• Tüm Kategoriler
    • Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 


      VE KUVEYT TÜRK KREDİ KARTLARINA VADE FARKSIZ 4 TAKSİT BAŞLAMIŞTIR.


       

      Mücahide Kadın

      Mücahide Kadın
      Mücahide Kadın
      Mücahide Kadın
      Mücahide Kadın
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Görsel 4
      Fiyat:
      15,00 TL
      İndirimli Fiyat (%40) :
      9,00 TL
      Kazancınız 6,00 TL
      9.00 www.goncakitap.com.tr
      2,25 TL'den başlayan taksit seçenekleri için tıklayın.
      Aynı Gün Kargo
      Sepete EkleSatın Al
               Stoktan Kargo

      Kitap             Mücahide Kadın
      Yazar            Nureddin Yıldız
      Yayınevi       Tahlil Yayınları
      Liste Fiyat    14 TL
      Kağıt Cilt       2.Hamur - Karton Kapak Cilt

      Sayfa Ebat    216 sayfa , 13x21 cm.  - Roman Boy
      Yayın Yılı       2019
      ISBN             9786055271251

       

      Tahlil Yayınları Mücahide Kadın kitabı nı incelemektesiniz.    
      Nurettin Yıldız Mücahide Kadın kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


      MÜCAHİDE KADIN

      Dinimizin en ulvî emirlerinden biri olan cihat, kadın ve erkeği kapsayan bir emirdir. Erkek kadar kadın da dinini yaşayacaktır. O da erkek kadar cihat etmelidir. Kadın cihat ederken fıtratına aykırı olanla da mükellef olmayacaktır şüphesiz. Hem cihat edip mücahit olmak hem de kadınlığından taviz vermemek üzerine kurulu bir dengeyi anlatmaktadır bu kitap.

      Sana hamd ederiz. Bizi en güzel kıvamda yarattığın için. Erkek ve kadın olarak bizi kulluğuna kabul buyurduğun için. Salih erkekler, saliha kadınlar olma yollarını bize açtığın için. Her amelin cinsinden bize cihat etme ihsanında bulunduğun için. Sana hamd ederiz. Peygamberin Muhammed aleyhisselama salat ve selam ederiz. O güzel aile örnekliği, Kız çocuklarını gömülmekten kurtarıp cennet umudu hâline getirdiği,
      Bize kadına karşı, erkeğe karşı sabrı öğütlediği için Salat ve selam ederiz sevgili Peygamber aleyhisselam efendimize.
      Ehlibeytine, Ashabına ve Onlara kıyamete kadar tabi olanlara


      Birinci Söz

      Ümmet-i Muhammed, insanlığın son gemisidir. Pey­gamber aleyhisselam efendimiz, son Peygamber, onun ümmeti de insanlık projesinin son çalışmasıdır. Âdem aleyhisselamın cennette başlayan varlığı ile kıyamete kadar devam etmek üzere dünyada sürecek olan hak/batıl mücadelesinin son sahnesi bu ümmet üzerinden oynanmak­tadır.

      Biz bir ümmetiz. Bu ümmet de insanlığın son gemisidir. Olaylar bizi şekillendirmeden biz olayları şekillendirmedik-çe varlık nedenimizi gerçek­leştiremeyiz.

      Bu ümmetten bir erkek veya kadın kendisini, işine gi­dip gelen bir mü'min bey efendi veya evinde oturan bir mü'mine hanım efendi olarak görürse, esastan yanlış olan bir bakış ile bakmış olur kendine. Bu ümmetten biri, asla toplumun içinden bir insan değildir. Her er­kek ve kadın, Allah'ın ezelde takdir buyurduğu o büyük mücadelenin, hak/batıl cihadının adamlarından biridir veya değildir. Bu hak/batıl cihadının adamlarından biri olmak veya olmamak da basit bir temen
      ni ya da kâğıt üzerinde oluşturulmuş kimlik de değildir. Da­marlarımızda dolaşan kandan, göz kapağımızı hareket etti­ren kaslara kadar her şeyimiz, bu adamlığımız üzerine tesis edilmiş bir şahsiyeti yansıtır. Bu nedenle de, cebindeki parası kadar gözünün hareket alanına bile helallik/haramlık sınırları getirilmiş bir ümmet olmamızın ruhu bu şekilde okunabilir. İslam'ın dinimiz, İslam'ın Şeriat'ının da sistemimiz olmasının izahı budur.

      Yaşadığımız dünyadaki olaylara bu açıdan bakmakla, sı­radan denebilecek bir bakışla bakmak arasındaki fark ancak bu izah tarzı ile anlaşılabilir. Aksi takdirde bir kadın/erkek sürtüşmesine, herkes için rahmet olması gereken ama asır­ların azabına dönüşmüş bir aile faciasının ortasında eriyip gitmeye mahkûm kaldığımız bir hayat yaşarız. Bu kısır bakış açısını kaldırıp hayata asıl gözümüz olan mü'min gözüyle ba­kınca bunu idrak etmemiz mümkündür.

      Bakışımız, eylemimiz, tefekkürümüz, ibadetimiz, sabrı­mız, sebatımız, direnişimiz, okumamız ve idrakimiz bunu is­pat etmelidir.

      İkinci Söz

      Bu ümmetin ilk nesli olan, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkadaşları, dilimize ashabı kiram olarak yerleşen insanlar, bizim için iki noktada önem arz etmektedirler. Birincisi, Allah Teâlâ onlardan razı olmuştur. Kur'an onların beğenildiğini, onların da Allah'ı beğendikleri­ni, şehadetten fedakârlığa kadar her alanda onların önlerine konan bütün sınavlardan sonuç itibariyle başarıyla çıktıkları­nın tescil edildiğini göstermektedir. Onların namazı beğenil­miştir. Haccı beğenilmiştir. Onların orucu beğenilmiş oruç­tur. Cihat ettiklerinde de cihadın en güzelini yapmışlardır. Zaten yirmi üç yıl gibi kısa bir zamanda, bir nesil yetiştirilmiş olmasından izlendiğinde onlar ve onlara dair pek çok haki­kat de kendiliğinden zuhur etmektedir. İnsan olarak girdikleri imtihan sürecinden sanki bir melek olarak çıkmış gibidirler.

      Böyle bir sonuç, önceki hiçbir peygamberin yetiştirdiği nesil için gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Resûlullah sallalla­hu aleyhi ve sellemin ashabını övmeye yönelik her türlü tak­dir adeta yetersiz kalmaktadır. Onları bu şekilde görüyoruz. Bu görüşümüzü de imanımızla alakalı yani, öyle görmesek
      imanımız açısından sıkıntılı olur diye Gerçek Değil mi?     yorumluyoruz. Allah onlardan razı Onların yaptığı ile bizim olsun.
       
      Bu mantığımız, ashabı kiramın kadını, erkeği, genci ve yaşlısı için geçerlidir. Ne erkeklerinin kadınlarından üstün tutulabilecek bir yanı vardır nede kadınların erkeklerinden daha iyi olduğunuiddia edebilececeğimiz bir ayrıntı. Gençleriyle ihti­yarlarının ortak paydası, imanlarına sahip çıkmaları olmuştur. Peygamberlerinin etrafında kadını ile erkeğiyle kenetlenmiş­lerdir. Onların farklı bir nesil olması da böyle bir aynada iz­lenmektedir.

      Bizim ashabı kiramla bağlantımızın ikinci noktası da şudur:

      Onlarla bizim iman ve ibadet değerlerimiz arasında hiç­bir fark yoktur. Aynı dini, aynı ilkeleri paylaşıyoruz onlarla. Onların bizim gözümüzdeki bariz farklı özellikleri 'ilk nesil' olmalarıdır. İlk nesil olmalarının tabii bir sonucu olarak da sanki din, önce onlar üzerinde tatbik edilmiş ve mümkün olu­şu onların üzerinden bize yansıtılmış gibidir. Onlar pratik bir uygulama örneği olarak önümüzdeki özürleri silmişlerdir.
      Kulluk imtihanımızı, erkek veya kadın olarak onların er­kek ve kadınları üzerinden izlememiz, kendimize takvim çı­karmamız daha kolaydır.

      Üçüncü Söz

      Allah Teâlâ ilk nesil olan ashabı kiramı, birden çok im­tihan çeşidi ile imtihan etti. Seslerini yükseltemedik­leri, müşriklerin ezici üstünlüğünün bulunduğu bir or­tamda imtihan edildiler. Başta Sümeyyeler ve Yasirler olmak üzere pek çoğu imtihanın bu çeşidini kazandı.

      Doğup büyüdükleri toprakları, bir daha dönmemeleri muhtemel bir şekilde terk etmeye mecbur kalıp hicret et­meleri emredildi. Tereddüt göstermeden hicret ettiler. Başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin kızları olmak üzere geri kalmak isteyen olmadı. Gittikleri yerde ne bulduklarına bakmadan, geri dönmelerine izin verilinceye kadar hicret di­yarlarında kaldılar.

      Tanımadıkları bilmedikleri insanlarla kardeş olup evlerin­de misafir olmak gibi bir kaynaşma imtihanı çıktı önlerine, onu da kazandılar.

      Her gelen âyet, söylenen hadis önce onlara uygulandı. İçlerinden geçenleri, evlerinde konuştuklarını Cebrail haber verdi. Bir şey gizleyemediler. Açık konuşmak, dik durmak

      gibi imtihanda kadın erkek ezilmediler. Kadın halleriyle bile kalabalık bir mecliste en mahrem konuları konuştular. Hak­larını aramaksa onu aradılar. Şikâyet ise şikâyet ettiler. Ağla-maksa ağladılar. Gülmekse güldüler. Ne ise imtihan o, onlar için gündem oldu.

      Fakirlik dişlerini dökmüştü ama onlar dökülmediler. Sonra da zenginlik, başka bir imtihan olarak önlerine çıktı. Mallarını koyacak yer bulamaz oldular adeta. Onlar ise fakir­lik günlerindeki gibi sabah namazına gittiler. Zaman onları yıpratamadı. Olaylar onları abluka altına alamadı. Şeytanın emelleri onların üzerinde zaman farkı gösteremedi. Kadınıyla erkeğiyle, her gün biraz daha ilerlediler.

      İmanlarının gereği olarak karşılaştıkları ne ise tavırları da o imana göre oldu.
      Düşmedi değiller, düştükleri anlar ve mekânlar da oldu. Nerede düştülerse orada kalktılar. Böylece düşmeleri de yü­rüdükleri yolda hız almalarına yardım etmiş oldu.

      Ne zaman farkı ne de mekân farkı, farklı şahsiyet sahibi olmalarına neden olmadı. Veda Hutbesi'ni dinlerken onları ayakta tutan kimlikleri ölümlerine kadar onların kimliği oldu.


       
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055271251
      MarkaTahlil Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786055271251
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.