• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Özünüzde İyilik Var

      Özünüzde İyilik Var
      Özünüzde İyilik Var
      Görsel 1
      Görsel 2
      Fiyat:
      25,00 TL
      İndirimli Fiyat (%38) :
      15,50 TL
      Kazancınız 9,50 TL
      15.50 www.goncakitap.com.tr
           Stoktan Kargo

      Kitap            Özünüzde İyilik Var 
      Yazar            Sıtkı Aslanhan
      Yayınevi       Çınaraltı Yayıncılık
      Liste Fiyat    25 TL
      Kağıt Cilt      2.Hamur,  Sert Kalın Ciltli
      Sayfa Ebat   184 sayfa – 13.5x21 cm.
      Yayın Yılı      2017 
      ISBN             97860555638 


      Sıtkı Aslanhan Özünüzde İyilik Var kitabını incelemektesiniz.    
      Çınaraltı Yayıncılık Özünüzde İyilik Var kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

      Selâm olsun…

      Selâmların en güzeli ile tutunabilmek hayata…

      Gelecek kaygısı, endişe, umutsuzluk, yalnızlık korkusu, sağlığımızı yitirmek ya da yitirme korkusu…Dikkatlice düşündüğümüz zaman hayatımızı korkuların sardığını görüyoruz ve geleceğe dair umudumuzu yitiriyoruz…Oysaki sokakta ciğer satarak insanlara hizmet etmiş Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerini, Fatih’i yetiştiren Akşemseddin Hazretlerini, dergaha kırk yıl odun taşımış olan Yunus Emre’yi ve daha nice ismi her zaman hatırlamalı ve anmamız gerektiğini unutmamalıyız…

      Amacı, insana hizmet etmek olanların kaygısı olmaz. İnsanı seven en başta kendini sever, etrafına mutluluk saçar. Fakat şimdi insanlar komşusunu dahi tanımıyor. Oysaki bizim bir selâmımız var… Selâm duadır, iyi dilektir, iyi niyetini karşındakine sunmaktır. Bu da muhabbeti, sevgiyi, saygıyı doğuran en temel değerlerimizden biridir…

      Bizler rahmet peygamberinin ümmetiyiz ve ona yakışır bir ahlaka bürünerek geleceğe umut, sevgi, merhamet ve adaletle yürümeli ve selâmların en güzeli ile tutunmalıyız hayata…

      Bu kitap, kanaatten, edebe, özgüvenden, umuda hayatta neye ihtiyacımız varsa geçmiş örneklerle önümüze getiriyor. Her satırda kendinizi sorgulayacağınız, çevrenize bakmanıza vesile olacak fikirler ve yaşanmışlıklar, en başta Peygamber Efendimizin gölgesinde sizlere sunuluyor…


      Bereketli Bir Başlangıç

      "İnsanların en acizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir. "

      Hz. Muhammed (s.a.v)

      Başlangıçlar hayatımızın her döneminde önemlidir. Güzel bir başlangıç güzel bir sürecin de habercisidir. Selam da kura­cağımız diyalogların başlangıç noktasıdır. Başlangıcımızı po­zitif ve içten bir şekilde kurarsak iletişim halinde olduğumuz varlıklar da bize aynı şekilde güzellikleri sunacaktır. Önemli görmesek de selamın aslında öyle bir tılsımı var ki; selamsız bir başlangıç güne gün ortasından, güneşten sonra başlamak gibi bereketsiz ve soğuk. Aslında dinimizde de oldukça önem­senen selam olgusu, bir nevi dua hükmünde. "Benden sana zarar gelmez" demek bir bakıma. Esenlik dilemek, karşıdakinin her türlü kötülüklerden uzak olmasını temenni etmek ve dünyada da ahrette de her türlü iyilik, güzellik, mutluluk se­nin olsun demek. Hepimiz bazen diyaloglarımızın soğuk ve tabiri caizse bozuk bir elmanın ağızda bıraktığı tat gibi yavan olduğunu gözlemlemişizdir. Bunun nedeni üzerine zaman za­man düşünürüm. Elbette çok farklı sebepler vardır ancak ço­ğumuz, kendimizi güvende hissetmediğimiz zaman etrafımıza görünmez koruma askerleri yerleştiriyoruz ki bu da diyalogla­rımızın tatsız ve yavan olmasına neden oluyor.

      İşte selamında altında yatan, "Benden sana zarar gelmez, seni olduğun gibi kabul ediyorum" mesajı, baştan bu koru­ma askerlerinin silahlarını indirmesine vesiledir. İçten ve te­miz niyetli bir başlangıç kapısını "Acaba bana zarar verir mi?" diye yarım açan birinin kapılarını sonuna kadar açması­nı da sağlayacaktır. Selam, Kuran-ı Kerim'de de zikredilmiş. Hadis-i şeriflerde selam verme ve selamı güzeliyle alma üze­rine öğütler var. Selamın aramızda yayılması istenmiş. Çün­kü bizler, "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" di­yen bir dinin mensuplarıyız. Sevmek dinimizde iman etmiş olmanın ön şartı olarak kabul edilirken, Peygamber Efendi­miz (s.a.v) de, "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız" diye bir ipucuyla bizlere yol göstermişken, bizler selamsız bir başlangıcı ka­bul edemeyiz.

      Selam sadece insanların birbirine değil, yaratıcının yeryü­zünde yarattığı her şeye selam vermeyi kapsıyor. Toprağa, kuşa, ağaca, yolda geçen vatandaşa, yeri geldiğinde yuvasın­dan yeni çıkmakta olan karıncaya bile dönüp selam vermek lazım. Çünkü selam bir farkındalık, çünkü selam bir tefek­kürdür aynı zamanda. Selam ne güzel kelâm... Selamı ara­mızda yayalım. Birbirimizi yürekten selamlayalım. O halde bu güzel başlangıcımız için; Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu...


      Selam Ver

      Toprağa, kuşa, kurda, ağaca
      Yoldan geçen vatandaşa
      Yuvasından çıkan karıncaya Selam ver.

      Çırpınan, köpüren suya
      Yüzen, koşuşturan balıklara
      Yatmış, yayılmış kumlara Selam ver.

      Kırlarda açan papatyalara
      Ekinlere, zararlı nebatatlara
      Toprağı saran haşerelere, sürüngenlere Selam ver.

      Bağıran, çağıran acuzeye
      Güneşi bekleyen gonca, güle
      Gözünün gördüğü kadın ve ere
      Selam ver.

      Terki diyar eden ehli ukbaya
      Yaşlıya, gence, bebeğe
      Köşe başındaki dilenciye
      Selam ver.

      Eşe, dosta, akrabaya
      Güneşe, aya, yıldızlara
      Aynalarda kendine
      Selam ver.

      İlkay COŞKUN



      Sağlıklı Beslenme Sade Hayat

      Bütün büyük şeyler sessiz alçak gönüllü bir şekilde yapılır. Büyük ve gerçek şeyler daima sade ve alçak gönüllüdür.

      Tolstoy
       


      Sağlıklı beslenme, hayati bir konudur. Bugün insanlar sağ­lıksız ve mutsuz çünkü, yiyip içtiklerinin haddi hesabı yok. Kasım ayında çilek, ocak ayında karpuzlar yeniliyor. Yılın her günü domates, biber, patlıcan ve her türlü meyve ve sebze yiyebiliyoruz. Yediklerimizin şekli daha güzel, daha parlak ama sağlık noktasında aynı olumlu cümleleri kurmak mümkün de­ğil. Yediğimiz, içtiğimiz her şeyin davranışlarımız üzerinde et­kili olduğunu düşünüyorum. Hele küçük çocuklarımıza ye­dirdiklerimizin onların karakter oluşumunda etkili olduğunu unutmamamız gerekiyor. Sevgili dostlar; her besinin kendi­ne ait bir doğal enerjisi var. Oysa zamansız yediğimiz bütün besinler enerjilerini doğru olarak açığa çıkartamamış olarak önümüze geliyor. Eğer her mevsimin kendine özgü meyvele­rinin, sebzelerinin olmasının bir hikmeti olmasaydı, o şekilde yaratılırlardı öyle değil mi? Bizler neden doğal yaratılışa müdahale edelim ki? Ne yediğimiz ne içtiğimiz beynimizin kim­yasını ve bununla bağlantılı olarak da duygularımızı etkiliyor, bunu sürekli hatırlamamız gerekiyor.

      Eğer beden topraktan oluştuysa topraktan beslenecek. Topraktan çıkan gıdadan beslenecek. Bugün bedenlerimiz de sağlıksız. Hepimiz hastayız. İlaç kullanmayanımız yok. Doğal kaynaklardan beslenemememiz sonucunda hasta oluyoruz. Hazır gıdalar, kolalar, cipsler, genetiği ile oynanmış ürün­ler yersek bedenimiz bir süre sonra bunlara tepki vermeye başlayacaktır. Oysa bir şey tüketeceğimiz zaman, bize veri­len emaneti iyi korumak adına, tüketeceğimiz ürünün nere­den geldiğine, içinde ne olduğuna bakmamız gerekiyor. Bu beden bize emanet ve bu bedenimize göstermemiz gereken bir vefa. Daha önce rahmetli Esat Coşan Hocaefendi'nin bir sohbetinde dinlemiştim. Eskiler der ki; "Yeni bir memleke­te gittiğiniz zaman, vücudunuz oranın havasına oranın orta­mına alışsın diye oranın soğanını da sarmısağını da yiyin." Bana çok tuhaf gelmişti ilk zamanlar bu kural. Sonradan öğ­rendiğim kadarıyla soğan, sarımsak toprağın en derin yerin­den geldiği için, o bölgenin havasını, suyunu, iklimini ve her türlü özelliğini içinde barındırdığı için, tüketildiği zaman be­denin yeni bölgeye olan intibakını kolaylaştırırmış. Şimdiler­de ise bizim ne yediğimiz belli değil. Salamlar, sosisler, içinde ne olduğu belli olmayan bir sürü gıda.

      Bir diğer nokta bedenimizin sürekli hareket halinde olma­sı gerektiği. Maalesef şehir içerisinde her yere arabayla gidip geliyoruz. Malatya'dayken hatırlıyorum köylerde insanlar bir yerden bir yere giderken üç gün beş günde atla veya yürü­yerek gidiyordu. Belli yerlerde konaklıyorlardı. Şimdi marke­te dahi arabayla gider hale geldik. Yürümüyoruz, hareket etmiyoruz. Birinci kattaki dairemize dahi asansörle çıkıyoruz. Benim yürümem gerekiyor sağlıklı olmak için ama maalesef merdivenleri de yürüttük ama kendimizi hala yürütemiyoruz. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v), "Dinin direği" dediği namaz­da dahi sürekli hareket halinde olduğumuz dikkatimi çeker bazen. Bu, bana insanın dünyada hem maddi hem mane­vi hareket halinde olması gerektiği mesajının namazla veril­mek istendiğini düşündürür. Sürekli aynı pozisyonda durmu­yoruz namazda. Bir ayakta duruyoruz, bir eğiliyoruz, bir sec­deye gidiyoruz, sonra tekrar kalkıyoruz. Sürekli aksiyon hali yani. İstense ellerin açıldığı, tek bir pozisyonda durulduğu bir ibadet şekli de verilebilirdi bize. Bazen namazı böyle okurum.

      Her sabah erken kalkacağız. Duygularımızı kontrol edece­ğiz. "Rızık, güneş doğmadan dağıtılır" buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Rızık yalnızca yenilecek, içilecek şeyler de­ğil elbette. Her konuda rızık olabilir, sevgide, işte, dostlukta, mutlulukta. Yine Hz. Ayşe bu konuda şöyle buyuruyor; "Rı­zık deyince aklına yenilip içilecek şeyler gelenin aklına şaşarım. Allah'ım akıl, irade, hikmet, irfan, ihsan, muhabbet rız­kımızı bol eyle."

      Yani her konuda bereket istiyorsak erken kalkacağız. Ralph Waldo Emerson'ın bir sözü var; "Kızgın ol­duğunuz her dakika, 60 saniye mutluluk kaybedersiniz" di­yor. Maalesef kızgınlık, korku, üzgün olmak bu duygular de­netlemesi kontrol edilmesi gereken duygular. Biz bu duygularımızı kontrol etmediğimiz için trafikte, işyerinde, mahalle­de, sokakta her yerde öfkeliyiz. Gelecekle ilgili bu duygular bizi perişan ediyor ve mutsuzluğumuzun önünde en önemli bir sebep oluyor.

      Bir şey ihtiyaç mı diye düşünelim? Değer mi diye ken­dimize bir soralım. Hayatımızı sadeleştirelim. Bugün en büyük sıkıntımız bu. Önce ihtiyaçlar üretiyor, sonra bu ihtiyaç­lara delicesine bağlanıyoruz. Aslında dönüp baktığımızda, ih­tiyaç diye hayatımızın merkezine aldıklamızın günden güne mutluluğumuzu çaldığını görebiliriz. Yeni mobilyalar alıyoruz borçlanıyoruz, yeni ev alıyoruz borçlanıyoruz, yeni kıyafet, yeni telefon, yeni araba derken bakıyoruz ki ömrümüz borç ödemekle geçiyor. Hem zamanımızı hem mutluluğumuzu ih­tiyaç diye ürettiklerimize esir ediyoruz. Evimizde olmazsa ol­maz dediğimiz kim bilir ne kadar eşyamız var. Belki de dola­bımız birkaç yıldır giymediğimiz eşyalamızla dolu. Fakat ne yazık ki kredi kartımızla hala yenilerini almaya devam ediyo­ruz. Borç mutsuzluk getiriyor. Gelin hayatımızı sadeleştirelim. Göreceğiz ki, hayatımızı ne kadar sadeleştirirsek, hane­miz o kadar huzur ve mutlulukla dolacak. Ne kadar sadeleşirsek o kadar özgürleşeceğiz.


      İçindekiler

      Bereketli Bir Başlangıç      
      Sağlıklı Beslenme Sade Hayat    
      Affetmenin Dayanılmaz Hafifliği  
      Hizmet Etmek Mutluluktur
      Sabır, Utanma, Kanaat     
      Her Zorluğun Çözümü Kendinde Saklı  
      Yüreklerimizi Isıtalım          
      Hataların Üstünü Örtmeyi Öğrenelim     
      Edeple Açık Sözlü Olmak Arasındaki Fark
      Olduğu Gibi Kabul Etmek
      Bedenin Şifası Ruhta Saklı          
      Duyarsız İnsan Mutlu Olamaz
      Yavaşla ve Kendini Bul     
      Dünyada Bir Yolcuyuz      
      Gurbette Olan Ruhlar        
      Dünyalıklardan Sıyrılmak  
      Başarı Uğruna Neleri Yitirdik       
      Kendimizi Özgür Zannediyoruz   
      Önce İnsan    
      İyi İnsanları Dost Edinin    

      Gönül Diliyle Konuşmak   
      Hayata Yeni Renkler         
      Daima Güzel Düşünmek   
      Dertli Olmamız Lazım        
      Nefsimizi Terbiye Etmeliyiz          
      Başkalarının Derdiyle Dertlenmek          
      Merhamet; İnsanın En Kıymetli Cevheridir       
      Kendinden Kendine Yolculuk      
      Dilimizi Kirletmeyelim        
      Kendimize El Verelim        
      Verdiğimiz Kadar Alırız      
      Mutluluk emek ister mi?    
      Temizlenmekle Yükümlüyüz        
      Motivasyonda Süreklilik İçin        
      Doğruluğunun Ilıman İklimi                     
      Ruha Yatırım                      
      Bugünde Saklı Hazine: Gelecek
      Bende Gördüğün Sensin  
      Aslında Biz Neyiz? 
      Neden Korktuklarımız Başımıza Gelir?  
      Yeteneklerimizin Farkında mıyız?           
      Zorluk Aslında Ne?
      Bilmek Olmak Değildir       
      Her Durumda Sevmek       
      Dua Neden Rahatlatır?     
      Gerçekle Yüzleşmeye Hazır mıyız?       






       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055563806
      MarkaÇınaraltı Yayın
      Stok DurumuVar
      9786055563806
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.