• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      Bilinçli Aile, Çocuklarınız Cennetiniz Olsun 

      Bilinçli Aile, Çocuklarınız Cennetiniz Olsun 
      Görsel 1
      Fiyat:
      25,00 TL
      İndirimli Fiyat (%38) :
      15,50 TL
      Kazancınız 9,50 TL
      15.50 www.goncakitap.com.tr
      3,88 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
             Stoktan Kargo

      Kitap            Bilinçli Aile Çocuklarınız Cennetiniz Olsun 
      Yazar           Sıtkı Aslanhan
      Yayınevi      Çınaraltı Yayıncılık
      Liste Fiyat   25 TL
      Kağıt Cilt     2.Hamur, Karton Kapak Cilt
      Sayfa Ebat  264 sayfa - 13.5x21 cm.
      Yayın Yılı     2017 

      ISBN            9786055563752

       
      Sıtkı Aslanhan Bilinçli Aile Çocuklarınız Cennetiniz Olsun kitabını incelemektesiniz.   
      Çınaraltı Yayıncılık
      Bilinçli Aile kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


       
      BİLİNÇLİ AİLE

      ÇOCUKLARINIZ CENNETİNİZ OLSUN

      Bir çocuğun maddi manevi pek çok ihtiyacı vardır. Ancak günümüz anne babaları çocuklarının ihtiyacını maddiyata indirgemiş durumdadır. Anne baba olarak çocuğun her isteğini yerine getirerek, onu iyi okullara göndererek vazifenizi yaptığınızı düşünürseniz ileriki yıllarda bunun sıkıntısını yaşarsınız. Anne babalık bundan çok daha fazlasıdır. Anne baba olarak iyi bir evlat yetiştirmek istiyorsanız onun gözlerinin içine bakarak onu ne kadar sevdiğinizi söylemeli, başını okşamalı, onun değerli olduğunu dile getirmelisiniz. İyi bir çocuk yetiştirmenin yolu iyi bir anne baba olmaktan geçer. Siz insanlara iyi davranırsanız, insanlara karşı dürüst davranırsanız, bütün canlılara ve doğaya saygı duyarsanız çocuğunuz da bu güzellikleri öğrenir. Nezaketi çocuğunuza öğretebilmeniz için' kendiniz nazik olmalısınız.

      Çocuklarımızı nasıl eğitmemiz gerektiği ile ilgili pek çok kitap bulunmaktadır. Bu kitap sade bir dille anne baba ve çocuk arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiği, çocukların davranış problemlerinin nasıl çözülebileceği ile ilgili bilgiler sunmaktadır.


      Duyarlı Genç Bilinçli Ailede Yetişir

      Duyarlı bir genç yetiştirmek istiyorsak işe aileden başlayacağız çünkü duyarlı gencin yetişmesi bilinçli bir aileden geçiyor. Anne baba bilinçli, anne baba duyarlı ol­madıktan sonra, anne baba bu işi önemsemedikten sonra gencimizin duyarlı olması çok kolay olmayacaktır. Belki yaşı ilerledikçe olaylarla, hadiselerle karşılaştıktan sonra kendi kendine bazı doğru yolları, duyarlı olma yolları­nı bulacaktır ama gerçek anlamda arzuladığımız duyarlı bir gencin yetişebileceği yer ailesidir. Nasıl ki güzel bir meyvenin yetişeceği yer ağaçsa, o güzel meyve ağacının yetişeceği, olgunlaşacağı yer toprağıysa bir meyve olan çocuklarımızın en güzel şekilde yetişeceği yer de ailedir. Eğer toprak sağlıklı değilse, toprak problemli ise, ağaç­larda problem varsa, ağacın dallarında sıkıntılar varsa o dalların ucunda yetişecek olan meyveler eğri büğrü, bel­ki içi kurtlu, görüntü olarak çok hoş olmayan, tadı hoş olmayan bir meyve olacaktır, insan da bir meyve gibidir. Bir genç, bir meyve gibidir. Özen gösterirsiniz, emek sarf edersiniz, suyunu dökersiniz, ilaçlarsınız, gübrelersi­niz, zamanı gelince budarsınız, gözünüz gibi bakarsınız, onunla konuşursunuz, sevginizi verirsiniz. Sağlıklı, düz­gün, temiz, helalinden meyveyi elde etmek için bir çift­çi olarak, onun sahibi olarak yapılması gereken her şeyi yaparsınız ama yine de bilirsiniz ki güzel meyve almanın yolu Allah'ın takdirine bağlıdır. Rabbim takdir ederse hayırlı, güzel, lezzetli bir meyve alırsınız. Biz anne babalara düşen görev; iyi çocuk, duyarlı bir genç, hayırlı bir evlat, vatanına milletine, İslam a hizmet edecek, insanlara fay­dalı olacak, annesine babasına saygılı olacak, toplumun değerlerine sahip, Rabbin rızasını kazanma noktasında adım atacak bir genç yetiştirmektir. Siz elinizden gelen her şeyi yaparsınız ama sizin yaptıklarınız o anlamda yetişmesi için yeterli olmayabilir. Biz üzerimize düşeni yapmakla yükümlüyüz. Gerisi Allah'ın takdiridir. Biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme çabasın­dan sorumluyuz. Biz niyetimizden sorumluyuz. Onun için bu kitabımızda daha çok aileden bahsedeceğiz. Bi­linçli aileden bahsedeceğiz. Ve biraz da günümüz çocuk eğitimi, aile ile ilgili -belki pek konuşulmayan- konular­dan bahsedeceğiz. Bazen canınızı sıkacağız, bazen raha­tınızı kaçıracağız, bazen hüzünleneceğiz, bazen gözyaşı dökeceğiz, bazen güleceğiz, bazen tebessüm edeceğiz. Yazdığımız her şey samimi, yüreğimizden gelen şeyler. Sizlere faydalı olma adına söylediklerimiz doğruluğuna yürekten inandığımız -ama kesin doğru anlamında de­ğil- herkesin hemen alıp kullanacağı şeyler olmayabilir. Belki söylediğimiz bir kelime, belki bir cümle, belki bir paragrafta kalemimizden dökülenler sizin arzuladığınız, beklediğiniz, özlem duyduğunuz, cevabını veremediği­niz bir sorunun cevabı olacaktır diye düşünüyoruz. Niyet bizden, gayret bizden, çaba bizden, takdir Allah'tan.


      Seminerlerden, programlardan, görüşmelerden, dost­larımızla yaptığımız konuşmalardan, okul önlerinde evlatlarını almaya gelen annelerin konuşmalarından vs. edindiğim izlenime göre genel anlamda anne babalığı biz artık çok basite indirgedik. Anne babalığı, çocuklarımıza söylediğimiz üç beş cümleden ibaret zannediyoruz. Ço­cuklarımızla yaptığımız konuşmalarda onlara söylediğimiz tehditkâr cümleler, bağırmalar, çağırmalar, kızma­larla anne ve babalık yaptığımızı zannediyoruz. Hemen başlıyoruz bağırmaya. "Senin gibi çocuğum olacağına hiç olmasaydı. Seni doğuracağıma bir taş doğursaydım da bari mezarımın başına koysaydım. Derslerini bitirmezsen sana bir ay televizyon yok. Gebertirim seni bak kalk bilgisayarın başından adam gibi ders çalış. Şu bilgisaya­rı alıp pencereden aşağı atacağım. Kafanı kırarım senin. Gebertirim seni." Bunlar gibi aşağılayan, hakaret dolu, onların kişiliğine zarar veren, kendimizi rahatlatmaktan başka işe yaramayan, çocuklarımıza zerre kadar bir fayda sağlamayan kelimelerle, cümlelerle dolu bir annelik ve babalık süreci yaşıyoruz bugün. Yapamayacağımız şeyleri söylüyoruz. Arkasında duramayacağımız ifadeleri kullanıyoruz. "Odanı toplamazsan sana bir ay bilgisayar yok". E çocuk odasını toplamıyor, anne geliyor çocuğun odasını topluyor sonra "Bak ben sana kaç kere odanı toplamanı söyledim, arkanızda hizmetçi mi var?" diyor. Belki kızıyor, bağırıyor ama bir taraftan da çocuğun el­biselerini, pijamasını katlamaya, çoraplarını alıp yerine koymaya devam ediyor. Ama bakıyorsunuz bir ay bil­gisayar kullanması yasak olan çocuk ertesi akşam bil­gisayarın başında. Ne oluyor? O an sadece anne olarak rahatlamış oluyorsunuz. Akşam yorgun argın eve gelen baba, annenin çocukla ilgili söylediği birkaç olumsuz cümleden sonra başlıyor kükremeye. Evin aslanı, yiğidi. Aslanım benim bağır bakalım. "Biz gece gündüz çalışı­yoruz bu eşek sıpaları için. Şu yaptıklarına bak. Dersle­rine çalışmıyorsun. Gebertirim seni. Okuldan alacağım seni." Bağırıyorsun, çağırıyorsun. Bu mu babalık? Zavallı çocuk siniyor bir köşeye, geçiyor odasına, sesini çıkar­mıyor. Şimdi sen onu adam mı ettin? Yola mı getirdin? Düzelttin mi? Sorunlarını çözdün mü? Yoksa sadece o 
      an birkaç dakika bağırarak çağırarak babalık yaptığını mı zannettin? Annelik yaptığınızı mı zannediyorsunuz böyle davranarak? Keşke annelik ve babalık bu kadar basit olsa. Keşke annelik ve babalık sadece çocuklarımı­za söylediğimiz üç beş cümleden ibaret olabilse. Keşke anne ve babalık yeri geldiğinde sesimizi yükseltip o mi­nik yavruların yüreğini ezip büzüp çöpe atmaktan iba­ret olsa. Ne olur şöyle bir dönüp bakın sevgili anneler ve babalar. Acaba çocuğumuza karşı kullandığımız on cümlenin dokuzu ne ifade ediyor? Genel izlenimimi söy­lüyorum; -tabii ki bunu yapmayanlar elbette var- akşam çocuklarımızla oturup iletişim kurmaya başladığımızda on cümlenin dokuzu okulu, dersleri, çalışması gerekti­ği, tertip düzen, odasını toplaması ile ilgili olarak tehdit, bağırma, kızma gibi olumsuz ifadeler içeriyor. Ama ba­balık bu değil ki. Annelik bu değil ki. Bilinçli ebeveyn olmak, duyarlı bir aile olmak bu değil ki. Sağlıklı bir evlat yetiştirmenin, özgüven sahibi, ayakları üzerinde duran, sorumluluğunun farkına varan, siz olmadan da hayatla mücadele edebilecek çocuk yetiştirmenin yolu yöntemi bu değil ki. Keşke bu olsa. Keşke böyle yaptığımız zaman iyi çocuk yetiştirebilsek. Keşke bu ifadeleri kullandığı­mızda hemen adam olsalar. Keşke söylediğimiz o ağır cümleleri üzerlerine alıp hemen kendilerini düzeltseler. Ama bakıyorsunuz süreç her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Her geçen gün çocuklarımızın davranışları, kul­landıkları ifadeler, sözler daha da kötüye doğru gidiyor. E o zaman bir problem var. Anne babalar, oturup düşün­memiz lazım. Bu problemin sebeplerini ve çözüm yolla­rını aramamız lazım. Hadi buyurun beraber arayalım...
       
         Yerinde Söylenen Söz Etkilidir

      Kıymetli dostlar bilinçli ve duyarlı bir ebeveyn anlaşıl­ması istenen düşünceyi birkaç sözcükle ifade edebilendir. Maalesef bizler anne babalar olarak bugün çocuklarımıza sürekli bir şeyler anlatıyoruz, sürekli nasihatte bulunuyo­ruz ve fırsatını bulduk mu geçmişteki hatalarını sürekli onların önlerine koyuyoruz. Oysa bizim onlarla konu­şup söylememiz gerekeni bir kez söyleyip onların bunu duymasını beklememiz lazım. Anne babaların en çok şikâyet ettikleri konulardan biri bu günlerde şudur: "Bin kere söyledim sana yine anlamadın. Milyon kere söyle­sem yine aynı" Efendim niye milyon kere söylüyorsunuz ki? Oysa öyle bilinçli anne baba olmalıyız ki söylemek istediğimizi, çocuğumuzun anlaması gerekeni, anlama­sını istediğimizi kısa cümlelerle ve sözcüklerle ifade ede­ceğiz, böylece karşı tarafta bu net bir şekilde anlaşılacak. Ama ona bunu söylerken onların bizi duymasını da bek­lememiz lazım. Tekrar tekrar söyleyerek değil. Belki çok klasik gelecek ama bizim annelerimiz bize bir kez söyler­di, babalarımız sadece bakardı. Kaşlarıyla dağları yerin­den oynatırlardı. Çünkü onlar oturup sabahtan akşama kadar bize nasihat etmiyorlardı, bağırmıyorlardı. Söyle­diklerini yapıyorlardı. Bugün sözümüzün geçersiz olma­sının, çocuklarımız üzerinde söylediğimiz sözcüklerin 
      etkisinin olmaması veya az olmasının sebeplerinden bir ta­nesi onlara söyledi­ğimiz sözleri yerine getirmeyişimizdir. O zaman  çocuk şunu düşünüyor "Benim annem babam söyler söyler söyler. Sürekli konuşur. Boş ver yaa annem bunu her zaman söyler. Bu lafları ben çok duydum. Annemin sözleri dilindedir. Bir şey yapmaz bakma ona." Çocuğun sözleri­nize güveni kalmamış. Başka bir problem de konuşmaya başladığımızda sürekli onlara bir şeyleri anlatıyoruz, izah etmeye çalışıyoruz, tecrübelerimizden bahsedip nasihat ediyoruz. Yerinde ve zamanında nasihat etmek tabiiki güzel ama sürekli çocuğa bir şeyleri anlatmakla sorun çözülmüyor. Geçmişteki hataları gündeme getirip getirip duruyoruz. "Sen geçen sene de böyle yapmıştın. Daha önce de böyle olmuştu." vs. diyoruz. Bitti. O geç­mişte kaldı. Niye tekrar bugüne getiriyorsunuz? Geçmişi neden tekrar gündeme taşıyorsunuz? Bunlar bize fayda getirmiyor, sorunları çözmüyor. Bilakis daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.

      Az konuşacağız, öz konuşacağız. Kullandığımız keli­melere dikkat edeceğiz. Bir sorunumuz da bu. Konuşu­yoruz ama ne konuştuğumuzu inanın biz de bilmiyoruz. Bir anne babaya önceki akşam çocuğuna ne söylediğini sorsan kullandığı on kelimenin belki yedi sekiz tanesi­ni hatırlamaz. Çünkü o kadar çok şey konuşuyoruz ki, klasikleşmiş klişe ifadeleri o kadar çok dillendiriyoruz ki etkisi kalmıyor.

      Onun için büyüklerimiz, eskiler bir cümle söyler tabiri caizse taşı gediğine koyardı. Yerinde, zamanında söylenen söz sihirlidir, etkilidir. O an o sözler söylenmeli mi çocuğa, o ortam müsait mi, o ifadelerin karşıdaki yansıması nedir? Bunların hiçbirini dikkate al­madan, göz önünde bulundurmadan o an kendimizi ra­hatlatma adına aklımıza ne gelirse söylüyoruz çocukları­mıza. Oysa bunların çocuk üzerinde çok ciddi olumsuz etki bıraktığının farkında değiliz.

      Çok klasik gelecek ama bi­zim annelerimiz bize bir kez söylerdi, babalarımız sadece bakardı. Kaşlarıyla dağları yerinden oynatırlardı. Çün­kü onlar oturup sabahtan akşama kadar bize nasihat et­miyorlardı, bağırmıyorlardı. Söylediklerini yapıyorlardı.

      İşin özü çenenizi yormak istemiyorsanız, "Bin kere söyledim, milyon kere söyledim yine yaptıramadım" sözünü artık literatürünüzden çıkarmak istiyorsanız çocuklarınıza söylemek istediklerinizi, aktarmak istedik­lerinizi doğru sözcükleri seçerek, zamanında ve bir sefer söyleyerek, onların da o sözcükleri duymasını bekleye­rek yapabilirsiniz. Yapmazlarsa ödemesi gereken faturayı da ödettirmeyi ihmal etmeyin. Ama bin kere söyledik­ten sonra veya bağırarak değil. Gayet sakin ve rahat bir durumda. Biz anlatarak öğrenmelerini istiyoruz. Baba "Benim tecrübem var. Görüyoruz ki çocuğumuz yan­lış yapıyor. Bunun böyle olmaması gerektiğini bilmiyor mu?" diyor. Bilmiyor. Defalarca anlatsanız da anlamaz. Çocuklarınıza öğrenmenin yolunu uygulayarak açarsı­nız. Uygulamak öğrenmenin yolunu açar.

       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055563752
      MarkaÇınaraltı Yayın
      Stok DurumuVar
      9786055563752
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.