• Tüm Kategoriler
    • Anlaşmalı kargo firmamız MNG ve PTT kargo dur. 

      Virüs Salgını nedeniyle, özellikle TESLİMATTA KAPIDA ÖDEME Şekliyle yapılan alımlarda ufak tefek teslimat sorunları yaşasak ta, genel itibariyle STOKLU çalıştığımız için GÖNDERİMLERİMİZ devam etmektedir. Havale veya kredi kartı ile alımlarda sorun daha az yaşanmaktadır.

      AYRICA PEŞİN FİYATINA VADE FARKSIZ 3 TAKSİT LE ALIŞVERİŞ BAŞLAMIŞTIR. 



       

      Reşehat

      Reşehat
      Reşehat
      Reşehat
      Görsel 1
      Görsel 2
      Görsel 3
      Fiyat:
      68,00 TL
      İndirimli Fiyat (%36,8) :
      43,00 TL
      Kazancınız 25,00 TL
      43.00 www.goncakitap.com.tr
      Aynı Gün Kargo

      Kitap           Reşehat
      Yazar          Mevlana Ali b. Hüseyin es Safi
      Tercüme     Mustafa Özsaray
      Yayınevi      Semerkand Yayıncılık
      Kağıt Cilt     2.Hamur - Kalın Ciltli
      Sayfa Ebat  664 sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı     2015



      Semerkand Yayınevi Reşehat kitabı nı incelemektesiniz.
      Mevlana Ali b. Hüseyin es Safi Reşahat kitabı hakkındaki yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları hakkında bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.

      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2



      SADELEŞTİRENİN ÖNSÖZÜ

      Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla...
      "Hamd, âlemlerin rabbi, rahmân, rahîm ve din gününün sahibi Allah içindir" (Fâtiha 1/1-3).

      Ey bizleri yaratan ve nimetlerle donatan rabbimiz!...
      Bu sözlerle hamd etmeyi öğrettin bize Fâtiha'da... Biz de seni, işaret buyurduğun kelimelerle över, verdiğin nimetler için sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.
      "Kuşkusuz Allah ve melekleri peygamberi överler. Ey inananlar! Siz de O'nu övün, O'na salâtü selâm getirin!" (Ahzâb 33/56). *

      Ey bizlere doğru yolu gösteren rabbimiz!..

      Bu âyette sevgili elçini övmemizi emrettin...
      Bu emrin icabı en güzel selâmlar ve en samimi dualar, Resûlullah Efendimiz, ailesi, soyu, arkadaşları ve onları içtenlikle sevenlerin üzerine olsun.
      Ey rabbimiz! Zorlu geçitlerden iman aydınlığıyla geçmemizi sağ­la! Rızana uygun bir âkıbetle sana kavuşmayı nasip eyle! Senin, elçinin 
      ve dostlarının sevgisi gönül ülkemizi mamur etsin! Orada huzur ve din­ginlik egemen olsun! Kabul buyur Allahım!

      Bu yolun büyükleri, "Tasavvuf bir hal ilmidir; sözle anlatılamaz, o ancak yaşamakla bilinir" demişler ve bu hakikati de, "Tatmayan bil­mez" şeklinde çok güzel ifade etmişlerdir. Buna rağmen üzerinde en çok konuşulan ve hakkında en çok söz söylenen alanlardan biri de tasavvuf olmuştur. Dolayısıyla doğuşundan günümüze kadar zengin bir tasavvuf literatürü oluşmuştur. Bu literatür içinde mutasavvıfların biyografilerini içeren tezkire ve tabakat eserleri önemli bir yer tutar. Bunların içinde tarikatlar dönemine ait eserlerin en meşhur olanların­dan biri de, Nakşibendî silsilesi şeyhlerinin anlatıldığı Safî lakaplı Mevlânâ Fahreddin Ali b. Hüseyin Vâiz-i Kâşifî tarafından Farsça olarak 909 (1503) yılında kaleme alınan Reşehat-ı Aynül Hayat adlı kitap tır..

      Müellif 867 (1463) yılında Sebzevâr şehrinde doğmuştur. Babası Hüseyin Vâiz-i Kâşifî'nin oldukça kıymetli eserleri olan büyük bir âlim ve irfan sahibi bir zat olması dolayısıyla çocukluk ve gençlik yılları ilim ve irfan meclislerinde geçmiştir. Ubeydullah Ahrâr ile 889 (1484) yılın­da gerçekleşen ilk tanışması ve dört ay süren birlikteliği onun gönül dünyasında derin izler bırakmış, daha sonra 893'te (1488) vuku bulan ve sekiz ay süren ikinci beraberliği neticesinde ona olan bağlılığı doruk noktasına çıkmıştır. O büyük zata olan bu muhabbeti sayesinde çeşitli aralıklarla kaleme aldığı bu güzel eseri 909 (1503) yılında tamamlamış­tır. Daha sonraki hayatında hep büyüklerin sevgisiyle yaşayan Mevlânâ Ali 939'da (1532) Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

      Selâhaddin Mübârek el-Buhârî tarafından yazılan Enîsü't-Tâlibîn ve Uddetü's-Sâlikîn adlı eserle birlikte Nakşibendîler arasında en çok rağbet gören kitaplardan biri olan Reşehât, Nakşibendîlik üzerine yapıla­cak ilmî araştırmalar için mutlaka başvurulması gereken kaynaklardandır. Eser, Nakşibendî büyükleri ve özellikle müellifin şeyhi olması dolayısıyla Ahrâr lakaplı Hâce Ubeydullah Taşkendî'nin (ö. 895/1490) hayat hikâ­yesinin yanı sıra tasavvufî görüşlerini de içermektedir. Bununla birlikte eserde dönemin sosyal ve siyasî hadiselerine dair yer yer bilgiler bul­mak mümkündür. Bu bakımdan Reşehat, Mâverâünnehir bölgesi üzerine yapılacak tarihî araştırmalarda mutlaka bakılması gereken kitaplardandır. Ayrıca Türkler'in dini algılama ve yaşama tarzının şekillenmesinde rolü olan eserler arasında hatırı sayılır bir yeri olduğu söylenilebilir.

      Eserin önemi üzerinde dururken dikkat çeken bir başka husus, şeyhlerin hayatlarının geçtiği köy, kasaba ve şehirlerden bahsedilirken, buralarda bulunan cami, medrese, dergâh, kabristan, kale, köprü, çar­şı, saray gibi kültürel ve tarihî miras bakımından son derece önemli yapıların isimleriyle bulundukları mevkilerin belirtilmiş olmasıdır. Reşe­hat bu açıdan bölgenin kültürel mirası üzerine yapılacak çalışmalar için de önemli verilerle doludur. Tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılması için bu tip eserlerin incelenmesi zaruridir. Yine bu eser ziyaret amacıyla bölgeye yapılacak gezilerde büyüklere ait mekânların orijinal yerlerinin tesbitine yardımcı olacak bir rehber sayılabilir.

      Müellif eserde silsileye dahil şeyhleri tanıtırken önce zincirin ana halkası olan zatı anlatmıştır. Sonra bu zatın oğulları, halifeleri ve yakın arkadaşlarını ele almıştır. Ardından halifelerin halifeleri zikredilmiştir. Sonra tekrar ana halka olan diğer zata dönerek aynı tertip üzere Hâce Ubeydullah Taşkendî'ye kadar olan zincirin bütün halkalarını tamam­lamıştır. En sonunda kitabı yazmaktaki esas gayesi olan Hâce Ubey­dullah Taşkendî'nin tanıtımına geçmiştir. Eserin ağırlıklı bölümü Ubey­dullah Taşkendî'ye ayrılmıştır. Müellif, Nakşibendî şeyhlerini anlatırken sık sık Hâce Ubeydullah hazretlerinin onlarla ilgili sözlerine de atıfta bulunmuştur. Bu yönüyle Reşehât'a bir bakıma Hâce Ubeydullah Taş­kendî'nin dilinden Nakşibendî tarikatının tanıtımının yapıldığı bir eser olarak bakabiliriz. Ubeydullah Taşkendî Nakşibendiyye silsilesinde ağırlığı olan ve iz bırakan bir şeyhtir. Bundan dolayı bir dönem bu yolun adı Ahrâriyye olarak şöhret bulmuştur.

      Ali b. Hüseyin kitabı hazırlarken daha çok şifahî kaynaklardan beslenmiştir. Bununla birlikte kitabî kaynaklardan yararlandığı da olmuştur. Başvurduğu yazılı kaynaklar şunlardır:

       
          1. Ebû Tâlib Mekkî, Kûtü'l-Kulûb.
      1. Muhammed Pârsâ, Faslü'l-Hitâb. Ayrıca aynı müellifin Hâce Alâeddin Attâr'ın sözleri üzerine yaptığı açıklamalarla ilgili bir yazmadan bahsedilmekle birlikte eser ismi belirtilmemiştir (bk. Alâeddin Attâr kısmı).
      2. Şerefüddin el-Ukaylî, eserin yazma olduğu belirtilmekle birlik­te ismi zikredilmemiştir.
      1. İmam Yâfiî, Târîh-i Yâfiî.
      2. Abdülkerim Sem'ânî, el-Ensâb.
      3. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Mesnevi.
      4. Hâce Abdülhâlik-ı Gucdüvânî, Vasiyetname.
      8. Abdurrahman-ı Câmî, Nefehâtü'l-Üns, Şerh-i Rubâiyyât, Tuhfetü'l-Ahrâr, Eşi'atü'l-Lemaât, Sebhatü'l-Ebrâr, Reşh-i Bâl fi Şerh-i Hâl,
      Dîvân-ı Evvel.


      9. Şehâbeddin Sühreverdî, Avârifü'l-Maârif.
      1. Muhyiddin İbnü'l-Arabî, Fütûhâtü'l-Mekkiyye, Fusûsü'l-Hi-kem, Mezemme.
      2. Muhammed b. Mesud el-Buhârî, Risâle-i Bahâiyye.
      3. Muhammed el-Buhârî, Meslekü'l-Ârifîn.
      4. Selâhaddin b. Mübârek el-Buhârî, Enîsü't-Tâlibîn ve Udde-tü's-Sâlikîn.
      5. Emîr Hamza'nın torunu tarafından yazıldığı belirtilen Makâ-mât-ı Emîr Külâl.
      6. Elvân-ı Şîrâzî, Gülşen-i Râz.
      7. Hasan Attâr, Risale fî Tarîkat-i Hâcegâniyye.
      8. Ubeydullah İsfahânî, Risale fi Tarîkat-i Hâcegâniyye.
      9. Radıyyüddin Abdülgafûr, Tekmîle-i Hâşiye-i Nefehâtü'l-Üns.
      Trabzonlu Mehmed el-Ma'rûf b. Mehmed Şerif el-Abbâsî, Reşehâf\\\\\\\\ 993 (1585) yılında Türkçe'ye çevirmiştir. Bu çeviri üç defa
      Osmanlıca olarak basılmıştır. Birinci baskı 1256'da (1840) Bulak Mat-baası'nda, ikinci baskı, 1279'da (1862) Tabhâne-i Âmire'de, üçüncü baskı ise 1291'de (1874) Sarıgezde Taş Matbaası'ında tab edilmiştir. Üçüncü baskının hâşiyesinde şu eserler mevcuttur:
      1. İsmail Hakkı Bursevî, Hüccetü'l-Bâliğa.
      2. İsmail Hakkı Bursevî, Şerh-i Usûlü'l-Aşere.
      3. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Risâletü'r-Râbıta.
      4. Şerif Ahmed b. Ali, Terceme-i Âdâb-ı Tarîkat-ı Aliyye-i Nakşi-bendiyye-i Hâlidiyye.
      5. Derviş Abdurrahman Bey, Risâle-i Ed'ıyye-i Mübâreke.
      6. Seyyid Seyfullah Efendi, Risâle-i Miftâh-ı Vahdet-i Vücûd.
      7. Yazan belirtilmemiş, Silsile-i Aliyye-i Nakşibendiyye-i Hâlidiyye.
      8. Niyâzî-i Mısrî, Risâle-i Suâl ve Cevâb.
      9. Şeyh Sadık Efendi, Risâle-i Mahbûb.
      1. Yazarı belirtilmemiş, Risâle fî Senâi'n-Nefsi ve Zemmihâ.
      2. Edirne Müftüsü Mehmed Fevzi Efendi, Aynü'l-Hakîka fîRâbı-tati't-Tarîka.
      12. Yazarı belirtilmemiş, Terceme-i Erbaîn Kelâm-ı Aliyyü'l-Murtaza.
      14. Yazarı belirtilmemiş, Risâle fî Tahkîki'l-İrâdeti'l-Cüz'iyyeti li'ş-

      Şeyh Hâlid el-Bağdâdî.

      Osmanlıca tercüme ilk defa rahmetli Necip Fazıl Kısakürek tara­fından kısaltılmak sûretiyle sadeleştirilerek yayımlanmıştır. Bu bakım­dan eserin ilmî esaslar çerçevesinde orijinal metnine sadık kalınarak yeniden sadeleştirilmesinin Osmanlıca bilmeyen araştırmacılar ve okuyucular için gerekli olduğu düşüncesinden hareketle eserin sade­leştirilmesine karar verilmiştir.

      Sadeleştirme esnasında uyulan esaslar şunlardır:
      1. Sadeleştirme, Osmanlı baskı (İstanbul: Sarıgezde Taş Matba­ası, 1291/1874) esas alınmak suretiyle yapılmıştır.
      1. Mütercim tarafından çevrilmeden bırakılan oldukça fazla mik­tardaki Arapça ve Farsça nesir ve şiirler çevrilmiştir.
      2. Mütercimin çevirdiği şiirler Latin harfleriyle transkribe edilerek metindeki yerlerinde bırakılmıştır. Bununla birlikte bu şiirler okuyucunun anlayabilmesi için günümüz Türkçe'siyle yeniden şiir formunda sade­leştirilerek dipnotlarda gösterilmiş, fakat açıklamasına gidilmemiştir.
      3. Âyet ve hadislerin tahrici yapılarak yerleri dipnotlarda belirtil­miştir.
      4. Mütercim tarafından yapılan eklemeler, bizim tarafımızdan yapılan izahlarla karışmaması için "açıklama" başlığı altında orijinalin­de olduğu gibi, metin içerisinde verilmiş ve italik karakterde gösteril­miştir. Bizim tarafımızdan yapılan ilâveler ise dipnot kısmına alınmıştır.
      5. Eserin bölümleri ve başlıkları yeniden düzenlenmiştir. Gerekli yerlere alt başlıklar konulmuştur.
      Bu esaslar çerçevesinde eserin yapısı aşağıdaki şekilde yeniden oluşturulmuştur:

      Giriş: Müellifin "Makale" olarak ayırdığı bu kısımda Hâcegân sil­silesine mensup şeyhler tabaka tabaka anlatılmıştır.
      Birinci Bölüm: Müellifin "Birinci Maksat" olarak ayırdığı bu bölüm, Hâce Ubeydullah Taşkendî'nin hayatı hakkındadır.
      İkinci Bölüm: Müellifin "İkinci Maksat" olarak ayırdığı bu bölüm, Hâce Ubeydullah Taşkendî'nin görüş ve düşünceleriyle kendisinden nakledilen rivayetlere dairdir.
      Üçüncü Bölüm: Müellifin "Üçüncü Maksat" olarak ayırdığı bu bölümde, Hâce Ubeydullah Taşkendî'nin tasarruf ve kerametleri nak­ledilmiştir.

      Sonuç: Müellifin "Hâtime" olarak ayırdığı bu kısımda ise Hâce Ubeydullah Taşkendî'nin vefatı anlatılmıştır.
      Ek 1: Şiirler: Müellif ve mütercim tarafından konulan şiirler.
      Ek 2: Fotokopiler: Sadeleştirmesini yaptığımız eserin başlangıç ve bitiş sayfaları.
      Sadeleştirme sırasında son derece titiz bir çalışma yapılmasına rağmen, gözden kaçan bazı hatalar olmuş olabilir. Okuyucuların hoş­görüsüne sığınarak, yapıcı eleştirilerini bekleriz.

      Yayımlanacak bu çalışma dolayısıyla başta beni yetiştiren muh­terem ebeveynime, ilim ve irfanından istifade ettiğim bütün hocalarıma, kendilerine ayırmam gereken zamandan fedakârlık yapmak zorunda bıraktığım sevgili eşim ve biricik oğluma ve yardımlarını esirgemeyen Rafet Özsaray, Ali Kaya ve Salih Şahin beylere teşekkür ederim.

      Yâ rab! Hangi nimetinin şükrünü eda edeyim; Paslanmış kalp ve peltek dille seni nasıl öveyim?

      Allahım! Senin dostlarının örnek hayatlarını gelecek kuşaklara aktarma fırsatını verdiğin için binlerce kere hamdolsun. Selâm olsun sev­gili elçin Muhammed Mustafa Efendimiz'e [saiiaiiahu aleyhi veseiiem]... Selâm olsun Ehl-i beyt'e... Selâm olsun dört büyük halifeye... Selâm olsun sahâbe-i kirâma... Ve selâm olsun onların yolundan ayrılmayanlara...

      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786054214549
      MarkaSemerkand Yayınları
      Stok DurumuVar
      9786054214549
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.