• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      Sıtkı Aslanhan Kitap Seti, 5 Kitap

      Sıtkı Aslanhan Kitap Seti, 5 Kitap
      Sıtkı Aslanhan Kitap Seti, 5 Kitap
      Sıtkı Aslanhan Kitap Seti, 5 Kitap
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Fiyat:
      125,00 TL
      İndirimli Fiyat (%40,8) :
      74,00 TL
      Kazancınız 51,00 TL
      74.00 www.goncakitap.com.tr
      18,50 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
              Stoktan Kargo

      Kitap           Sıtkı Aslanhan Kitap Seti 
      Yazar          Sıtkı Aslanhan
      Yayınevi      Çınaraltı Yayıncılık
      Liste Fiyat   125 TL
      Kağıt Cilt     2.Hamur, Karton Kapak Cilt, 5 Kitap Takım
      Sayfa Ebat  1.173 sayfa - 13.5x21 cm.
      Yayın Yılı     2017
      ISBN            9786055563592, 9786055563738, 9786055563806, 9786055563752,  9786055563707        

       
      1. Başarı ve Mutluluk için Hayata Gülümse
      2. Hedef ve Hayalleriniz için Başarıya Gülümse
      3. Özünüzde İyilik Var
      4. Bilinçli Aile Çocuklarınız Cennetiniz Olsun
      5. Hikmetli Bir Hayat İçin Geleceğe Gülümse

      Sıtkı Aslanhan kitap seti ni incelemektesiniz.    
      Çınaraltı Yayıncılık Sıtkı Aslanhan kitapları hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      Hayata Gülümse
      ÖNSÖZ

      Gece gündüz peşinde koştuğumuz, yakalamak için bütün gü­cümüzü, zamanımızı sarf ettiğimiz, yıllar geçmesine rağmen her yerde aradığımız ama bir türlü bulamadığımız mutluluk ve başarı... Bugün geçmişe göre daha çok para kazanıyoruz ama daha mutsuzuz.

      Bugün geçmişe göre daha lüks ve daha büyük evlerde yaşıyoruz ama daha mutsuzuz. Geçmişe göre sağlık imkânları bin kat daha iyi olmasına rağmen daha sağlıksızız.

      İletişim teknolojisi inanılmaz noktada. Cep telefonumuzu ve interneti kullandığımız halde en uzak veya en yakın olduğu fark etmeksizin her geçen gün insanlarla daha az iletişim kuruyoruz. Uzaya gittik, galaksileri keşfettik ama kendimizi, eşimizi, ço­cuklarımızı keşfedemiyoruz. Aya ayak basıp gelen biz insanoğlu, bir adım ötesinde sofrasına koyacak bir ekmeği olmayan komşusunu fark edemiyor.

      21. yüzyıl teknolojisinin, bilimin hızla ilerlemesine rağmen r geçen gün daha da mutsuzlaşan insanımıza, gerçek mutluluk başarının ne olduğuyla ilgili farklı bir bakış açısı getirmeye ça­ğımız; kaybettiğimiz bazı değerleri, sahip olduğumuz ama kullanamadığımız potansiyelimizi gözler önüne sermeye çalıştığımız çalışmamızın faydalı olmasını dilerim.

      İşten çıktıktan sonra gece 12'lere kadar köylerdeki kahvehanelerde bisküvi satarak okumamı sağlayan, üniversiteyi bitirdiğim-Kişisel Gelişim Uzmanı olmak için birçok iş teklifini reddedip aşık bir yıl para kazanamamış olmama rağmen inandığım bu yoIda ilerlemem için beni destekleyen, yanımda olan, bana inanan ve güvenen sevgili babam Ahmet Aslanhan, canım annem Ayşe Aslanhan; bu serüvende inancımı güçlendiren, zorluklara benimle beraber katlanan sevgili eşim Tuğba Aslanhan; yoğun çalışma­sı içerisinde, uykusuz geceler geçirme pahasına yazılarımı büyük özenle okuyan, düzelten, kitabıma şeklini veren kıymetli ağabe­yim Ahmet Maraşh; en zor anlarımda hep yanımda olan sevgili dayım Murat Kocakaplan; değerli dost İlyas Ertemur; bana olan inançlarını hep dile getiren sevgili kayınpederim ve kayınvalidem Fikri-Rahime Yarış; değerli Kevser Türkay; düşüncelerini, yardım­larını esirgemeyen Rahime Demir; İsparta ve Manisa'daki sevgili dostlarım; bu kitap, sizin... Hepinize çok teşekkür ediyorum...


      Başarıya Gülümse
      Giriş


      Deniz kenarında ıssız bir gece. Bir genç adam duruyor. Bağrında üzüntüler, başında şüphe. Gamlı dudaklarla dalgalara soruyor: "Çözün bana ne olur hayatın sırrını... Azap veren bu çok eski sırrı... Söyleyin, nedir insan?

      Nereden geldi? Gittiği yer neresi? Kimler yaşar yukarıda, altın yıldızlarda?" Dalgalar ebedi mırıltılarında, rüzgâr esiyor, bulutlar geçiyor. Kırpışan yıldızlar kayıtsız, soğuk ve bir genç durmuş cevap bekliyor...

      HEINRICH HEINE

      Duyarlı gençliği arıyoruz. Gençlerin duyarlı olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Özellikle günümüzde gençleri yoldan çıkaran, gençleri hedeflerine, hayallerine kilitlenmekten alıkoyan, gençler her gün hedeflerine doğru adımlarını atarken; o hedeflerine doğru attıkları adımları belki de boşa çıkarmak için çaba sarf eden çok ciddi organizasyonlar, sistemler, çok ciddi etkenler var.

      Tek bir derdimiz olacak; o da bu yaklaşık seksen milyonluk toplum içerisinde ve özellikle on sekiz yaş altı, yirmi yedi milyon gencin olduğu ülkemizde olabildiğince duyarlı genci yakalayabilmek. Olaylara, gidişata karşı geleceğiz, kendimizi sorgulayacağız, kimseden bir şey beklemeden içimizdeki muhteşem potansiyelin farkına varmaya çalışacağız.


      BAŞARIYA DOĞRU

      Alkışlayan mı, Alkışlanan mı Olacağız?
      "Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi!'

      JAMES ALLEN


      Başarılı olmak ve ders çalışmak için yarını ya da bir başka günü beklemeyin. Pazartesiyi, on beş tatilin, ikinci yarım döneminin başlamasını beklemeyin. Hemen eyleme geçin. Genelde, zorlukları aşabilmek, içimizdeki korkuları yenebilmek için, cesaretin gelmesini bekleriz. "Şu işin üstesinden geleceğim. Benim içimde bir matematik korkusu var. Matematik korkusunu yenmek istiyorum ama bu korkuyu yenebilmem için matematikle baş edecek bir cesaretimin olması lazım. Benim şu korkum var ama korkumu aşabilmem için tek bir yol var; o da bu korkuyu yenecek cesareti içimde bulabilmem. Cesaretimi içimde bulundurduğum müddetçe korkumun üzerine gidebilir ve hedeflerime ulaşma noktasında engelleri ortadan kaldırabilirim."

      'Ben inanıyorum ki içimde bu işin üstesinden gelecek, hayal ve hedeflerime ulaşmamı sağlayacak muhteşem bir potansiyelim var. O potansiyelin içimde bir yerlerde olduğunu biliyorum ve bu potansiyeli kullanabilmem, açığa çıkarmam ve hedef olarak belirlediğim yere gelebilmem için bir cesarete ihtiyacım var. O cesareti bir bulabilsem, hayatta yapamayacağım hiçbir şey yok.' düşüncesi bilin ki yanlış bir düşüncedir.

      Sizin zor ve imkânsız gördüğünüz, büyük engel olarak karşınızda duran engelleri aşabilmenin yolu içinize büyük bir cesaretin gelmesi değil, sizin onları başarabilmek için bir an önce eyleme geçmenizdir. Önce eylem gelir. Eyleme geçin; o eylemin sonucu ne olursa olsun, en kötü sonuç bile olsa eyleme geçmek size cesaret verecektir.

      Çocukluk yıllarımda gece ve karanlık korkum vardı. Gece dışarı çıkmak ve karanlıkta yürümekten korkardım. Hep cesaretlenmeyi beklerdim. Bana gökyüzünden birileri bir cesaret getirsin, gece rüyama aksakallı dede gelip,


      "Evladım Sıtkı, bundan sonra sen artık cesaretlisin ve gece karanlıkta yürüyebilirsin. Hiç korkmana gerek yok." desin, karanlıkta cesur olayım diye çok bekledim. Fakat bu cesaret bir türlü gelmedi. Bir gece karanlıkta yürümek mecburiyetinde kaldım. Dedim ki, "Ben bu gece ne olursa olsun yürüyeceğim. En kötü ne olabilir? Başıma en kötü ne gelecekse gelsin. Ben bu gece bu yolu bu karanlıkta yürüyeceğim."

      Basit bir adamın elinden geleni yapmaya çalışması, zeki bir adamın tembelliğinden iyidir.
      G. Gracian


      Yürümeye başladığımda, baktım ki içimdeki korkular yavaş yavaş gitmeye başlıyor. Attığım her adımla, bana cesaret ve özgüven geldiğini fark ettim. O karanlığın içinden geçip varmam gereken yere vardığımda, aslında karanlıkta yürümenin hiç de korkunç olmadığını, benim gözümde büyüttüğüm bir korku olduğunu gördüm. Eyleme geçtim ve cesaret gelmeye başladı. Ne ile ilgili cesaret? "Artık ben bundan sonra karanlıkta yürüyebilirim. İstediğim hedefe ulaşabilirim." Benim o hedeflere varabilmem için cesarete değil, eyleme ihtiyacım var.

      Dünyada başarıyı yakalayan insanlar; cesur, başarısızlıklara rağmen eyleme geçmekten asla korkmayan, eylemci insanlardır. Doğru eylemleri yapan, hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak eylemlerde bulunan kişilerdir.

      Duyarlı bir gençlik olmanın ilk şartı; eyleme geçmektir. Karar almak, o kararı hemen uygulamaktır. Yoksa her gün milyonlarca insan binlerce karar alıyor. Her gün hepimiz geleceğimizle, okul hayatımızla, aile hayatımızla, kitap okumayla ve iş hayatımızla ilgili birçok kararlar alıyoruz. Eyleme geçmeyen hiçbir karar hiçbir anlam ifade etmiyor.

      Alkışlayan da olabiliriz, alkışlanan da. Pasif mi olacağız, aktif mi?.. Güzel işleri başarabilmek için adımlar atmalı ve alkışlanan olmalıyız...


      Başarmak İstiyorsan Önce Hayal Et!


      "İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir..."
      ANDRE GİDE


      Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız bilin ki zaten çoktan kaybetmişsinizdir. Başarı, ancak onu istediğiniz takdirde gelecektir. Hayatın içine girmeye başladığınız zaman, hayatla mücadele etmeye başladığınız zaman, kendi küçük hayatınızdan, dünyanızdan dışarıya çıkıp olaylara baktığınız zaman göreceksiniz ki, başarı ancak istendiği takdirde geliyor.

      Her şey insanın kafasında bitiyor. Başarı, başarısızlık, mutluluk, mutsuzluk, galip gelme ve mağlup gelme... Bireysel sporla ilgilenen arkadaşlarım daha yakından bilirler. Maça çıkmadan önce maçı ya kazanırsınız ya kaybedersiniz. Maç soyunma odasında kazanılır veya kaybedilir. Sınav; sınav tarihi, sınav salonu ya da sınav gününde değil, daha öncesinden ya kazanılır ya kaybedilir. Eğer kazanamayacağınızı düşünürseniz kazanamazsınız. Okullar arası futbol takımında oynuyorsunuz, futbol maçı diyelim. Daha maça çıkmadan, soyunma odasında; "Falanca okulda falanca futbolcu var. Mümkün değil kazanamayız, onlar çok güçlü. Müthiş kadroları var. Bizim onları yenmemiz mümkün değil. Fark yemesek iyi." gibi bir düşünceniz varsa, bilin ki siz kafada zaten yenilmişsinizdir çıkmanıza gerek yok. Kesin mağlup olacaksınız.

      Her şey önce beyinde kazanılıyor. Galibiyet, başarı, mutluluk, hedeflere ulaşma... Unutmayın bütün büyük başarılar bir zamanlar hayaldi. Önce kafada başarılmıştı. Önce kafatasının içinde onu hayal etmişti. Başardığını, her anını, her saniyesini, başarıya gidecek olan her adımı tek tek görebilmişti. Görenler başarıyı yakalıyor. Onu göremeyenlerin başarılı olma şansları yok. Görebiliyor musunuz? Kafanızda tasarlayabiliyor musunuz? O kazanmayı hayal ettiğiniz okulları, sizi o okula götürecek, o okulun bahçesinden içeriye alacak, o okula kayıt yapmanızı sağlayacak adımları, her adımı görebiliyor, hayal edebiliyorsanız gerçekleşebilir. Gecenin saat on ikisinde uyumaya çalıştığınız zaman daha uyuyamazken, hayallerinizin onunla hemhâl olduğunu görebiliyor musunuz? Sizi gece yatağa sokmuyor, uykunuzu kaçırıyor, sabah daha güneş doğmadan sizi yataktan fırlatıyor mu hayalleriniz, idealleriniz? Bilin ki o zaman o hayaller ve idealler gerçektir. Kafanızda o hayali gerçekleştirdiğinize inanmışsınızdır ve o hayalin sadece önümüzdeki günlerde, yıllarda gerçekleşmiş hâlini göreceksiniz. Ve o gün diyeceksiniz ki, "Ben bu filmi daha önce izlemiştim. Sanki ben bunu yaşadım." Evet, yaşadınız. Çünkü siz onu milyonlarca defa beyninizden, kalbinizden, yüreğinizden geçirdiniz.

      Düşündüğünüz her şey gerçektir. Psikoterapinin ilkesidir. Düşünülen her şey gerçek olur. İyi düşünürseniz de, kötü düşünürseniz de, kazanamayacağınızı düşünürseniz de gerçek olur. Bakın bu bizim inancımızda da var. Yüce Allah, bir kutsi hadisinde diyor ki;

      "Ben kulumun zannı üzereyim."   Kul neyi düşünüyor, neyi istiyor ve neyi arzuluyorsa o olacak. Neyi düşünür, neyi hayal eder, neyi beyninizden geçirirseniz bilin ki onların hepsi ama hepsi gerçek olacaktır. Onun için lütfen her şeyin beyinde başlayıp beyinde bittiğini göz ardı etmeyin.
      Mutlu bir aileye sahip olduğunuzu hayal edin. Güzel bir anne, güzel bir baba, güzel bir eş olduğunuzu tasavvur edin. Bir bakacaksınız ki o düşünce sizi öyle yapmaya doğru götürüyor. Kendinizi başarılı bir öğrenci olarak görün. Ders çalıştığınızı görün, okulda birinci olduğunuzu, okulda birincilik madalyasının size verildiğini hayal edin. Sınav sonuçları açıklandığında, hayalinizdeki okulun adının yazılı olduğunu görün, hissedin, yaşayın. Balan bu hissettikleriniz, yaşadıklarınız bir gün aynen gerçek olacak.

      Ahdedildiğinizi düşünüyorsanız bilin ki ahdedildiniz. "Bana zaten gelen vurdu giden vurdu, acıların çocuğuyum, zavallıyım, perişanım." diyorsanız, bilin ki siz zavallısınız ve perişansınız. Çünkü kendinizi böyle konumlandırıyorsunuz. Kendinize bunu layık görüyorsanız başkaları zaten size onu yaşatacaktır. Kendinize güzellikleri, başarıyı, mutluluğu, huzuru, hayalleri uygun görüyorsanız, başkaları da bu tacı sizin kafanıza takacaktır.

      Yükselmek mi istiyorsunuz, mevcut durumunuzdan memnun değil misiniz? Daha ileriye mi gitmek istiyorsunuz? O zaman yükselmek için yüksek düşünün. Kafanızdaki o zerre kadar küçük, basit düşüncelerle nasıl başarıyı yakalayabilirsiniz? Basit bir düşünceyle, küçük hayalimle, küçük ideallerle, nasıl başarıyı yakalamayı bekleyebilirsiniz ki? Onun için lütfen yüksek düşünün, yükseklere ulaşırsınız. Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız. Bu bir nevi mücadeledir. Kazananlar her zaman en güçlü ya da en hızlı olanlar değil, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.

      Galatasaray UEFA kupasını aldığında bütün futbolcular ne diyordu. "Biz daha önceden, final maçı oynanmadan defalarca rüyamızda bu kupayı kaldırmıştık." Bakıyorsunuz bir iş adamı çok başarılı olmuş. Röportajda; "Ben defalarca rüyalarımda, hayallerimde bunu başardığımı görüyordum." diyor.

      İstediğiniz, hayal ettiğiniz ve arzuladığınız zaman bilin ki hiçbir şeyin sizden kurtulma şansı yoktur. Başarılar,hayaller ve idealler sizi, duyarlı gençleri bekliyor. Duyarlı olduğunuz zaman göreceksiniz ki gerçekten yapamayacağınız, başaramayacağınız hiçbir şey yok.
      Aslında hayatımızda her zaman size doping etkisi yapacak birçok unsur var: Bir karıncaya bakarsınız, o karıncanın küçük cılız vücuduna rağmen hayatla nasıl mücadele ettiğini görürsünüz. Bir kelebeğin, Yaratıcının yarattığı insan olarak bizim bile korktuğumuz bu hayatta doğayla, olaylarla, insanlarla, hayatla nasıl mücadele ettiğini, nasıl pes etmediğini görürsünüz. Bu size bir doping etkisi yapar. Dönersiniz hayatınıza, asla vazgeçmez ve devam edersiniz. Etrafınıza dikkat baktığınız zaman sizi başarıya doğru götürecek, başarılı olmak için motive edecek çok neden var. Kimseden motive beklemeyin. Motive sizin içinizde, kalbinizde.

      Liseye giriş sınavına girecek olan bir öğrenci kendisini sınava nasıl motive etmeli? Öncelikle niçin sınava girmesi gerektiğini, niçin Fen Lisesi, Anadolu Lisesi kazanması gerektiğini kendisine sorması lazım. "Ben bu sınava neden giriyorum? Bu sınavı gerçekten kazanmak zorunda mıyım? Kazanmalı mıyım? Kazanmak için ne yapmam lazım? Bu sınavı kazandığım takdirde hayatımda neler değişecek?" Bu gibi soruları kendinize sormanız lazım. Eğer gerçekten sınavı kazanmanız gerekiyor ve sınavı kazanarak hayatınızda ciddi değişiklikler olacağına inanıyorsanız, bilin ki çalışırsınız.

      Bazen gençlere soruyorum: "Bir yıl içerisinde mükemmel derecede İngilizce konuşmayı öğrenirseniz falanca şirkette şu seviyede ve ayda on bin dolar hatta yirmi bin dolar maaşla çalışacaksınız deseler ne yaparsınız?"
      "Hocam bir yıl değil, altı ayda bile İngilizceyi yer, yutar, içer bitiririz." İlla böyle bir teklifin yapılması mı gerekiyor? Böyle bir şeyin olmayacağını nereden biliyorsunuz? Sınavı kazandığınız zaman önümüzdeki sene harika bir lisede okuduğunuzu hayal edebiliyor musunuz? İyi bir lise ne demektir, iyi bir üniversite demektir.

      Gençlerimizin yaşadığı sıkıntılardan birisi de, hiç yenilgiyi düşünmemiş ve hiç yenilmemiş olmalarına rağmen tembelim deyip kenara çekilmeleridir. Bu fikre sahip gençlerimizin sadece biraz cesarete ihtiyaçları var. Yenilgiyi düşünmemek güzel ve önemli. Yenilgi siz kabul ettiğiniz zaman vardır. Eğer yenilgiyi kabul etmiyorsanız bilin ki yenilgi hayattır. Yenilmeyecek miyiz? Yenileceğiz. Bazen bana diyorlar; "Hocam sen hayatında hiç düşmüyor musun? Kafan gözün yarılmıyor mu? Hayallerin suya düşmüyor mu? Hiç yenilmiyor musun?" Düşmez miyim... Yenilmez miyim... Yere düşeceğiz, çukurlara düşeceğiz, kafamız gözümüz yarılacak, mağlup olacağız, kaybedeceğiz ama önemli olan düştüğümüz yerden tekrar ayağa kalkmak, tekrar o hayallerin, ideallerin peşinde koşarak, vazgeçmemek.

      Niçin düştüğümüzü bilmeli, o düşmemizden ders alabilmeliyiz; aldığımız dersleri hayatımıza geçirerek devam edebilmekle başarı sağlanır. Yoksa yenilgi olacak, kötü sınavlarımız olacak, zayıf alacağız, bizi aşağıya alacaklar, hakaret edecekler, çelme takacaklar, barikatlar olacak, kafamız gözümüz yarılacak, ağlayacağız, üzüleceğiz ama vazgeçmeyeceğiz. Bunların hepsini yaşayacağız. Bunların hepsini yaşayarak donanımlı bir şekilde mücadeleye devam edeceğiz.


      Selâm olsun…

      Selâmların en güzeli ile tutunabilmek hayata…

      Gelecek kaygısı, endişe, umutsuzluk, yalnızlık korkusu, sağlığımızı yitirmek ya da yitirme korkusu…Dikkatlice düşündüğümüz zaman hayatımızı korkuların sardığını görüyoruz ve geleceğe dair umudumuzu yitiriyoruz…Oysaki sokakta ciğer satarak insanlara hizmet etmiş Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerini, Fatih’i yetiştiren Akşemseddin Hazretlerini, dergaha kırk yıl odun taşımış olan Yunus Emre’yi ve daha nice ismi her zaman hatırlamalı ve anmamız gerektiğini unutmamalıyız…

      Amacı, insana hizmet etmek olanların kaygısı olmaz. İnsanı seven en başta kendini sever, etrafına mutluluk saçar. Fakat şimdi insanlar komşusunu dahi tanımıyor. Oysaki bizim bir selâmımız var… Selâm duadır, iyi dilektir, iyi niyetini karşındakine sunmaktır. Bu da muhabbeti, sevgiyi, saygıyı doğuran en temel değerlerimizden biridir…

      Bizler rahmet peygamberinin ümmetiyiz ve ona yakışır bir ahlaka bürünerek geleceğe umut, sevgi, merhamet ve adaletle yürümeli ve selâmların en güzeli ile tutunmalıyız hayata…

      Bu kitap, kanaatten, edebe, özgüvenden, umuda hayatta neye ihtiyacımız varsa geçmiş örneklerle önümüze getiriyor. Her satırda kendinizi sorgulayacağınız, çevrenize bakmanıza vesile olacak fikirler ve yaşanmışlıklar, en başta Peygamber Efendimizin gölgesinde sizlere sunuluyor…


      Özünüzde İyilik Var

      Bereketli Bir Başlangıç

       

      "İnsanların en acizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir. "

      Hz. Muhammed (s.a.v)

      Başlangıçlar hayatımızın her döneminde önemlidir. Güzel bir başlangıç güzel bir sürecin de habercisidir. Selam da kura­cağımız diyalogların başlangıç noktasıdır. Başlangıcımızı po­zitif ve içten bir şekilde kurarsak iletişim halinde olduğumuz varlıklar da bize aynı şekilde güzellikleri sunacaktır. Önemli görmesek de selamın aslında öyle bir tılsımı var ki; selamsız bir başlangıç güne gün ortasından, güneşten sonra başlamak gibi bereketsiz ve soğuk. Aslında dinimizde de oldukça önem­senen selam olgusu, bir nevi dua hükmünde. "Benden sana zarar gelmez" demek bir bakıma. Esenlik dilemek, karşıdakinin her türlü kötülüklerden uzak olmasını temenni etmek ve dünyada da ahrette de her türlü iyilik, güzellik, mutluluk se­nin olsun demek. Hepimiz bazen diyaloglarımızın soğuk ve tabiri caizse bozuk bir elmanın ağızda bıraktığı tat gibi yavan olduğunu gözlemlemişizdir. Bunun nedeni üzerine zaman za­man düşünürüm. Elbette çok farklı sebepler vardır ancak ço­ğumuz, kendimizi güvende hissetmediğimiz zaman etrafımıza görünmez koruma askerleri yerleştiriyoruz ki bu da diyalogla­rımızın tatsız ve yavan olmasına neden oluyor.

      İşte selamında altında yatan, "Benden sana zarar gelmez, seni olduğun gibi kabul ediyorum" mesajı, baştan bu koru­ma askerlerinin silahlarını indirmesine vesiledir. İçten ve te­miz niyetli bir başlangıç kapısını "Acaba bana zarar verir mi?" diye yarım açan birinin kapılarını sonuna kadar açması­nı da sağlayacaktır. Selam, Kuran-ı Kerim'de de zikredilmiş. Hadis-i şeriflerde selam verme ve selamı güzeliyle alma üze­rine öğütler var. Selamın aramızda yayılması istenmiş. Çün­kü bizler, "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" di­yen bir dinin mensuplarıyız. Sevmek dinimizde iman etmiş olmanın ön şartı olarak kabul edilirken, Peygamber Efendi­miz (s.a.v) de, "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız" diye bir ipucuyla bizlere yol göstermişken, bizler selamsız bir başlangıcı ka­bul edemeyiz.

      Selam sadece insanların birbirine değil, yaratıcının yeryü­zünde yarattığı her şeye selam vermeyi kapsıyor. Toprağa, kuşa, ağaca, yolda geçen vatandaşa, yeri geldiğinde yuvasın­dan yeni çıkmakta olan karıncaya bile dönüp selam vermek lazım. Çünkü selam bir farkındalık, çünkü selam bir tefek­kürdür aynı zamanda. Selam ne güzel kelâm... Selamı ara­mızda yayalım. Birbirimizi yürekten selamlayalım. O halde bu güzel başlangıcımız için; Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu...




       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055563599
      MarkaÇınaraltı Yayın
      Stok DurumuVar
      Sıtkı Asl Set
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.