okunmuştur.

      Marifetname dini, tasavvufi sosyal, ve tabi bilimlerim, tümünü içinde toplayan muazzam bir ansiklopedidir.
      Denilebilir ki, Mariftename başlı başına bir kütüphanedir. Bizden önceki nesiller ondan çok şey öğrendiler, bizde öğrenmekteyiz ve gelecek nesillerde öğreneceklerdir...

      Sadeleştiren PROF. DR. Durali YILMAZ  

      Yeni Baskıya Önsöz

      Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin "Marifetnâme"si, dün olduğu gibi, bugün de en çok okunan eserlerden biri olmuştur. İstanbul başta olmak üzere Bulak (Mısır), Kazan gibi kültür merkezlerinde defalarca basılan bu büyük ve ölümsüz eser, Fransızca, Farsça ve diğer birçok dillere de çevrilmiş ve bu dillerde de ilgiyle okunmuştur.

      Marifetnâme, dini, tasavvufi, sosyal ve doğal Mimlerin tümünü içinde toplayan bir ansiklopedidir. Bu eser, başlı basma bir kütüphanedir, dense yeridir. Bizden ön­cekiler, bu eserden çok şeyler öğrendiler ve bizler de öğrenmekteyiz. Elbette gelecek kuşaklar da bu eserden faydalanacaklardır.

      Marifetnâme, 1970'lerden beri birçok defa günümüz Türkçesi'ne aktarılıp ba­sılmıştır. Bunlardan bazıları özet halindedir, bazılarında da okuma yanlışlığından kaynaklanan sayısız hata vardır. Bu eser, bir ansiklopedi mahiyetinde olduğu için sadece Osmanlıca bilmek, günümüz Türkçesine aktarmak için yeterli değildir. Ay­rıca dini ve tasavvufi bilimlerin yanı sıra fizik, kimya, biyoloji gibi doğal bilimlerini; sosyoloji, tarih, psikoloji gibi toplum bilimlerini de az çok bilmek gerekir. Hatta Os­manlıca sözlüklerin yanı sıra Osmanlıca-Fransızca ve Osmanlıca-İngilizce sözlükler de gereklidir. Çünkü bazı kavramlar ancak bu sözlükler yardımıyla anlaşılıp yerli ye­rine oturtulabilir.

      Bundan yıllar önce ben de Marifetnâme'yi sadeleştirmiştim. Defalarca ikaz et­meme rağmen bu sadeleştirme basılmaya devam etmekteydi. İtiraf etmeliyim ki be­nim o günkü bilgi birikimim bu eseri sadeleştirmek için yeterli değilmiş. Şimdi bu hataları nasıl yaptığıma ben de şaşıyorum. Dediğim gibi eserin bu haliyle basılmasına hep karşı çıktım ama engelleyemedim. Yıllarca bu hatalar karşısında ezilip durdum.

      Bir de adımın başına "Profesör" eklemeleri ise beni âdeta çıldırttı. Kaldırmaları için ihtarname bile çektim ama olmadı. Bu piyasayı bildiğim için mahkemeye taşımak da işime gelmedi. Halbuki ben, o sadeleştirmeyi yaptığımda henüz doktorasını bile yapmamış, yeterli bilgi birikimi olmayan biriydim.

      Nihayet 1995 yılında Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi dekanlığım sı­rasında bir ekip oluşturarak benim yaptığım Marifetnâme sadeleştirmesini Osman­lıca aslıyla karşılaştırmalarını ve tereddüt ettikleri yerlerde bana gelmelerini söyle­dim. Uzun bir çalışmadan sonra bu elinizdeki sadeleştirme ortaya çıktı. Elbette ki ben de yapılan çalışmayı denetlemekle yetinmeyip tek tek gözden geçirdim. Şimdi gönül rahatlığıyla bu eseri tavsiye ediyorum. Bu arada hemen belirteyim ki eserin yayımlandığından bugüne bazı dostlarımın ve okurlarımın tavsiyelerini dikkate ala­rak, yeni düzeltmeler yaptım ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğim. Çünkü bu eser, bir başucu kitabıdır.

      Tam metin ve mümkün olduğunca hatasız bir Marifetnâme sadeleştirmesini siz­lere sunmaktan çok memnunum. Gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş bu yeni baskının hazırlığı sırasında emeği geçen Merve Yayınevi çalışanlarına da teşekkür ederim.

      Bahsettiğim gibi gelebilecek tenkitlere her zaman açığım.
      Çalışmak bizden Tevfik Allah'dandır.

      Prof. Dr. Durali Yılmaz İstanbul, 2013


      Bismillahirrahmanirrahim

      Sınırsız hamd, sayısız şükür, sonsuz övüş, tek ve benzersiz olan Allah'a olsun. O, âlemlerin her işini sonsuz ilmiyle takdir edip belirlemiştir. Cihanın gö­rüntülerini bitmez ilmiyle tertip edip tespit eylemiştir. Cihanın gül bahçe­sini, insan gülünün kokusuyla süslemiştir. Bütün cihanı insan için, insanı da kendi­sinin bilinmesi için var edip, eşyanın gerçeğiyle manaların inceliklerini hep insanda toplayıp ortaya çıkarmıştır. İnsan ruhunu "Cami" adına suret yapmış, onu emanetle­rin yüklenicisi ve sırların yeri kılmıştır.

      Âlemin bütününde olan nice bin hikmetine, bilginleri bilen eylemiştir. Cihan kitabının her bir harfinden marifetinin belirtileri üzerinde düşünenleri arif eyleyip, gönül âlemine dalan kullarını kendi huzurundaki Kabe'de ibadet edici eylemiştir. Salavatların en erdemlisi, tahiyyatların en mükem­meli, teslimatın en güzeli, kâinatın efendisi, yaratıkların en şereflisi, varlıkların özü peygamberimiz aleyhissalatüvesselâm hazretlerinin en büyük adına ve akl-ı evvel olan en mükemmel ruhuna olsun ki O, "Sen olmasaydın, felekleri yaratmazdım" hitabıyla yüceltilmiştir. O, halkı cehalet karanlıklarından hidayet nurlarına çıkarmış­tır. Kendi nefsini bilen ümmeti, Hak bilgisini bulmuştur. Selâm ve hürmet O'nun as­habına olsun ki, onlar, sözlerinde, işlerinde, imanlarında ve ahlâkın her hususunda O'na uyup iman nuru ve irfan huzuruyla gönülleri dolmuştur. Allah'ın rızası hepsi­nin üzerine olsun.

      Bu değersiz ve gerçek fakir İbrahim Hakkı, bu kitabı aziz ve şerif oğlu Seyyit Ahmet Naîmî için kaleme alıp, ona hitap eder ki, Allah, seni her iki cihanda aziz et­sin. Öncelikle bilinsin ki, Hak Teâlâ iki cihanı insanoğulları için ve insanoğullarını da kendisini tanımaları için yarattığını herkese duyurmuştur. Nitekim lütuf ve keremiyle "Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim ve beni tanımaları için varlıkları yarattım" buyurmuştur. Şu hâlde âlemin ve insanın yaratılmasında sonuncu maksat ve yüce istek, Mevlâ'nın bilinmesidir. Bu sonsuz devlet ve tükenmez saadet her şey­den öncedir. Ancak bu, nefsini bilmeye bağlı olup, nefsini bilmek de bedeni bilmeye dayanır. Bedenin bilinmesi âlemin bilinmesiyle olur. Âlemin bilinmesi ise gerçek bi­limlerledir. Bu sebepten dolayı bir miktar astronomi ve felsefeden alıp toplayarak, bir miktar anatomi ilminden devşirip seçerek, bir miktar da kalp bilimi ve irfandan alıntı yapıp ele alarak bu güzel kitabı Türkçe diline tercüme edip, bir mukaddime, üç kitap ve bir sonuç üzere telif ve tasnif ettim. Mukaddimesi, genel İslâm bilgisi, dünya ve ah­ret âlemlerinin özetidir. İlk kitap, âlemin durumunun, eşyanın ve görüntülerin açıklanmasıdır. İkinci kitap, şekiller bilgisi, bedenlerin birleşimi ve insan nefsinin niteli­ğidir. Üçüncü kitap, irfana ulaşma niteliği, Allah'a varmanın gerçeğidir.

      Sonuç, edep ve erkân bilgisi, dostların sohbeti, akrabalıklar ve komşuluklardır. Tertip ve tanzimi böyle yaptım ki, evvelâ mukaddimeden, açık ayetler ile sabit olan kâinatın acayip du­rumlarım özet olarak öğrenip, iki cihanın durumlarının garabetlerini iyice bildikte, bütün bir güvenle itikat edip hepsinin yaratıcısını ve düzenleyicisini bilesin. Büyük­lük ve kudretini fikredip düşünesin. Bundan sonra birinci kitaptan Yaratıcı'nın gü­zel sanatları, âlemin ufukları içinde ayrıntılarıyla seyredip, cihanın sırlarına öğren­dikte, âlem insanın kabuğu, insan âlemin dili olduğunu bilip hepsinden rahat olasın, kendi kendine gelesin. Bundan sonra ikinci kitaptan Yaratıcı'nın kudretinin şaşırtıcılığını, kendi cisim ve canında toplu olarak görüp, büyük âlemde her ne varsa, hep­sinin benzerini kendi vücudunda buldukta, vücudun bir küçük âlem olduğunu bilip kendi nefsine gelesin. Nefisler âleminde Mevlâ'yı temaşa kılasın ve kendi ruhunu, vücudunun ikliminin sultanı bilip, kadir ve kıymetini öğrenip nefsi tanıma aşamasını bulasın. Kendi âleminde sultan olasın. Bundan sonra üçüncü kitaptan kalplerin evi­rip çeviricisi Allah'ın acayip ilhamlarını, garip tasarruflarını, zat ve sıfatının kalplere yakınlığını en büyük âlem olan gönülde kesin bilgiyle bilip, Allah'tan başka bütün varlıklardan azat olup, her şeyi unutup, her şeyi çekip çevirici bir onu buldukta, vah­det âlemine erip, o tek ve yegâne Allah'ın birliğini sağgörünle katiyetle görüp Allah'ı tanıma devletine eresin. Allah'a yakınlığın saadetini kesinlikle bilip sonsuza kadar onunla kalasın.

      Sonuçta, çokluk âleminde olan vücudun aşamalarını hükümlerini bilip, hududunu koruyup kollayarak, Huda'nın yaratıklarına sevgi ve şefkatle kalp­lerin sevgilisi oldukta, esenlikle toplumu gönlünce bulasın. Rahatla âlemin azizi ola­sın. Çünkü bu şerefli kitapta nizam, bu güzel üslûp üzere tamam olup alıcı gözüyle okuyanları, Mevlâ'nın ayetlerinin gerçeğini bildirmiştir. Bu kitabın adı "MARİFET­NÂME" olup bitiş tarihi bin yüz yetmişe yetmiştir (1170 H./ 1756 M.).


         Münacat

      Bismillah her varlığın açıcısı. Elhamdülillah her varlığın ortaya çıkarıcısı. Allah, hiçbir ortağı olmayandır, keşif ve müşahede ile varlığı mutlaktır. Allah en büyüktür. Sonun başlangıcı ondandır, dönüş onadır. Görünenin dışındaki Allah, mekândan mü­nezzehtir. Onun ortağı yoktur. Ondan başka mabut yoktur. Tektir, birdir. Harflerin yaratılmasından önce de vardı. Her şey onun bir olan varlığının alâmetidir. Mevcu­dattan tektir. Onun sun idrak edilemez ve sırrının sonu yoktur. Her hayrı celbedici, her şerri defedicidir. Örtülüyü açıcıdır. Biz Allah'ınız varit olan, hatırlarda mevcut olan her işte Allah'a dönücüyüz. Allah, kasdedilen, düşünülen ve umulandır. Vücuda getirmek, anlatmak, ilham ondadır. Münakaşasız, kavgasız ve inkârsız bu böyledir.

      Birliğiyle gizli, vahdaniyetiyle zahirdir. Onunla hiçbir şey yoktur. Gerçekte onun dışında bir şey yoktur. Ö, evveldir, ahirdir, batındır, zahirdir, her şeyi bilendir. Eşya­dan öncedir, varlıklardan sonradır. Övülen kendisidir, hamdedilen odur, hamdeden odur; hamdın kendisidir. Sıfat ve adlarında tek, zatında tektir. Cüzîleri ve küllileri bilir. Kainatı kuşatmıştır, fakat o mevcudatın kendisidir.

      Allah'ım, bu hazinelerin kapılarını bana aç. Bu şifrelerin gerçeğini bana açıkla! Yöneleceğim yer sen ol ve yönüm sen ol. Nefsinle aramda beni perde yap. Tecellinin ortaya çıkışıyla bütün sıfatlarımı mahvet ki yönelişim ancak sana olsun. Gözüm sen­den başkasını görmez. Allah'ım, yardım ve merhamet nazarıyla bak bana. Her işte benim koruyucum ol ki seni görmeme hiçbir şey engel olmasın. Her şeyde ancak na­zarından bana uzattığını görmüş olayım. Ey her işi kendisinde olan, senin tecelline ermek için beni boynu bükük kıl. Ey her şeyin dönüşü kendisine olan, ey kendini an­cak kendi bilen, ey mutlak vücut sahibi, arzu edilenin üstünde de cömert, ey Mevlâ'm, ey Rabb'im, ben sana nasd erişeyim ki sen erişilecek yerin ötesindesin.

      Ben seni nasıl talep edeyim. Talep etmek, uzak olmak demektir. Yakın ve ha­zır olan talepte bulunur mu? Seni nasıl tarif edeyim? Sen tarif edilemeyen gizlisin. Ben seni nasıl bilmem ki her şey tarafından tanınan zahirsin.

      Bende birlik gözü yok ki seni nasıl tevhit edeyim? Nasıl olur da tevhit etmem seni? Kulluğun sırrı tevhittir. Eşsiz olan zatını tenzih ederim. Senden başka hiçbir şey tek değildir; eşsiz olan sensin. Senin zatını tenzih ederim. Senin varlığın önce-siz olduğu gibi sonsuzluk da sana yakışır. Seni ancak sen bilirsin. Gizli olan sen­sin, zahir olan sensin. Senden başka gizli yoktur. Sen kendisinden başka ilâh ol­mayan Allah'sın.

      Ey işi gizli tutan, sırrı gizli yapan, dilediğini açığa çıkartan! Kendisinden başka ilâh olmayan, senden birlik sırrının keşfini istiyorum. Sahiplik hakkı ile ayakta du­ran kulluğun gerçeğini istiyorum. Yoktan var oldum. Seninle varlık buldum. Sen sonsuz olarak varsın. Hayat ve iktidar sahibisin. Ezelden beri varsın. Biler ve bi­linensin.

      Ey kendini hakkıyla kendi bilen! Kendimden sana kaçmak istiyorum. Ey dile­diğim, benim varlığım seni görmeme perde olmasın. Seni bulduğum zaman hiçbir şey kaybetmiş olmam. Seni bildiğim zaman her şeyi bildim. Seni müşahede ettiğim zaman hiçbir şeyi yitirmiş olmam. Sende yok oldum, sende kalıcılık buldum.

      Beni kendinle duvur; beni kendinle göster, beni kendinle bildir. Zikrinle dirilt. Beni sıfatlarının nurları altında yok et. Sübhaneke. Ey bana şah damarımdan daha yakın olan, ey dilediğini yapan! Vücudumu sende yok et. Beni varlığımın düşünce­sinden ayır. Dağınıklığımı sende yok olmamla topla. Senden başka ilâh yoktur. Ey ahad, ey samed, varlık seninle, secdeler sanadır. Benden sana sığınırım. Kendim­den ayrılmamı senden istiyorum.

      İlâhî, beni birlik denizine daldır. Ferdiyet kuvveti sultanıyla beni güçlendir ki rahmet genişliğinin fezasına çıkayım.

      İlâhî, sen zatınla devamlısın. Fiilin ve sıfatlarının zahirisin. Sen tekler tekisin. Öncesiz ve sonsuzsun. Seninle birlik bir başkası yok. Senden başkası yok. Sende fena bulmak istiyorum. Seninle kalıcılık bulmak istiyorum. Seninle birlik hiçbir şev yok. İlâhî, huzurunda kaybet beni. Varlığında geçici eyle beni. Senden kesen her şeyden kes beni. Meşguliyetimden kurtar, seninle meşgul olayım. Senden meşgul edenlerden koru beni. İlâhî, varlığın haktır. Ben yokum. Senin kalıcılığın zatınla, benim kalıcılığım arazladır. Varlığınla bu yoka bağışla ki yok gibi olayım. Sen sen gibisin, asla son bulmazsın, ilâhî, sen her kayıpta batınsın. Bilinen âlemin her şe­yinde zahir sensin. Sana nasıl yakarayım ki yakardan sensin. Sana nasıl nida ede­yim ki nida eden sensin. Senden başkasını düşünmekten ayır beni. Başkası yok ben varım, ben yokum ancak sen varsın. Sübhaneke. Hiçbir iş seni meşgul etmez.

      İlâhî, ibadet sana fayda vermez, isyan sana zarar vermez. Kalplerin melekutu nuru ile nurlandır. Kötü huylarımın alçaklıklarından beni çıkar ki hakkın ve gerçe­ğin derecelerine ulaştır. Velim sensin, Mevlâ'm sensin. Ölüm ve dirim seninledir.

      Rabb'im, beni bütün yaratıklarından kaybet. Hakkıyla sende topla beni. Âlemdeki işlerinin tasarrufu şahitleriyle koru beni. Ya Rabb'i sana tevessül ettim. Senden diledim. Senden başka ilâh yoktur. Ey Rabb'im, her işte beni, seninle bulundur. Lütfunla her güzellikte şahit eyle. Basiret gözümü tevhit fezasına aç. Her şeyin ayakta duruşunu seninle göreyim. Ey erdem ve vücut sahibi, nazarımı her şeyden çevir.

      Ey Rabb'im, içimi ve dışımı yabancılardan temizle. Eşyanın gerçeğini bildir bana. Huzuruna yakınlığa engel olan her şeyden kurtar beni. Fikir defterimden kudretsizin şekillerini sil, yakınlığının sırrında sabit kıl. Tabiî ve insanlık karan­lıklarımı zatının nuru tecellisiyle gider, ey nurun nuru! Ey göğüslerin aslını büen, ey Rabb'im! Bencilliğimin yok olmasını senden diliyorum. Var olmamın kalcılığını senden diliyorum.

      Ey mevcut, ey maksadım, ey mabudum! Ey Hu, ey Men! Ey kendinden başkası olmayan! Ey evvel, ey son, ey zahir, ey batın! Seni tenzih ederim. Senden başka ilâh yoktur. Sen vahid'ül-ahadsın, ferd'üs-samedsin. Ey cömert! Rahmetinle ey Rah­man ve Rahim olan Allah!

      Bu kitabı ariflerin münacatı ile bitirdim.


      NAZIM

      Hakkı'ya ölmez oğuldur bu kitap
      Andırır hayr ile anı bî hesap
      Kim bunu okursa merd-i kâr olur
      Kim ki fehm eyler o berhudar olur
      Bu kitap okuyanı yazanı
      Marifet genciyle bey et ya ganî

      Telifi hazel-kitabi vakaa fi tarih
      Gafaa rafaallahü men bini intefa'
       1170 H.- 1756 M.

      Bilginlere, din bilimiyle ikram eden, arifleri hakk'el-yakîn ile şereflendiren Allah'a hamd olsun. Salihlerin, ariflerin ve bilginlerin efendisi peygamberimiz, ne­bimiz, evvel ve ahirin başbuğu, âlemlerin Rabb'i huzurunda en büyük şefaatçiye salât ve selâm olsun.

      Bu güzel kitabın basımı tamamlandı. Onda, akıl sahipleri yanında makbul ve rağbet edilen konular vardır. Melik ve vehhap olan Allah'ın yardımıyla "Marifet­nâme" adıyla adlandırıldı. O ki yararlan herkesedir. Bütün faydalı bilimleri içine alır. Gerçek, şairin sözüyledir:

      Bu öyle bir kitaptır ki satılsa ağırlığınca
      Altına gerektir ki alıcısı aldana
      Zarardan değil midir ki alırsın
      Altın ve el değmemiş hazine satarsın.

      Bu kitap, İbrahim Hakkı'nın teliflerindendir. O ki bilimiyle amil, erdemli ve olgundur. Bütün erdemleri toplamıştır. Gerçeği araştıran bilginlerin tacıdır. Arif­ler sultam, âşıklar delili, olgunlar kutbu, vasiler yardımcısıdır. Her işte Allah'ın emirlerine boyun eğendir. Allah'ın bütün yaratıklarına şefkatli davranandır. Yara­tıcı olan Allah'ı arif olarak herkes arasında tanınandır. Yani hazreti efendimiz ve mevlâmız, veliler tacı, es-seyit el-hac eş-şeyh ibrahim Hakkı; fakir, halim, selim, zamanın kutbu, gavs-ı azam şeyh efendimiz ulvî İsmail Tillovî Fakirullah hazret­lerinin halifesidir.

      Bu "MARİFETNÂME" burada tamam olmuştur.

       

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055242299
      MarkaMerve Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786055242299
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.