• Tüm Kategoriler
    • AXES BONUS CARD FİNANS WORLD PARAF MAXİMUM KARTLARA 3 TAKSİT CANLI STOK Sistemi ile Çalışıyoruz. Tedarik Sistemi Şeklinde Çalışmıyoruz. Stoktaki Ürünlerle Hızlı Kargo

      Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ehyar

      Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ehyar
      Görsel 1
      Fiyat:
      108,00 TL
      İndirimli Fiyat (%60,2) :
      43,00 TL
      Kazancınız 65,00 TL
      43.00 www.goncakitap.com.tr
      15,05 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
                  Stoktan kargo 

        Kitap             Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ehyar Tercümesi
        Yazar            Takiyiddin Ebu Bekir B.Muhammed el-Husni el-Huseyni ed-Dımeşki eş-Şafii
        Tercüme        Emin Ulutaş
        Yayınevi        Ravza Yayınları
        Etiket Fiyatı   108 TL
        Kağıt - Cilt     2.Hamur kağıt, Ciltli, 2 Cilt takım
        Sayfa - Ebat  1.144 sayfa, 17x24 cm
        Yayın Yılı        2013 
        ISBN              9786054411894,

       
      Ravza Yayınları tarafından hazırlanan Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ehyar kitabını inceliyorsunuz.
      2 cilt Temel Şafii Fıkhı kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış bilgileri hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
        
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı "alak" dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2

       
       
            Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ahyar Fi Gayetül İhtisar Tercümesi

       
      MÜTERCİM HAKKINDA
       
      1943 yılında Batman ili Gercüş ilçesi Botika -Yemişli- köyünde dünyaya geldi. İlkokulu kendi köyünde okuduktan sonra yöredeki medreselerde Arapça ilmini öğrenmeye başladı.
      165 yılında medrese tahsilini bitirdi ve 1966 yılında Cizre ilçesinde imamlığa başladı.
      1971 yılında dışarıdan İmam-Hatip Okulu’nu bitirdi ve 1972 yılında müftülük murakıbı olarak Tarsus’ta göreve başladı. Daha sonra Batman, Çankırı, Kıbrıs, Mersin ve Yozgat’ta görev yaptı.
      1999 yılında emekli oldu.
      2001-2007 yılları arasında da Almanya’daki özel cemaat camilerinde fahri imamlık görevinde bulunda. Şu anda Batman merkezinde ikamet etmektedir.
       
           MÜTERCİMİN ÖNSÖZÜ
       
      Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte kitapların okunup başka dillere tercüme edilmesinde de artış meydana geldi. Okumak, ilmin anlaşılması için en etkili faktördür. bunun için Cenab-ı Allah’ın gönderdiği ilk ayet, “Allah’ın adıyla oku!” emri ilahisidir. Buda kitaptan geçer. Kitap olmadan okumak da imkansızlaşır. Anlaşılmayan bir kitabın kıymeti de olmaz. Bu yüzden kitapların değişik dillere tercüme edilmesinde büyük yarar vardır.

      Tercüme sahasında Şafii mezhebindeki kitapların öksüz kaldıkları bir gerçektir. Çünkü yakın senelere kadar Şafii fıkhıyla ilgili Arapçadan Türkçeye tercüme edilmiş hiçbir kitap bulunmamaktaydı. İşte biz de  bu harmana küçük bir çakıl taşımızı bırakmak için Hicri: 752 – 829 yılları arasında yaşayan İmam Takiyüddin Ebu Bekir b. Muhammed b. Abdü’l-Mümin el-Hısni El-Hüseyni Eddimeşki Eş-Şafii’nin Kifayetü’l-Ahyar ismindeki eserini Arapçadan Türkçeye tercüme etmeye çalıştım. Söz konusu eser Gayetü’l-İhtisar ’ın” şerhi dir.

      Bu eserin değerlerine tercih edilmesinin bir nedeni vardır. Çünkü bu eserde verilen hüküm ve fetvaların kaynağı belirtilmekte gerekli ayet, hadis ve sahabelerin uygulamaları zikredilmektedir. Ayet ve hadislerin kaynağının belirtilmesinde ve kaynaklarda cilt ve numaraların belirtilmesinde Abdulkadir El-Ernavut’in Arapça dipnotlarından faydalandık. Gösterilen kaynaklardaki cilt ve sayfa numaraları Arapça yazılmış kaynaklara aittir.
      Kifayetül Ahyar sahibi daha ziyade İmam Şafii, İmama Rafii, İmam Nevevi, İbni’r-Rif’a, İmamü’l-Haremeyn, Kadı Hüseyin ve İbn Keç gibi zatların içtihat ve görüşlerinden nakiller yapmıştır. Yeri geldiğinde kendi görüşünü de belirtmeyi ihmal etmemiştir.

      Şafii mezhebine ait bu çok önemli kaynağın Türkçeye kazandırılmış olması büyük bir ihtiyacı karşılayacaktır. Bu vesile yapılan tercümenin terazimizin sevap kefesine ağırlık bırakmasını, günah ve taksiratlarımızın bağışlanmasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

      Mütercim:
      Emin ULUTAŞ

       
                       MUKADDİME
       
      Var etme nuruyla yokluk karanlığından varlıkları yaratan, onları basiret sahipleri için kıyamete kadar kendi birliğine delil kılan, kendisinin seçtiği şeriatı meşrulaştıran, şeriatın gereği olarak Kur’an-ı Kerim’i indirip kulların efendisi olan peygamberini gönderen ve gönderdiği peygamberi sevmemizi açıklayıp; “İşte doğru yol budur”  buyuran Yüce Allah’a hamd, peygamberine, al ve etbaı’na sonsuz salat ve selam olsun.
      Şüphesiz ki, yüksek mertebelere talip zeki kimseler, şer’i ilimleri tahsil etmek için durmadan çalışmışlardır. Bu ilimlerin bir çeşidi de furuat denilen Fıkıh ilimleridir. Çünkü söz konusu Fıkhı ilimlerin bilinmesiyle şeytani vesveseler giderilir, istenilen muamelat ve ibadetler sıhhat bulur. Geçmişlerin ve geleceklerin efendisi Hz. Peygamber (sav)’in Fıkıh ilminin değeriyle ilgili şu sözü delil olarak yeter:

      “Her kimin, Allah iyiliğini dilerse onu dinde fakih kılar.”

      Ebu Hureyre (ra) da Hz. Peygamberden şöyle rivayet etmiştir:
      “Dinle ilgili fıkıh ilminin bilinmesi kadar Allah’a, daha faziletli bir amel yapılamaz.” Tirmizi cami’inde rivayet etmiştir.

      Yahya b. Ebi Kesir de:
      “Sabah akşam Rablerine, sırf O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabret.” Ayetinden maksadın, zikir meclisleri olduğunu söylemiştir.

      Ata’da der ki:
      “Hz. Peygamber (sav):
      -‘Cennet bahçelerine uğradığınızda, onlardan faydalanın.’ buyurdu.
      Sahabeler:
      -Cennet bahçeleri nelerdir? Diye sorduklarında,
      Hz. Peygamber(sav):
      -“Zikir halkalarıdır.” Diye cevap verdi. Hadis-i Şerifindeki ‘zikir’den maksat; helal ve haram meclisleri olup buralarda, bir şey nasıl alınıp satılır, namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, hacca nasıl gidilir, nikah, talak ve benzeri konular konuşulup tartışılmasıdır.”

      Süfyan b. Üyeyne de şöyle der:
      “Peygamberlikten sonra, dinle ilgili ilim ve fıkıhtan daha faziletli bir şey, hiç kimseye verilmemiştir.”
      Ebu Hureyre ve Ebu Zer, Allah onlardan razı olsun diyorlar ki:

      “Öğrendiğimiz ilmi bir konu, bizin için bin rekat nafile namazdan daha sevimlidir.”

      Hz. Ömer (ra) de der ki:
      “Gündüzü oruçla, geceyi de ibadetle geçiren bir abidin ölümü, Allah’ın helal ve haramını bilen bir alimin ölümünden daha hafiftir.”
      Bu konu hakkında ilgili birçok ayet, hadis ve eser bulunmaktadır.

      Fıkıh ilmi, yüksek meziyetlerle dolu ve şerefli bir mertebeye sahip olduğu için, birinci derecede ona önem vermenin ve kıymetli vakitlerin hatta tüm ömrünün onun uğrunda harcanmanın iyi olacağı kaçınılmaz ve gereklidir. Çünkü ilim yolu, cennet yoludur. Onunla amel etmek de insanı Cehennemden korur. Meşhur olmak, mal kazanmak veya meslektaşlarına üstünlük taslamak amacını güden kimseler, ilmin bu mertebesine ulaşamazlar. Belki sırf kurtuluşa erebilmek için ilim talep edenler, bu mertebeye ulaşacaklardır.
       
      Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur.
      “Her kim ki, yalnız Allah’ın rızası için talep edilmesi gerekli bir ilmi, dünya menfaatini elde etmek için öğrenirse o kıyamet gününde cennet kokusunu duyamaz.”

      Yine Peygamber (sav) buyurur ki:
      “Her kim bunaklarla mücadele etmek, alimler üzerine üstünlük taslamak veya insanların teveccühü nü kazanmak için ilim talep ederse, Cehennemde yerini hazırlasın.”  Tirmizi bu hadisi Ka’b b. Malik yoluyla rivayet etmiş ve “Onu Cehenneme sokar.”  eklemesini de yapmıştır. Allah bizi bu tehlikelerden korusun!
       
      Bil ki; ilim talep edenler, niyetlerine göre değişirler. Niyetleri de mertebelerine göre değişir. Kimisi inceleri çıkarmak için denize girmeyi dahi göze alır, kimisi ise Gayetü’l-ihtisarı okuyup öğrendiğine kanaat getirir. Kanaat getirenler de iki sınıftır. Birisi çoluk çocuk sahibi olur, onların maişetiyle meşgul olur. Diğeri ise sadakatle Allah’a doğru yola koyulur. Birincisi halkla bütünleşemediği gibi, Allah’a doğru yola koyulan da heyecan içinde gece gündüz nefsine karşı mücadele verir. Bu kitabı yazmakla her ikisinin rahatını düşünerek ulaştıkları noktadan işlerine devam etmeleri devam etmeleri ve yalnız ihtiyaç duyulan dallarla iştigal etmelerini arzuladım.

      Açıklanmaya ihtiyaç duyulan konuların kolaylaştırılmasını aziz ve kadir olan Allah’tan niyaz ediyorum. Çünkü O, yalvaranın yakarışını kabul eden, zayıf ve düşkünleri güçlendirendir. Kitabını ‘Kiyafetü’l- Ehyar fi Halli Ğayeti’l-ihtisar’ ismiyle isimlendirdim. Büyük ve Bağışlayıcı olan Allah’tan beni ve dostlarımı öfkesinden, gazabından ve Cehennem ateşinden korumasın dilerim. O, her şeye muktedir ve duaları kabul etmeye layıktır.
       
      Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlar, Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
      Hamd, Cenab-ı Allah’ı Zati ve zati olmayan güzel sıfatlarıyla övmektir. Şükür ise, Cenab-ı Allah’ı bize vermiş olduğu nimetlerine karşı övmektir. Bunun için “Falanca kişiyi bilgisine ve cömertliğine karşı hamd ettim.” Demen güzel olduğu halde, “Falanca kişiye bilgisine karşı şükür ettim.” demen şık olmaz. O halde her şükür hamd olmakla beraber, her hamd şükür değildir. Bu konuda başka tariflerde yapılmıştır.

      İsmi celilindeki lam, “ev Zeyd’indir”, misalindeki gibi istihkak lam’ıdır. Allah lafzı, müştak (türemiş) olmadığı için, diğer isimler arasında hamd yalnız ona izafe edilmiştir. Ancak tahkik ehli alimleri göre, Allah lafzının da müştak (türemiş) olduğunu söylemektedirler.

      “Rabbi’l-alemin.” Rab, malik manasında kullanıldığı gibi, terbiye ve ıslah edici manalarında da kullanılmaktadır. Çünkü “Falanca mülkünü terbiye etti.” Denilince, “ıslah etti” manasında kullanılır. O halde Allah (cc), alemlerin maliki ve terbiyecisidir. Alemin, alem’in çoğulu olup lafız itibarıyla tekele yoktur. Alimler, alemin kapsamı hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbn-i Abbas’a göre yalnız insan ve cinleri kapsar. Katade, Hasan ve Mücahid’e göre ise tüm yaratıkları kapsar.
       
      Allah’ın salatı, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed, onun bütün al ve ashabı üzerine olsun!

      Salat; Allah katından rahmet, melekler nezdinde istiğfar, insanlar yanında ise dua ve yalvarış anlamındadır. Hz. Peygamber, birçok iyi meziyetlere sahip olduğundan Muhammed ismi ile isimlendirilmiştir.

      Al, kelimesinin hangi manaya geldiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Şafii ve arkadaşlarına göre yalnız Haşim ve Muttalip oğullarını kapsar. Kimisine göre, bütün ehl-i beyti ve zürriyetidir. Diğer kimilerine göre de tüm ümmeti kapsar. Ezheri ve muhakkiklerden bir topluluk, bu son görüşü tercih etmişlerdir.
      Ashab, sahibin çoğuludur. Hz. Peygamberi görüp bir an dahi olsa onun sohbetinde bulunan kimseye denilir. Kimisine göre ise, bir kimsenin sahabe olabilmesi için uzum müddet Hz. Peygamberle oturup sohbette bulunması gerekir. Muhaddisler, birinci görüşü, usulcüler ise ikinci görüşü tercih etmişlerdir.
       
      Metin sahibi der ki:
      Bazı dostlarım (Allah onları korusun) Şafii mezhebinde, müptediler için ezberlenmesi kolay, okuyanlar için anlaşılması rahat, fıkıhla ilgili çok kısa ve veciz bir kitap yazıp içine birçok bölümler sığdırmamı benden istediler. Cenab-ı Allah’ın bana doğruyu nasip etmesine rağbet ederek ve sevap kazanmak gayesiyle onlara müspet olarak cevap verdim. Cenab-ı Allah, dilediğini gerçekleştirmeye muktedir ve kullarından haberdar.
      Muhtasar kelimesi; lafzı az, manası bol anlamdadır.

      Şafii mezhebi, yazarın takip ettiği fıkıh kolu demektir. Şafii, dedesi Şafi’ye nispet edilmiştir. Künyesi Ebu Abdullah’dır. Adı Muhammed’dir. Muhammed İdris’in oğludur. Dede şeceresi şöyledir: İdris b. Abbas b. Osman b.Şafi’ b. Saib b. Ubeyd b. Yezid b. Haşim b. Müttalib b. Abdülmenaf’dır. İmam Şafii, Abdülmenaf’da Hz. Rasullullah’la birleşiyor.

      Çünkü Hz. Rasulullah’ın nesebi şöyledir: Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalip b. Haşim b. Abdulmenaf’tır.

      Gayet: Bir şeyde eserinin görülmesine denir. “Salih satışın gayesi” meşru bir şekilde satılan maldan faydalanılması, “Sahih namazın gayesi caiz olması ve kazaya bırakılmaması anlamına geldiği gibi.” Burada ‘gayet’ isminden amaç, son derece lafzın kısa olması demektir.

      Tevfik: Taat edebilme gücünün oluşturulmasıdır. ‘Hezelan’ ise, isyan edebilme gücünün hazırlanmasıdır. Savab kelimesi ise yanlışın zıddıdır. Allah, daha iyisini bilir. (  Temel Şafii fıkhı kitap , kifayetül ehyar tercümesi , temel şafii fıkhı kitabı , kifayetül ahyar tercümesi , Şafii fıkhı kifayetül ahyar fi Ğayetül İhtisar , ravza yayınları , Şafii ilmihali , 2 cilt şafii fıkhı , ravza yayınları temel Şafii fıkhı, temel şafi ilmilhali )

       
      CİLT 1 İÇİNDEKİLER
       
      Mütercimin Önsözü
       
      Mukaddime
       
      BİRİNCİ BÖLÜM

      TAHARET
      Temizleme vasfını taşıyan sular
      Kulleteyn (havuz)’un tanımı
      Tabaklama faslı
      İnsan dışındaki ölülerin kemik ve kılları pistir
      Altın ve gümüş kaplar
      Misvak falı
      Abdestin farzları faslı
      Abdestin sünnetleri
      İstincanın adapları faslı
      Abdesti bozan şeyler faslı
      Guslü gerektiren sebepler faslı
      Guslün farz ve sünnetleri faslı
      Guslün sünnetleri
      Sünnet olan gusüller faslı
      Teyemmümün faslı
      Necaseti temizlemek faslı
      Hayız, nifas ve istihaza faslı
      Cenabetli olan kimseye haram olan şeyler
       
      İKİNCİ BÖLÜM

      NAMAZ
      Farz namazlar
      Namazın farz olabilmesinin şartları
      Namazın şartları faslı
      İki durumda kıbleye yönelmeyi terk etmek caizdir
      Namazın rükünleri faslı
      Namaza başladıktan sonra iki şeyi yapmak sünnettir
      Namazın heyetleri
      Namazda, kadının erkeklere muhalefet edeceği şeyler
      Namazı bozan şeyler faslı
      Farz namazların rekat sayısı
      Sehiv secdesi faslı
      Namaz kılmanın yasak olduğu vakitler faslı
      Cemaatle kılınan namaz faslı
      Yolculukta namazların kısaltılması ve cemedilmesi faslı
      Cuma namazı faslı
      Cum namazının vacip olabilmesinin şartları
      Cumanın namazının hey’etleri
      Bayram namazları faslı
      Ay ve Güneş tutulması namazları faslı
      Yağmur duası namazı faslı
      Korku namazı faslı
      İpek elbise giyme ve altın takma faslı
      Cenaze faslı
      Cenaze için dört şeyin yapılması gerekir
       
      ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

      ZEKAT
      Zekata tabi olan şeyler
      Ekin ve meyvelerin zekatı
      Hayvanların zekatı faslı
      Ortaklaşa beslenen hayvanların zekatı faslı
      Altın nisab miktarı faslı
      Tahıl ve meyvelerin nisab faslı
      Ticaret malının zekatı faslı
      Fıtır sadakası faslı
      Zekatın kendilerine verileceği kimseler
      Beş kişiye zekat verilmez
       
      DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

      ORUÇ
      Orucun vücubuna dair şartlar
      Orucun beş farzı vardır
      Orucu bozan şeyler
      Orucun müstehapları
      Bazı günlerde oruç tutmak haramdır
      Ramazan orucunda, cinsi ilişkide bulunmanın cezası
      Oruç tutulmamasını muhab kılan mazeretler
      Nafile oruçlar
      İtikaf faslı
       
      BEŞİNCİ BÖLÜM
      HAC
      Haccın vacip olabilmesinin şartları
      Haccın rükünleri
      Haccın sünnetleri
      İhramlıya yasak olan şeyler faslı
      Arafat’taki vakfeyi kaçırmak
      İhramda dem (kurban) gerektiren fiiller faslı

      ALTINCI BÖLÜM
      ALIŞ-VERİŞ
      Alış – verişin çeşitleri
      Faiz faslı
      Tehlikede olan şeylerin satılması
      Hiyar (alış – verişte cayabilme) faslı
      Selem faslı
      Rehin (ihotek) faslı
      Hacr (ihtiyat-ı tedbir)
      Altı kişinin malında tasarruflarına haciz konulur
      Sulh faslı
      Havale faslı
      Daman (sorumluluğu üstlenme) faslı
      Kefalet faslı
      Şirket (ortak ticaret yapma) faslı
      Vekalet faslı
      İkrar faslı
      Ariyet (gelirinden) faydalanılan ödünç) faslı
      Gasb faslı
      Şüf’a faslı
      Kırad (mudarebe) faslı
      Musakat (sulama) faslı
      İcare (kiralama) faslı
      Ce’ale faslı
      Muhabere ve müzaraa faslı
      Sahipsiz ve ölü arazinin işletilmesi
       
       
      CİLT 2 İÇİNDEKİLER
       
      VAKIF
      Vakıf faslı
      Hibe (bağış) faslı
      Lukata (buluntu) faslı
      Lakit (bulunan bebek) faslı
      Emanet faslı
       
      YEDİNCİ BÖLÜM
      FERAİZ VE VASİYETLER
      Feraiz ve vasiyetler bölümü
      Vasiyet faslı
       
      SEKİZİNCİ BÖLÜM
      NİKAH
      Muhtaç olanlar için evlenmek müstehabtır
      Erkeğin kadına bakmasının hükmü
      Nikahın şartları faslı
      Evlenilmesi haram olan kadınlar faslı
      Sıdak (mehir) faslı
      Mit’at faslı
      Velime (düğün yemeği) faslı
      Eşler arasında adaletli davranmak v
      Hul’ faslı
      Talak (boşama) faslı
      Bid’i ve Sünni talak faslı
      Talakların sayısı faslı
      Ric’i talak faslı
      İla (kadınla ilişkiye girmemeye yemin etmek) faslı
      Zihar faslı
      Hadd-i kazf faslı
      Lian (lanetleşme)
      Kadını iddet çekmesi faslı
      İstibra faslı
      İddet çekmekte olan kadının sahip olduğu haklar faslı
      Çocuk emzirme faslı
      Nafaka faslı
      Zevceye verilecek nafaka faslı
      Hadanet (çocuk gözetimi) faslı
       
      DOKUZUNCU BÖLÜM
      CİNAYETLER

      Cinayetler bölüm
      Diyet faslı
      Diyetin çeşitleri
      Adam öldürmekle ilgili yemin faslı

      ONUNCU BÖLÜM
      HADLER (CEZALAR)
      Hadle (cezalar) bölümü
      Livata ve hayvanla cima’ yapmanın hükmü
      Hadd-i kazf faslı
      İçki içmenin cezası
      Hırsızlığın cezası faslı
      Yol kesme cezası faslı
      Nefs-i müdafaa faslı
      Bir hayvanın vermiş olduğu zarar, binicisine ödetilir
      Bağılarla savaş faslı
      Mürtetlik (dinden dönme) faslı
       
      ONBİRİNCİ BÖLÜM
      CİHAD
      Cihad bölümü
      Kafirlerden esir alınanlarla ilgili hüküm
      Ganimet faslı
      Fey malının hükmü
      Cizye faslı
       
      ONİKİNCİ BÖLÜM
      AVLAMA, ZABİHE, KURBAN VE YİYECEKLER
      Avlanma, Zebihe, kurban ve yiyecekler bölümü
      Kitap ehlinin kestikleri
      Helal yiyecekler faslı
      Balık ve çekirgenin helalliği
      Kurban faslı
      Kurbanlık hayvanda aranan şartlar
      Akika faslı
       
      ONÜÇÜNCÜ BÖLÜM
      MÜSABAKA VE MÜNADELE
      Hayvan koşturma ve silah atma yarışı bölümü
      Mubah olan yarışın şartları
       
      ONDÖRDÜNCÜ BÖLÜM
      YEMİN VE NEZİRLER
      Yemin ve nezirler bölümü
      Nezir (adak) faslı
      Yemin kefareti
       
      ONBEŞİNCE BÖLÜM
      KADA (HÜKÜM VERME)
      Kada (hüküm verme) bölümü
      Kadı on yerde kadılık yapmaktan sakınır
      Kasame (bölüştürme) faslı
      Şahitlik faslı
      Şahitliğin hükümleri
      Allah ve kul hakkı
       
      ONALTINCI BÖLÜM
      ITK (KÖLE AZATLIĞI)
      Itk (köle azatlığı) bölümü
      Velayet faslı
      Mudebber köle faslı
      Mükatebe faslı
      Ümmü’l-veled faslı
       

       
      Ravza Yayınları Temel Şafii Fıkhı Kifayetül Ehyar tercümesi kitabı nı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786054411894
      MarkaRavza Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786054411894
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.