• Tüm Kategoriler

    • DİKKAT : Toplu Ürün Siparişleri için 0535 224 37 24 whatsapp tan bilgi alınız. Yayınevleri nin ZAM İHTİMALİ için tedarik sıkıntısı var.

      Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Hz.Hüseyin ve Kerbela Faciası

      Fiyat:
      50,00 TL
      İndirimli Fiyat (%38) :
      31,00 TL
      Kazancınız 19,00 TL
      5.0 4
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Cep boy, 21 kart, Türkçe Okunuşlu
      6,00 TL
      KDV Dahil 3,75 TL
      %37,5
      Ciltli, 2.Hamur , 907 Sayfa, Büyük Boy
      60,00 TL
      KDV Dahil 39,00 TL
      %35
      Cep boy, 21 kart
      6,00 TL
      KDV Dahil 3,75 TL
      %37,5
                Stoktan Kargo 

        Kitap             Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası 
        Yazar            M. Asım Köksal
        Yayınevi        Karaca yayınevi
        Etiket Fiyatı   43.20
        Kağıt - Cilt     Sarı şamua kağıt -  Ciltli
        Sayfa - Ebat  400 sayfa - 17x24 cm.
        Yayın Yılı       2010
        ISBN              9789944191166


      Karaca yayınevi tarafından yayınlanan adlı Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası kitabını incelemektesiniz.
      Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

       

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2
       
       
                Hazreti Hüseyin ve Kerbela Faciası

       
      Yazarımızın diğer eserlerinden de bir kaçını hatırlatalım ki, sahih kaynaklardan doğru bilgileri araştırırken, bu kaynaklar içinde en değerlilerinin M. Asım Köksal merhuma ait olduğunu unutmasınlar.
       
      1939’da ilk eseri olan “Armağan” yayımlanır. Bu eser, kendisinin ilk dinî manzumelerini içermektedir. 1941’de de “Peygamberler” adlı kitabı neşredilir. Bu eser, Resulullah’tan önce gelip geçmiş peygamberlerin hayatlarını ve mücadelelerini manzum bir biçimde anlatmaktadır. M. Asım Köksal’ın edebî zevk ve anlayışının tekâmülü sırasında etkilendiği kişilerin başında, Safahat’ını ezberlercesine okuduğu Mehmed Âkif gelmektedir. 1936’da yurda dönen Âkif’in gelişine bütün imanlı Türk gençleri gibi o da son derece sevinir. Ancak kısa bir müddet sonra vefat ettiğini öğrenince, duyduğu teessürü ve ona karşı hissettiği muhabbeti şiirlere döker. Mehmed Âkif hastanede iken gazetecilere “Eğer Allah şifa verir de iyileşirsem, Peygamberimizin hayatını (Haccetü’l-Vedâ) adıyla manzum olarak yazacağım.” demiştir. Fakat bu emelinin gerçekleşmesi için ömrü kifayet etmez.
       
      Bunun üzerine M. Âsım Köksal, Âkif’in bu son arzusunu kendi başına gerçekleştirmek ister ve sonunda “Peygamberimiz” adlı eserini tamamlar. Bu eser, Resûlullah’ın bütün safhalarıyla hayatını ve güzel ahlakını manzum bir şekilde son derece sade ve akıcı bir dille anlatmaktadır. Kendi nev’inde tek olan 300 sayfalık bu eser 1944 yılında Diyanet Yayınlar arasında neşrolunmuştur.
       
      1946 yılında M. Âsım Köksal iki eser yayımlar, bunların ilki “Gençlere Din Kılavuzu” olup diğeri de “Ezanlar” ismini taşıyan ve dinî manzumelerden oluşan bir eserdir.
      M. Âsım Köksal, 1951 yılından itibaren radyodan İslam dininin iman, ibadet ve ahlak boyutlu esasları hakkında konuşmalar yapar. Daha sonraları bunlara çeşitli ilaveler yapmak suretiyle “Dinî ve Ahlâkî Sohbetler” ismiyle yayınlayacaktır.
       
      Bir arkadaşının “Dünyada Caetani’nin sözlerini çürütecek bir adam çıkmış değil!” demesi üzerine M. Âsım Köksal “Ben Müslümanların en aciz bir ferdi olmama rağmen onun ipliğini tek başıma pazara dökerim!” der ve eserin 1961’de basımı mümkün olur ki adı Hz.Muhammed ve İslam Tarihi dir.
       
      İslam’ın tarihinin Hz. Âdem’le başladığı ve her peygamberin, İslamiyet’in kendi devrine ait kısmını tebliğ ettiği prensibinden hareketle “Peygamberler Tarihi”ni kaleme alır. İlk olarak 1990’da yayımlanan bu eserinden sonra, Sünnetin kaynaklığı hakkında yapılan zararlı fikirleri önlemek ve bunlara bir cevap olmak üzere “İslam’da İki Ana Kaynak: Kitap ve Sünnet” isimli eserini neşreder.
       
      İslam Tarihi”nde Hz. Hüseyin’in hayatı ve Kerbelâ faciasına yeri geldiği zaman özet bir şekilde temas eden M. Âsım Köksal, daha sonra bu konuyu ayrı ve müstakil bir çalışma şeklinde, İslam Tarihi’nin tamamlayıcısı olarak ele alır ve bu faciayı bütün safahatıyla ana kaynaklara bağlı olarak kaleme alır. “Hz. Hüseyin ve Kerbelâ Faciası” bu suretle vücuda gelmiş olur.
       
      En muteber kaynaklara dayanılarak hazırlanmış olan Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası, üç safhada anlatılmış; birinci bölümde Hz. Hüseyin’in doğumu ve çocukluk hayatı, ikinci bölümde Kerbela faciası, sonraki bölümlerde de Kerbela intikamının nasıl alındığı, başka bir deyişle Kerbela sorumlularının başlarına gelenler anlatılmıştır.
       
      Merhum Asım Köksal konuya dair önemli bir noktaya işaret ediyor ve diyor ki ”Kerbela hadisesi, dehşetli olduğu kadar ibretlerle de dolu bir hadise olduğundan, onu kaynaklardan olduğu gibi aktarmaya çalıştık. Bunun için, okuyucular, kitabımızda tarafların birbirlerine karşı olan öfkeli tutum ve davranışlarını, hınçlarını da yer yer göreceklerdir. Bunlar mütalaa edilirken, o günün şartları ve heyecanları göz önünde tutulmalı ve itidal süzgecinden geçirilmelidir. “
       
      Bütün eserlerini son derece özenli bir dilde yazan Asım Köksal merhumun bu eseri de okuyanı derinden etkileyen bir üsluba sahip. Tek ciltten oluşan ancak hacimli bir eser olan Hz.Hüseyin ve Kerbela Faciası adlı bu eser, Hz.Hüseyin Efendimizin hayatını anlatırken, o dönemin sosyal siyasi durumunu da gözler önüne seriyor.

      O feci hadiseye bulaşanlar teker teker tanıtılıp, durumları ve olayın aşamaları izah ediliyor. Hatasında direnenlerden, son anda Hz.Hüseyin Efendimizin safına katılıp feci ve ebdi bir azaptan kurtulanları da anlatıyor. Kerbela günlerini, Müslümanların şehid edilişlerini, Hz.Hüseyin Efendimizin son anlarını, söylediklerini ve yaşadıklarını her mü’mini gözyaşlarına boğacak açıklıkla anlatıyor.
       
      Yazarımız Kerbela’dan sonra olanları da okuyucunun bilgisine sunuyor. Şehidlerin defnedilişi, sağ kalanların Şam’a oradan da sürgüne gidişleri ve en önemlisi İslam Tarihinin en acı olayı Kerbela’ya bulaşıp, ellerini Peygamber torunlarının kanı ile yıkayanların başına gelenleri anlatılıyor.
       
      Kerbela, kimisinin hakkında çok konuştuğu, kimisinin hiç konuşmadığı bir hadisedir. Bu kitapta yetkili bir ağızdan dökülen sözleri, kaynaklara dayanarak okuyacak, zihninizdeki bütün sorulara cevap bulacaksınız. En önemlisi bulduğunuz cevaplara inanacaksınız. ( Hz.Hüseyin ve Kerbela faciası kitap, kerbela olayı kitabı , asım köksal kerbela facisaı kitabı , m.asım köksal kerbela fiyat , asım köksal kitapları )
             


                         ÖNSÖZ

              Bismillahirrahmanirrahim
       
      Okuyucularımıza sunduğumuz bir kitap ; İslam Tarihi—Hz. Muhammed Aleyhisselam ve İslamiyet adıyla cilt cilt yayınlanmakta bulunan eserimizde Medine devrine ait 4. cilt içinde Hz. Hüseyin’in çocukluk hayatı anlatılırken zikri geçen, kendisinin Kerbela’da şehit edileceği hakkındaki ihbar-ı Nebevi münasebetiyle ve bu cildin bir mütemmimi, İslam Tarihi’nin bir safhası olmak üzere hazırlanmıştır.
      En muteber kaynaklara dayanılarak hazırlanmış olan Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası, üç safhada anlatılmış; birinci bölümde Hz. Hüseyin’in doğumu ve çocukluk hayatı, ikinci bölümde Kerbela faciası, sonraki bölümlerde de Kerbela intikamının nasıl alındığı, başka bir deyişle Kerbela sorumlularının başlarına gelenler anlatılmıştır.

      Kerbela hadisesi, dehşetli olduğu kadar ibretlerle de dolu bir hadise olduğundan, onu kaynaklardan olduğu gibi aktarmaya çalıştık,
      Bunun için, okuyucular, kitabımızda tarafların birbirlerine karşı olan öfkeli tutum ve davranışlarını, hınçlarını da yer yer göreceklerdir.
      Bunlar mütalaa edilirken, o günün şartları ve heyecanları göz önünde tutulmalı ve itidal süzgecinden geçirilmelidir.

      Unutulmamalıdır ki, Kerbela faciasının sorumluları, birkaç kişi veya bir zümre değildir.
      Kanaatimize göre, bu facianın bellibaşlı sorumluları; kendisinden başka imam ve önder tanımadıklarını, yoluna baş koyduklarını ve her hususta kendisine yar ve yardımca olacaklarını ardı ardına gönderdikleri elçiler, yazdırdıkları mektuplarla bildirerek Hz. Hüseyin’in Küfe’ye ısrarla davet ettikten sonra İbn Ziyad’a harar ve çuvallar dolusuna satılıp Hz. Hüseyin’den yüz çeviren ve bu ihanetleri yetmiyormuş gibi onu Kerbela’da kuşatarak şehit eden ve ettiren Küfe eşrafıdır.

      Küfe eşrafından sonra; mevki ve makam ihtirası gözlerini bürümüş ve Küfelilerin Hz. Hüseyin’i bey’atlarını Yezid’e jurnal edecek kadar1 şahsiyetsizleşmiş olan Ömer b. Sa’d gelir. Bu zavallı adam, Hz. Hüseyin’le aralarındaki akrabalığı da bir yana iterek, tüyler ürpertici Kerbela cinayetinin kumandasını üzerine almış, yapılan bütün nasihat ve uyarmalara rağmen, bundan sıyrılmak, kurtulmak yolunu tutmamıştır.
      Yezid b. Muaviye ve onun sırdaşı ve en güvendiği adamı olan Ubeydullah b. Ziyad gibi,2 saltanatlarını korumak ve sağlama bağlamaktan başka düşünceleri olmayan ve Hz. Hüseyin’le Ehl-i Beytini yok etmek için tuzaklar kuran3 ve bu yolda her şeyi mübah gören kimselerden, zaten, Hz. Hüseyin’e karşı daha insaflı bir davranış beklenemezdi.

      Bunlardan sonra, sırasıyla, Şimr b. Zilcevşen ve benzerleri gibi, kraldan çok kralcı, kaba, cahil ve meziyetsiz satılmışlar güruhu gelir.
      On üç küsur asır önce cereyan eden ve sorumluları Allah’ın yüce huzuruna çıkarılıp muhakeme olunmak üzere kabirlerinde tutuklu bulunan Kerbela faciasının, bugün vatandaşlar arasında herhangi bir anlaşmazlığa vesile yapılması için bir sebep yoktur.
      Çünkü, Hz. Hüseyin “Ey Allah’ım! Bunlarla ve kavmimizden olanlarla aramızda Sen hükmünü ver” diyerek bu yoldaki davasını Allah’a havale etmiş bulunmaktadır.4

      Bu faciaya sebep olan veya isimleri karışanlara çatmak, lanet okumak da faydasızdır.
      Adalete yakalarını teslim etmiş olanlara, en ağır suçlu da olsalar, dışarıdan yapılacak karışmalar hoş karşılanmaz.
      Kerbela faciasından ürpermeyen, kan ağlamayan kim vardır?
      Bu konuda en doğru ve yerinde söz, Muhammed b. Hanefiyye Hazretlerini sözüdür:
      “O, bir melhame, büyük ve çetin bir öldürme vak’ası idi. Hüseyin’in alınyazısı idi.

      Allah, onu bununla şereflendirmek, o kavim karşısında derecelerle yükseltmek, başkalarını da alçaltmak için ona bunu nasip etmiştir.
      Allah’ın emri yerine gelir. (Nisa: 47)
      Allah’ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir.” (Ahzab: 38)5

      Emevi saltanatı yıkıldıktan sonra, ortada Emevilik-Alevilik diye bir dava kalmamıştır.
      Alevilik-Sünnilik ayrımına ve bid’atına gelince; biz bunu da yersiz ve hatta manasız olduğuna kaniiz.
      Çünkü, Hz. Hüseyin Iraklılara gönderdiği bir mektubunda “Ben sizi Allah’ın Kitabına ve Allah’ın Peygamberi olan Muhammed Aleyhisselamın sünnetine davet ediyorum. O sünnete ki; öldürülmüş, yok edilmiş, onun yerine bid’atlar ihdas edilmiştir”6 diyerek halkı sünnete bağlanmaya davet ettiğine; Hz. Hüseyin’in kanını ve intikamını almak için ayaklanan Muhtar b. Ebu Ubeyd es-Sakafi de, Tevbeciler ve Ehl-i Beyt fedailerinden Rifaa b. Şeddad’a yazdığı yazıda “Sizi Allah’ın Kitabına ve Allah’ın Peygamberinin sünnetine sarılmaya davet ediyorum”7 diyerek bu davayı gerçekleştirmeye çalıştığına; Sünnilik Peygamberimizin sünnetine bağlılık demek olup bu Ehl-i Beyt taraftarı olan Alevilerin ana davası ve şiarı bulunduğuna göre, bugün onların kendilerini Sünniliğe karşı imiş gibi sanmaları veya saymaları yersiz ve manasız olmaz mı?

      Gerek Kur’an-ı Kerim’in hükümlerine, gerek Peygamberimizin sünnetlerine herkesten çok Ehl-i Beyt taraftarlarının sarılmış, bağlanmış olmaları yaraşır.

      Başta Hz. Ali olmak üzere batan Ehl-i Beyt ile Ehl-i Beyt taraftarlarından bellibaşlılarının Kur’an-ı Kerim’e ve Peygamberimizin sünnetine dört elle sarıldıkları, hayat ve gidişatlarını onlara göre düzenledikleri, tarihen sabit gerçeklerdendir.

      Okuyucular, sunduğumuz kitapta bunun örneklerini göreceklerdir.

      Allah’ın Kitabına ve Peygamberimizin sünnetine göre hareket etmekte bütün Müslümanlar için selamet vardır.

      Nitekim, Peygamberimiz, bir hadislerinde “Kendisine sımsıkı sarıldığınız takdirde, hiçbir zaman yolunuzu şaşırmayacağınız iki şeyi; Allah’ın Kitabını ve Peygamberlerini sünnetini bırakıyorum size!” buyurmuştur.8

      Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası’nın, okuyucular için olduğu kadar, bu yolda yapılacak yayınlar için de faydalı olması dileğiyle önsözümüze son veriyoruz. İnayet ve muvaffakiyet Allah’tandır.

      --M. Asım KÖKSAL       
       


      Karaca yayınevi tarafından yayınlanan adlı Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası kitabını incele diniz.

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9789944191166
      MarkaKaraca Yayınevi
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9789944191166
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.