• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Muvatta Tercümesi, İmam Malik

      Muvatta Tercümesi, İmam Malik
      Muvatta Tercümesi, İmam Malik
      Muvatta Tercümesi, İmam Malik
      Muvatta Tercümesi, İmam Malik
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      100,00 TL
      İndirimli Fiyat (%56) :
      44,00 TL
      Kazancınız 56,00 TL
      44.00 www.goncakitap.com.tr
      15,40 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
             Stoktan Kargo 

      Kitap              Muvatta Tercümesi
      Yazar             Malik B. Enes (ra)
      Tercüme         Abdullah Parlıyan
      Yayınevi         Konya Kitapçılık
      Etiket Fiyatı    100 TL
      Kağıt  Cilt       Sarı şamua, Lüks Bez Ciltli
      Sayfa  Ebat    814 sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı       2008  -  Toplam 1.830 Arapça Metinli ve Türkçe Açıklamalı Hadis-i Şerif

      İmam Malik (ra) tarafından yazılan, Abdullah Parlıyan ın tercüme ettiği, Konya Kitapçılık ‘ın Yayınladığı, Muvatta Tercemesi adlı kitabı incelemektesiniz.
      Muvatta Tercemesi kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

       
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
       

       
                ÖNSÖZ
       
      Eksiksiz tüm övgüler; âlemlerin Rabbi olan, hakkı batıldan ayırt ettiren, kitabı indir en Allah'a, salat ve selâm da o indir ilen Kur'an'ı bizzat yaşayarak kendi hayatında gösteren, sınır koyma yetkisi kendisine verilen O'nun Rasûlüne, soy ve sopuna olsun.
       
      Allah'ın lütfü ve yardımıyla ömrümüzün son yirmi yılını Kur'an ve hadis öğrenimi ve öğretimiyle geçirmiş olmamız sebebiyle şu kanaatimizi daima önde tuttuk ve her zaman ve her yerde tekrarladık; Günümüz insanının hiç bilmediği veya çok az bildiği Kur'an ve hadis bilgisi mutlaka öğrenilmeli ve hayata hakim kılınmalıdır. Dinimizin iki temel kaynağından biri olan, Kur'an'ı anlamaya yönelik ÖZLÜ TEFSİR "Tefsirlerin Özü" isimli eserimizin yanı sıra hadisleri anlama, öğrenme, yaşama konusunda da yani Kur'an'ı evrensel planda yaşama diyebileceğimiz Peygamberimiz (s.a.v.)'in yaşama tarzı olan Sünnet=Hadis bilgisi de günümüz insanı tarafından mutlaka öğrenilip anlaşılmaya çalışılmalıdır. Çünkü Rabbimiz, yüce kitabımızda: 4 Nisa 59, 65, 80 ve 59 Haşr 7 ve 3 Al-i İmran 31 ayetleriyle; 42 Şura 52 ve 24 Nur 63 ve 33 Ahzab 21 ayetlerinde kimin ne görevle gönderildiği ve kime uyulması gerektiği ve anlaşmazlığa düşüldüğünde kime müracaat edilmesi gerektiği bildirmektedir.
       
      Ayrıca, "Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir." (Buhari, Nikah 1; Müslim, Nikah 5) ve "Dinin kaybolması, sünneti terketmekle başlar. Halat, nasıl ki lif lif parçalanırsa din de sünnetin birer birer terk edilmesi ile (ve her birinin yerine bir bid'at geçirilip İslâm'ın dışındaki hayat tarzlarından ve kültürlerinden değişik bir modelin yerleştirilmesiyle) ortadan kalkar." (Darimi, Mukaddime 16)
       
      Yukarıdaki ayetler ve bu iki hadis-i şerifıyle Peygamberimiz (s.a.v.) müslümanım diyenlerin hem Allah'ın kitabı olan Kur'an'a hem de sünnete sanlmak suretiyle müslüman kimliklerini koruyabileceklerini ifade etmektedir.
       
      İslâm toplumu diyebileceğimiz "ÜMMET" kavramı kitap ve sünnet kültürü dediğimiz bu iki kaynakla meydana gelebilir.
       
      Kitap ve sünnet ayrı ayrı düşünülemez.... İkisi birlikte olur. Sadece birisiyle Müslüman olunmaz, müslümanca hayat da ortaya konularak ÜMMET= İslâm cemaatı ortaya çıkamaz.
       
      Sünnetsiz İslâm anlayışı dünyanın her bölgesinde bulunagelmiştır. Memleketimizde de bu anlayışa sahip kimseler çıkabilir. Bunlar İslâmi şuurlanmayı temelinden yaralayacak tehlikeli bir akımdır.
       
      Biz Sünnet=Hadis'lerdeki yorumuyla birlikte Kur'an'ı ve İslâmı anlayıp yaşayabileceğimize ve böylece iyi bir Müslüman olacağımıza inanıyor, bu sebeple de tüm sahih hadis kitaplarından istifade edilmesini ve böylece iyi bir Müslüman olunabileceğini kabul ediyoruz.
       
      Bu güne kadar Tirmîzî'nin Şemâil-i şerifi ve Sünenini sizlere takdim ettik. Ayrıca hadis literatürümüzde Kur'an'dan sonra tüm İslâm ülkelerin de en çok okunan ve başucu kitabı olan Nevevi nin Riyazüs Salihin isimli eserini ve 40 hadisini de sizlere ulaştırmıştık. Kütübü Sitte dediğimiz altı hadis kitabından Sünen-i Nesâî ve Sünen-i Ebu Davud da üçer cilt halinde, İbn-i Mâce'nin sünenini ise iki cilt olarak sizlere takdim etmiştik. Şimdi ise İslâm âleminde ve şarkıyatçılarca şahinliği onaylanmış Maliki Mezhebi imamı Malik'in Muvatta 'sını da tek cilt halinde sizlere takdim edilmiş olunmaktadır.
       
      Yusuf sûresi 76. ayeti sonunda Rabbimiz: "... Her bilgi sahibinin üzerinde, her şeyi bilen Allah vardır" buyurmaktadır. Bu sebeple bu çalışmamızda da mutlaka hata ve eksiklerimiz olacaktır. İnsanız, beşeriz şaşabiliriz. Hatalar bizim doğrular Allah ve Rasûlüne aittir. Hatalarımız tarafımıza bildirilirse düzelteceğimizi bildirir, Hz. Ömer'in şu sözünü hatırlatırım: "En sevdiğim insan bana kusurlarımı hatırlatandır." "En çok hoşuma giden insan da haksız bir iş teklif edildiğinde kendi menfaatine bile olsa tüm gücü ile HAYIR diyebilen kimsedir."
       
      Elinizdeki Muvatta hadis kitabı ve müellifi hakkında biraz malumat verdikten sonra sizi kitapla baş başa bırakacağım. Kütübü Sitte dediğimiz altı hadis kitabının tamamı değişik zamanlarda değişik şahıs ve kurumlarca Türkçe'ye kazandırılmış durumdadır. Kitapsız ve bilgisiz hiçbir dava yürümez. Böyle olunca Kitap ve Sünnete ait olan bu sağlam kaynakları oku mak onlara zaman ayırmak, üzerinde düşünmek, problemleri bu esaslar çerçevesinde halletme ihtiyacı duymak ve bu sahadaki bilgili kimselerle istişarelerde bulunmak artık günlük hayatımıza dahil edilmelidir. İslâm ümmeti olarak ancak böyle bir gayretle ilerleme kaydedebilir, böylelikle Muhammed sûresi 7. ayetinde belirtilen: "Ey İman edenler, eğer siz Allah'ın davasına yardım ederseniz, Allah'ta size yardım eder, ayaklarınızı İslâm'ın hakkını koruma yolunda sağlam tutar" gerçeğine ulaşabiliriz. Böylece İslâm dışı bidat ve hurafelerle doldurulan kafa ve kalblerimiz ancak böyle bir disiplinli hareketle temizlenmiş olur ve tevhid akidesine girmiş oluruz.
       
      Kitabımızın müellifi Malik b. Enes b. Amir 93-179 (712-795) Medine'de doğup yine Medine'de vefat etmiştir. Önceden dedeleri Yemen'den gelip Medine'ye yerleşmişlerdi.
       
      Kendisi hadis, rivayet, fıkıh ve rey ilimleri tahsil etmiş olup, Nafı'Abdurrahman b. Hürmüz, İbn-i Şihâb ez Zührî, Yahya b. Said gibi alimlerden ders almıştır. Abdullah b. Ömer'in azadlı kölesi Nafi'den, İbn-i Ömer'in rivayetlerini, sahabilerin amellerini ve Hz. Ömer'in tatbikatını öğrenmiştir. . ( Muvatta İmam malik bin enes )
       
      İlk zamanlarda Mescid-i Nebevî de ders okutuyor ve fetva veriyordu. Sonraları idrarını tutamamaktan dolayı evine çekildi ve orada ders vermeye devam etti. Hem camide hem de evindeki derslerinde talebeleriyle tartışma ve fikir alışverişinde bulunmaksızın sadece bilgi verme ve anlatım yolunu tercih etti. Dolayısıyla kendisiyle bir talebesinin ihtilaflı olduğu bir konu kaydedilmemiştir. Fakat vefatından sonra bazı talebelerinin onun görüşlerine muhalif görüşleri nakledilmiştir.
       
      İmam Malik hayatı boyunca yedi Emevi, beş Abbasi halifesi ve otuz kadar da Medine valisi görmüştür.
       
      İmam-ı Malik, yaşadığı dönemdeki siyasi hayat konusunda nemelazımcı ve çekimser değildi, gerektiğinde muhalefet ederek tavrını ortaya koyardı.
       
      Mesela Harun Reşid'e bir mektup yazarak ona öğüt vermesi ve Allah'ın öfkesinden sakındırması, adaletten ayrılmamasını tavsiye etmesi bunun örneklerindendir.
       
      İmam-ı Malik, ehli hadis ve Hicaz'ın reisi olarak tanınmış olup, Allah'ın kendisine verdiği ilmi herkese verebilmek için büyük gayret göstermiştir. Harun Reşid hacca geldiği sırada çocukları Emin ile Me'mun'a ders vermesi için Malik 'i huzuruna çağırtması üzerine verdiği cevap meşhurdur: "İlim gelmez, ilme gidilir." Elli yıl kadar süren hocalık hayatında hadis dersleri ile birlikte olmuş, olaylarla ilgili konulara fetva vermesi şeklinde iki yönlü ilmi faaliyetini sürdürmüştür.
       
      İmamı Malik, ictihad ve hüküm çıkarmaya dair metodları Muvatta içerisindeki sözleriyle ve Müdevvene adlı kitaptaki nakledilen içtihatları, onun metodunu belirleme imkanı vermiştir. Buna göre İmam-ı Malik 'in usulü şöyledir:
       
      1 -      Kur' an' a başvurmak
      2-      Sünnete başvurmak
      3-      İcma (Muvatta' da el emrul muctemeu aleyhi) diyerek bunun da bir delil olduğunu kabul etmiştir.
      4-      Rey   (kendi   görüşü)   hadisçi   olmasına   rağmen   hüküm   bulunmayan konularda hüküm çıkarmaya da kendi görüşüne de yer vermiştir.
      5-      Medine   halkının   tatbikatı   vahye   muhatap   olan   Medine   halkının uygulamaları da Malik'in yanında belli bir önem arzeder.
       
      Kitap içerisinde geçen "el emrul muctemeu aleyh = bizdeki ittifak edilen hüküm, "El emru ındena = Bizim yanımızdaki hüküm, "El emrü bi belediha = Bölgemizdeki (Medine'deki) hüküm, "Ba'zu ehlil ilim = Bazı alimlerin görüşlerinden kendisinin beğenip tercih ettiği görüşleridir. İçtihad metodu hakkında Malik (ra) şöyle der: "Rasûlullah (s.a.v.) hariç herkesin sözü kabul ve reddedilir." Kendi imamını taklitten dolayı sahabe sözünü terk eden kimseye tevbe teklif edilir." Ben de bir insanım hata da eder, isabette ederim, görüş ve içtihadlarımı inceleyin, Kur'an ve sünnete uyanları alın, gerisini terk edin." İmam Malik hac görevi dışında Medine'den hiç ayrılmamıştır. Ondan ilim alanlar onu hep Medine'de bulup ilim tahsil etmişlerdir. Mısırlı, Tunuslu, Iraklı birçok talebesi vardı. Malik, talebelerine ders ve fetvalarım ne yazmalarını emretmiş ne de bu işten onları engellemiştir. Onun fetvaları talebeleri tarafından günümüze aktarılmıştır. Kendisi bizzat meydana gelen olaylara cevap vermek ister, fakat olmamış teorik meseleler hakkında cevap vermekten hoşlanmazdı.
       
      Eserleri:
       
      1 -     Elinizdeki Muvatta'
      2-      Kitabüs Sünen
      3-      Kitabül Menasik
      4-      Kitabül Mücâlesat
      5-      Kitabül Akdiye
      6-      Risale fil Fetva
      7-      Risale
      8-      El Müdevvenet-ül Kübra
       
      Bu eserlerden Muvatta'ı okuduğunuzda anlayacağınız gibi fıkıh konularını, Medine halkının uygulamasını, sahabe ve tabiin fetvalarını ve kendi içtihatlarını muhteva eder. Muvatta'da 1720 hadis olup 600'ü müsned 222'si mürsel 613'ü mevkuf 285'i maktu'dur. Kitapta Hz. Ömer ve oğlunun görüşleri belirginlik arzeder 250'yi geçen eser ve fetva Ömer ve oğluna aittir. Muvatta'ın pek çok rivayeti olup bunlardan ikisi meşhurdur.
       
      1- Yahya b. Yahya el Leysî (ölümü 234)
      2-  Muhammed b. Hasen eş Şeybâni (132-189)
       
      Pek çok şerhi de yapılmış olan Muvatta ve müellifi hakkında pek çok alim incelemede bulunmuş ve değerli çalışmalar yapmışlardır. Sizleri kitapla baş başa bırakmadan önce tercümemizde takip ettiğimiz usulü de açıklayalım.
       
      Kitap başlıkları, Kitab-üt Tahara = Temizlik bölümleri diye tercüme edilmiş, bab başlıklarına bölüm adı verilmek suretiyle bazen soru şeklinde bazen de hadis metnindeki içeriğe göre bir başlık verilmiş ve kelime kelime tercüme edilmemiştir. Rasûlullah (s.a.v.) denildiğinde mutlaka (s.a.v) denilmiş. Hadisin senedindeki ilk ravi de (r.a) denilmiş, her sahabe ve tabiin ismi geçtiğinden dile ağırlık olacağı için (r.a) denmemiştir. Her hadisin altına o hadisin başka nerede bulunabileceği yer (tahriç) de verilmiş, Kütüb-ü sitte ve Dârimi süneninin kitab adı ve bab numarası verilmiş ve okuyucuya o hadisi başka nerde bulabileceği kolaylığı sağlanmıştır."
       
      Bu çalışma yapılırken; Ahmet Muhtar Büyükçınar, Yaşar Erol, Ahmet Arpa, Durak Pusmaz ve Abdullah Yücel tarafından terceme edilen ve 1982 yılında Altuğ yayınları tarafından basılan iki ciltlik baskı ile bu baskıya Ali Osman Koçkuzu danışmanlığında Muhiddin Uysal ve Mehmet Akyüz tarafından yapılan yüksek lisans semineri (kitabın tenkid ve tahlili) ve aynı kitabın ikinci baskısı olarak dört cilt olarak Beyan yayınları tarafından Doç Dr. Vecdi Akyüz redaksiyonuyla düzenlenen nüsha elimizin altında bulundurulmuştur.
       
      Hadis okuyucularına faydalı olması için Kütübü Sitte ile birlikte Darimi ve Muvatta isimli hadis kitaplarının kitab ve bölümleri birer çizelge olarak sunulmuştur, Ayrıca Usulü hadis bilgileri de özet olarak verilmiş bir de ayet ve hadislerde geçen ölçü birimlerinin bu günkü değerlere uyarlanmış şekilde çizelgeler verilmiştir ki böylece kişi hadislerde geçen ölçü biriminin bu günkü değerini öğrenmiş olacaktır.
       
      Bu çalışmamızda müslümanlara faydalı olmuş isek bu fayda Allah'ın yardımı sebebiyledir. Tüm hata, kusur ve yanlışlar bize, doğrular ise Allah ve Rasûlullah (s.a.v.)'e aittir,
       
      Çalışma, gayret ve samimiyet bizden, faydasını bol kılıp hidayet vermesi ALLAH'tandır. (cc)
       
      "Başarım sadece Allah'ın yardımı iledir. Sadece O'na dayanıp güvenir ve O'na yönelirim." (11 Hûd 88)
       
      "... Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi bu gerçekten bir daha saptırma..." (3 Al-i İmran 8)
       
      "... Ey Rabbim! Benim canımı müslüman olarak al ve beni dürüst, erdemli insanlar araşma kat." (12 Yusuf 101)
       
      Abdullah PARLIYAN
      20 Recep 1428
      3 Ağustos 2007 KONYA

       
       
           ÖZLÜ USÛLÜ HADİS BİLGİLERİ
       

      Usûlü Hadis: Hadis ilminin esas konusundan önce öğrenilmesi gerekli kurallar, prensipler ve başlangıç bilgileri yani teknik bilgiler demektir.
       
      Kur'an'dan sonra İslâm dininin ikinci kaynağı olan (sünnet) hadis; 59 Haşr 7, 4 Nisa 79, 3 Al-i Imran 31, 33 Ahzab 21, 4 Nisa 65 ve 16 Nahl 44 ayetleriyle Müslüman'ın hayatında en büyük önemi taşımaktadır. Çünkü, sünnet ve hadisler Kur'an'ın açıklaması durumundadır.
       
      Ayette geçmeyen fakat sadece hadisle bildirilen bazı konular da vardır ki: "İpek elbisenin erkeklere haramlığı" "Denizin suyunun temiz, içersindekilerin de helal olup yenebileceği" "Yırtıcı hayvanlardan ve bazı kuşlardan eti yenmeyecek olanların bildirilmesi" gibi pek çok konular da hadislerle bildirilmiştir.
       
      Bu sebeple Hadis (sünnet) ayrı bir değer ifade etmektedir.
       
      Necm sûresi 4. ayeti; hadislerin de vahye dayandığını bildirir 42 Şura 51. ayeti de bu konuyu vurgular.
       
      Vahyedilen şeylerin iki bölüm olduğunu biliyoruz.
       
      1- Okunan Vahiy: Namazda ve namaz dışında okunarak kulluk yapılır. Kur'an gibi.
       
      2- Okunmayan Vahiy: Yani hadisler ve sünnet sadece içeriği ile kulluk yapılmış olur. Hadisler içerisinde Kudsî, ilâhî ve Rabbani, hadis denilen bir kısım daha vardır ki hem sözü hem de manası Allah'tan olup Kur'an'a girmeyen hadis kitaplarında: "Rabbinden rivayet ettiği bir hadiste" veya "Rasûlullah (s.a.v.), Allah'tan şöyle rivayet etmiştir" şeklinde gelen sözlerdir ki bunlara Kudsi hadisler denilir.
       
      Hadisler, Asrı saadette bir araya toplanmaya başlamıştır. H. 150 yılından itibaren de tasnif edilerek çeşitli kitaplar haline getirilmiştir. Hicri 3.asırda ise "Kütüb-ü Sitte" ve "Müsned" türü kitapların bir araya getirildiği devirdir. 3,asırdan 7.asrın ortalarına kadar özel metotlarla pek çok hadis alimi değişik özelliklerdeki eserlerini meydana getirmişlerdir.
       
      İlk asırda hadisin metni ve senedi yönünde söz eden sahabilerden, İbn Abbas, Ubade b. S amit, Enes b. Malik ve Âişe (r.anhüm) sayılabilir, bunları takip eden dönemde büyük tabiinlerden diyebileceğimiz Şa'bî, Said b. Müseyyeb ve İbn Sirîn'de bazı rivayet ve raviler hakkında söz etmişlerdir.
       
      İkinci asırda -orta yaşlı tabiin dönemi- hadislerin metin ve sened tetkiki ve tenkidi biraz daha hareketlenmiş çeşitli mezhebler ve pek çok milletler ve kültürlerle temas neticesinde ve sünnete karşı bidatçıların hadis uydurmaları karşısında bu konuda çalışan ve konuşan pek çok kişi çıkmıştır. A'meş, Şu'be, Malik b. Enes, Ma'mer, Hişam, Evzâî, Süfyan es Sevrî, Hammad b. Seleme ve Leys b. Sa'd bunlar arasında sayılacak gözde şahsiyetlerdendir. Bu asırda usulü hadis ilmine ait, Râmehurmuzî, Hatîb Bağdadî, Neysabûrî, İbn-ü Salah eserler kaleme almışlardır. Daha sonraları bu konuda pek çok eser kaleme alınmış ve usûlü hadis ilmi içerisinde: "Cerh ve Ta'dil (Tenkid ve düzeltmek), Sahabeyi iyi tanıma, Hadis rivayet edenlerin hayatı, Hadis rivayet edenlerin değişik isim ve lakapları, birbirine zıt gibi görünen hadislerin birbirleriyle çelişkisiz hale getirilmesi, manası zor anlaşılan hadislerdeki bazı kelimelerin açıklanması, uydurma sözlerin tesbiti ve teşhiri" bir de en zor ilim kolu denilebilcek "İllet-ül hadis (Hadisin metin ve senedinde herkesin anlayamayacağı sadece yetkili kimsenin bilebileceği kusurlardan bahseden ilimlerde ortaya çıkmış ve bu konularda da pek çok eserler kaleme alınmıştır. Bu konuda en özlü eseri Tirmizî vermiş olup 3. cildin sonunda 51: Kitab-ül İlel olarak tercüme edilmiştir.
       
      Yine hadisler değişik konularda da kaleme alınarak Akaid (İman esasları), Ahkâm (İbadet ve muamele), Rikak (İman ve ibadet duygusunu kuvvetlendiren dünyaya bağımlılığı zayıflatan), Adab (Yeme içme giyim kuşam ve ahlakî konulan konu edilen) Tefsir (Taberi ve Süyutî'nin tefsirleri gibi sadece hadislerle Kur'an tefsiri, tarih ve Peygamberlerin hayatları) Şemail (Peygamberimiz (s.a.v) şekil ve davranışları) Fiten (Kıyamet alametleri gibi konularda) da özel kitaplar yazılmıştır.
       
      Yazılış metotlarına göre de hadis kitapları:
       
      Camiler: Bir önceki paragrafta sayılan sekiz konuyu içeren kitaplardır ki; Buharî, Müslim ve Tirmizî'nin sahihleri bunlardandır.
       
      Müsnedler: Hadisi rivayet eden ravilerin isim sırasına göre düzenlenmiş kitaplardır. Tek şahıs olarak düzenlenmiş müsnedler olduğu gibi tüm ulaşabildiği hadisleri ravilerine göre kaleme alanlar da olmuştur. Ahmed b. Hanbel'in Müsnedi gibi.
       
      Mu'cemler: Bir hadisçinin rivayet ettiği şeyhinin ismine göre düzenlediği hadis kitaplarıdır. Taberânî'nin Mu'cemleri gibi
       
      Cüzler: Muayyen kişilerin veya muayyen konularda meydana getirilen hadis kitapçıklarıdır. Kırk hadisler veya Ru'yetullah konusundaki hadisleri toplayan hadisler gibi.
       
      Müstahraç: Bir hadisçinin kendisinden önce meydana getirilen bir eseri esas alarak kendi rivayet ettiği şeyhinin rivayetini alarak kitap sahibinin rivayet yolundan ayrı kendi isnadıyla rivayet ettiği hadis kitabıdır. En çok Buharî ve Müslim üzerine yapılmıştır.
       
      Müstedrek: Genellikle bir hadisçinin şartına uyduğu halde kitabına almadığı hadisleri toplayan kitaplardır. Hâkim'in Buharî ve Müslim'e yaptığı gibi.
       
      Etraf: Bir hadisin sadece bir bölümü alınarak meydana getirilen kitaplar olup yine Buharî ve Müslim üzerine pek çok hadisçiler tarafından yapılmıştır.
       
      Ahkam: Dini hükümleri içeren hadislerin bir araya getirildiği cami' ve musannef türünden kitaplardır. Sünen ismi de verilir.
       
      İlel: Dış görünüşü olarak bir şey görülmeyen fakat yetkili kişilerin bilebildiği hadislerin sened ve metinlerindeki kusurları tespit edip bulan bir ilim dalıdır. En küçük şekli Tirmizî'nin kaleme aldığı olup 3. cildin sonunda 51: Kitab-ül İlel olarak tercemesi sunulmuştur,
       
      Sahih: Sahih hadisleri içeren kitablara verilen bir isim olup Buharî, Müslim, İbn Hıbban ve İbn Huzeyme'nin sahihleri gibi. ... olmak üzere çeşitlere ayrılır.
       
      Sadece Müslümanlara has olan isnad ve sened ilmi; ki hadis bu bilgiden ve hadisin metninden oluşur. Peygamberimizden başlayarak bize o hadisi aktaran hadisçiye kadar "üç-dört-beş kişiden oluşan sahabi, tabiin, tebe-i tabiin ve hadis kitabının yazan ve Peygamberimiz (s.a.v.)'den aktarılan sözü ki; ilk bölümüne "sened" ikinci bölümüne de "metin" adı verilir.
       
      Bize kadar ulaşan hadisler bazen manasını muhafaza ederek başka bir ifadeyle, bazen aynen, bazen dinlenme ve işitme yoluyla bazen da okuma yoluyla, bazen da hoca durumunda olan hadis rivâyetçisinin talebe durumunda olan kimseden dinleyip doğrudur demesi şekli olan "İcazet" yoluyla veya elden ele yazılı belgeler aktarmak suretiyle, yazarak, haber vererek vasiyet yoluyla ve herhangi bir yerden yazılı belge bulma "Vicadet" yollarlarıyla bize ulaştırılmıştır.
       
      Hadisleri bize nakledenler, ilk asrın insanları olan sahabiler ki 2 Bakara: 143, 3 Âl-i İmrân: 110, 8 Enfal: 64, 9 Tevbe: 100, 48 Feth: 18, 59 Haşr: 8. ayetleriyle övülmüş kimselerdir. Pek çok hadislerle de bize; en hayırlı insanlar oldukları ve incitilmemeleri gereği bildirilmiştir. Hadis kitaplarımızda çok hadis rivayet ederek meşhur olanları: "Ebû Hüreyre, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes'ud, Enes b. Malik, Cabir b. Abdullah, Ebû Said el Hudrî ve Abdullah b. Amr, bunlardandır. Bunları da kendi aralarında derecelendiren alimler olmuştur. Sayısının 114 bin olduğu da tesbitler arasındadır. Yine sadece sahabenin hayatından bahseden eserler de meydana getirilmiştir.
       
      Yine ikinci asır insanları denilen "Tabiûn" neslide Peygamberimiz (s.a.v)'in hadislerini bize aktarmada en büyük görevlerini yapmışlardır. Bunların da en meşhurları: "Üveys el Karani, Said b. el Müseyyeb, Hasan-ı Basrî, Ata b. ebî Rebah" bunlardandır. Bunları da tabakalara ayırıp derecelendiren alimler olmuştur.
       
      Üçüncü Asrın insanları ki Peygamberimiz (s.a.v)'in en hayırlı nesiller diye haber verdiği kimselerin üçüncü nesli de bunlardır. Bunların da en meşhurları: "Malik b. Enes, Şafii, Evzâî, Sevrî, Şu'be, İbn-ül Mübarek" tir.
       
      Bize bu hadisleri aktaran her üç asrın insanında aranan bazı özellikler de vardır ki, bunlar: Müslüman, ergenlik çağına gelmiş, aklı başında, günah ve edep dışı hareketlerden uzak duran, dikkatli, uyanık, hafızası sağlam olmasıdır. Bu şartları kendisinde bulunduran ve değişik isimler altında, "Muhaddis, Hafız, Hüccet, Hakim" diye adlandırılan değişik konularda mütehassıs bilginler de gelip geçmiştir.
       
      O derece ki hadis rivayet edenleri tenkid için yazılan kitapların cilt sayısı büyük rakamlara ulaşmaktadır. Bu mütehassıs bilginler hadis rivayet eden kimseleri yalan söylemesi veya yalan söylemekle itham edilmesi, çok yanılması, dikkatsizlik, günahkarlık doğru zannı ile bazı hatalarda bulunmak (vehm) ve hafıza bozukluğu ve benzeri hususlarda süzgeçten geçirip hadisin sağlam bir şekilde sonraki nesillere ulaştırılmasına yardımcı olmuşlardır. Bu işi yaparken de "İnsanların en sağlamı, adil, çok doğru, Ustad, hadisi kabul eden kişi" diyerek hadisi rivayet edenlere isimler vermişler. Rivayette kusurlu gördüklerini de "Gevşek, kuvvetli biri değil, hadis konusunda zayıftır, hakkında konuşulmuştur, hadisleri kabul edilmez, meçhuldür, çok hata yapar, hadisi hiçe sayıldı, beş para etmez, mahvolmuş, sözkonusu bile edilmez, terk edilmesinde görüş birliğine varılmış, çok yalancı, yalanın direğidir, hadis uydurdu" gibi sözlerle tenkid edip o kimseleri kabul etmemişlerdir.
       
      Hadisleri de kendi aralarında çeşitlere ayırıp derecelendirmişlerdir. Tirmizî dönemine kadar hadisler, sahih ve zayıf diye iki bölümde mütalaa edilirken Tirmizî bu derecelendirmeye "Hasen" diye üçüncü bir ilave daha getirmiştir.
       
      I. SAHİH HADİS: Güvenilir ve adaletli kişilerin birbirlerinden kesintisiz olarak rivayet ettikleri her türlü teknik hastalıktan uzak hadislere denir. Buharî, Müslim ve bazı hadis kitapları bu tür hadislerle doludur. Akim kabul edemeyeceği kadar çok sayıda kişilerin ve yalan söylemek üzere birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların görerek veya işiterek naklettikleri haber ve hadislere de "Mütevatir hadis" denilir.
       
      İL HASEN HADİS: Kesiksiz ve teknik hatadan uzak fakat adalet ve zapt bakımından biraz gevşek kimselerin rivayet ettikleri sahih hadis derecesine ulaşamayan hadislere denir, Hasen hadisle ilgili Tirmizı'nin ortaya koyduğu bazı terimler vardır ki şunlardır:
       
      Hasen (sahih): Hadisin birkaç senedinin olduğunu ve şahitlik derecesine ulaştığını gösterir. Bu ifade bir yönden hasen diğer yönden sahih anlamında da anlaşılmıştır.
      Hasen garib: Gariblik hem sened hem de metinde olur ve tek bir senedle rivayet edilir ve manasım takviye eden başka deliller de bulunursa, Tirmizî bu tür hadislere bu ismi vermiştir. Çünkü garib hadis bazen sahih, bazen hasen, bazen de zayıf olabilir. Rivayet edenin tereddüdünden dolayı garib adını almıştır.
      Hasen sahih: Aynı hadis metni birkaç senedle gelmişse bu hadis bazen sahih, bazen hasen senedle gelmiş demektir. Bu sebeple senedler birbirini takviye etmiş olacağından hasen sahih denilen hadis, sahihten daha kuvvetli sayılır.
       
      III. ZAYIF HADİS: Sahih ve hasen hadisin şartlarını taşımayan hadislerdir. Bu özelliklerden herhangi biri eksik olursa, hadisçiler tarafından pek çok çeşidi ortaya konan zayıf hadisin meşhur olan şu çeşitleri vardır:
       
      A. Mu'dal: Senedin herhangi bir yerinden iki ve daha çok ravi atlanırsa veya isimleri söylenmezse bu çeşit hadislere mu'dal denilir.
      B. Munkatı: Senedindeki bir kişinin hiç adı geçmeyen veya kapalı bir şekilde geçen hadistir.
      C. Müdelles: Seneddeki bir kusurun gizlenmesidir ki birkaç çeşidi vardır.
      D. Metruk: Hadisçilerce kusurlu sayılan bir kimsenin tek başına rivayet ettiği hadistir.
      E. Münker: (Şaz) İki zayıf rivayet edenden daha zayıf olanın diğerine aykırı olarak yaptığı rivayettir.
      F. Muallel: Sadece hadis bilginlerinin fark edebileceği bir kusuru bulunan hadise muallel veya ma'lul denir.
      G. Müdrec: Senedde veya metinde başkaları daha sağlam zannetsinler diye bir ilave yapılmış hadislerdir.
      H. Maklûb: Metin ve senedte yapılan altını üstüne getirme olayıdır.
      L. Muzdarib: Değişik şekillerde rivayet edilir ve tercih yapma imkanı da olmasa bu çeşit hadislere de muzdarib denilir.
       
       
      SAHİH HASEN ZAYIF HADİSLER ARASINDAKİ ORTAK TERİMLER
       
       
      Müsned: Senedinde hiç atlama bulunmayan hadistir. "Merfu" ve "Muttasıl" da aynı anlamdadır.
      Mevkuf: Ashab'tan nakledilen söz iş ve takrirlerdir.
      Maktu: Tabiinlere ait olarak nakledilen söz ve işlerdir, "Munkatı" da denilir.
       
      IV. MEVZU (UYDURMA) HADİSLER: Bir kimsenin çeşitli nedenlerle uydurup Rasûlullah (s.a.v.)'e nisbet ettiği hadislerdir ki: "Kim bilerek benim hakkımda, benden olmayan bir şeyi benden imiş gibi söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın." Hadisine göre o kimse mutlaka cehennemliktir. Bu konuda insanları uyarmak için pek çok kitaplar yazılmış, içerisinde uydurma hadisleri toplayan konmuştur.
       
       
          AYET VE HADİSLERDE GEÇEN ÖLÇÜ BİRİMLERİNİN ÇAĞDAŞ ÖLÇÜLER CİNSİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
       
      *Kur'ân-ı Kerîm'de; "Ölçüp tarttığınızda şaşmaz bir teraziyle tartın"1 diyerek ölçü işlerine dikkat edilmesi gereğini vurgulayan Rabbimiz, en küçük ağırlık birimi kabul edilebilecek "Zerre" kelimesini, pek çok ayetlerde2 kullanmıştır. Yine ağırlık birimi olarak kullanılan "Hardal tanesi" de bazı ayetlerde geçer3 "Kıntar"4 ve çoğu "Kanatîr"5 de ayetlerde geçen ölçü birimlerindendir. Yine en küçük ölçü birimlerinden olan "Nakîr"6 Kıl kadar anlamında olan: "Fetîl"7 ve yine en küçük ağırlık birimi olan "Kıtmîr"8 ve en küçük para birimi Dirhem'in çoğulu olarak "Derahim"9 kelimesi Kur'ân'da geçen ölçeklerdendir.
       
      Ayrıca, ölçü ve tartı işlerinde dürüst ve duyarlı olunması gereğini10 bizlere bildiren Rabbimiz bir nevi ölçek durumunda olan su kabı "Suvağ"" kelimesini derleyip toplamak anlamına gelen "Vesak"12 kelimesini kitabımızda kullanmıştır. Ayrıca değişik ölçü birimleri olarak kullanılan ve en büyük ölçek anlamında "Yeryüzü"13 kelimesini, avuç anlamındaki "Kabza"14 kelimesini ve Arşın anlamındaki "Zira"15 kelimesini Kur'ân'da kullanmıştır.
       
      *Hadis-i şeriflerde de "Mizan, Vezin, Dirhem, Dinar, Okıyye, Kantar, Mûd, Sa', Farak, Arak, Vesk, Kist, Mûd, Mekûk, Kafiz, İrdeb, Kur'." Uzunluk ölçüleri olarak ta; "Fersah, Mil, Ğalve, Zira, Kabza" kelimeleri kullanılmıştır.Ondört asır önce bu ayetler indirildiği ve bu hadisler söylendiği zaman tüm o çağın insanları anlıyorlardı. Bugün aradan bu kadar zaman geçmesine ve ölçü birimlerinin değişime uğramasıyla tüm Coğrafyalarda değişik isimler adı altında ölçekler kullanılmaktadır. Pek çok İslâm Coğrafyası değişik ölçü birimleri kullanmakla beraber kilo, litre, metre, kilometre ölçülerinde birliktelik gözlemlenmektedir. Bu yüzden okuduğumuz hadislerde geçen bu ölçü birimlerini bir cetvel halinde okuyucu ve araştırmacı kardeşlerimize kolaylık olsun diye bu cetvelleri aşağıda veriyoruz. Bu cetveller hazırlanırken "M. Necmüddin el Kürdî" nin Mastır tezi olarak hazırladığı İbrahim Tüfekçi'nin Tükçe'ye tercüme ettiği, "Şer'i ölçü birimleri ve Fıkhî hükümleri" kitabından büyük ölçüde istifade edilmiştir. ( Muvatta Tercümesi , Malik bin Enes (ra) , Abdullah Parlıyan , Konya Kitapçılık , yazar , tercümesi )

       
      1 26 Şuara: 182
      2 4 Nisa: 40; 10 Yunus: 61; 34 Sebe' 3-22; 99 Zilzal 7-8
      3 21 Enbiya: 47; 31 Lokman: 16
      4 3 Al-i İmrân 75; 4 Nisa; 20
      5 3 Âl-İ İmrân:14
      6  4 Nisa: 53; 4 Nisa: 124
      7  4 Nisa: 49, 77; I7 İsra:71
      8  35 Fatır: 13
      9  12 Yusuf: 20
      10  11 Hud: 85;26 Şuara: 181, 182; 6 Enam: 152
      11  12 Yusuf: 72
      12  84 İnşikak: 17
      13  39 Zümer: 67
      14  20Taha: 96
      15 69 Hakka 32
       
       
                         UZUNLUK ÖLÇÜLERİ
       
      1-Bir katır kılı 0,5 mm
      2- Altı katır kılı normal bir arpa tanesi kadar eder 3.33 mm.
      3- Altı normal arpa tanesi, normal bir parmak kalınlığı eder "İsba" 20 mm
      4- Dört parmak kalınlığı bir kabza eder ki "Kabza" 80 mm
      5- 24 parmak kalınlığı bir zira' bir arşın eder ki, "Zira', Arşın" 48 cm.   Normal bir kişinin dirseğinden orta parmak ucuna kadar ki uzunluktur.
      6- Dört Zira' bir ba' bir "Kulaç" eder ki; 192 cm
      7- "Ğalve" bir ok atımı mesafedir ki; 192 metre
      8- "Mil" 3500 Zira' eder ki; 1680 metre
      9- "Fersah" üç mil eder ki; 5,04 km
      10-"Berîd" dört fersah eder ki; 20,16 km. dir.
       
       
      İslâm ülkelerinin çeşitli bölgelerinde kullanılan tefsir ve hadis kitaplarında isimleri geçen değişik zira' ölçüleri vardır ki isimleri ve parmak cinsinden ölçüleri şöyledir:
       
       
      Sevda                  : 27 parmak kalınlığı
      Hadid 27 parmak kalınlığı
      Yusufiyye 26 1/3 parmak kalınlığı
      Kâdiye 25 1/3 parmak kalınlığı
      Yed 24 parmak kalınlığı
      Mürsele 24 parmak kalınlığı
      Evanî 24 parmak kalınlığı
      Kirbâs 28 parmak kalınlığı
      Misaha 28 parmak kalınlığı
      Kadîm 28 parmak kalınlığı
      Küçük hâşimî 29 2/3 parmak kalınlığı
      Mimariye 30 parmak kalınlığı
      Neccar :30 parmak kalınlığı
      Büyük haşimî :32 2/3 parmak kalınlığı
      Ömeriyye :24+4+3=31 parmak kalınlığı
      Mizaniyye :72 2/3 parmak kalınlığı
       
       
                     AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ
       
      1-Habbe             : Buğday ve arpa tanesi 0,0589 gr.
      2- Tusuç   0,124 gr.
      3- Kırat   0,1856 gr.
      4- Danik (Yaklaşık yarım gram) 0,495 gr.
      5- Nevât Beş dirhem 14,85 gr.
      6-Neş Yirmi dirhem 59,4 gr.
      7-Ukıyye Kırk dirhem 118,8 gr.
      8- Rıtıl Dört yüz seken dirhem 1425,6 gr.
      9-Men Dokuz yüz altmış dirhem 2851,2 gr
      10- Kıntar:            On iki bin dirhem                            35,640 gr.




      İmam Malik (ra) tarafından yazılan, Abdullah Parlıyan ın tercüme ettiği, Konya Kitapçılık ‘ın YayınladığıMuvatta Tercümesi adlı kitabı incele diniz..
      Diğer Özellikler
      Stok KoduKon Muv
      MarkaKonya Kitapçılık
      Stok DurumuVar
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.