• Tüm Kategoriler

    • DİKKAT : Toplu Ürün Siparişleri için 0535 224 37 24 whatsapp tan bilgi alınız. Yayınevleri nin ZAM İHTİMALİ için tedarik sıkıntısı var.

      Gönderim Yaptığımız Kargo Firmaları
      Sürat , MNG ve PTT kargo dur. Uygun Fiyat ve Hızlı Teslim ile ürün Sevkiyatımız sorunsuzca devam etmektedir. Kapıda Nakit Ödeme sistemi de var, Ürünü sepete atıp Adresi girdikten sonra Ödeme Seçenekleri ekranında karşınıza çıkar. Taksit durumuda aynı şekilde çıkar.

      Altın Silsile, Hulasatül Mevahib

      Fiyat:
      53,00 TL
      İndirimli Fiyat (%30,2) :
      37,00 TL
      Kazancınız 16,00 TL
      4.2 6
      Geçici olarak temin edilememektedir. Temin edildiginde

      Bu ürünün yerine tercih edebileceğiniz ürünler

      Ciltli, 2.Hamur, 694 Sayfa
      69,00 TL
      KDV Dahil 42,00 TL
      %39,1
      Ciltli, 2.Hamur. 710 Sayfa
      70,00 TL
      KDV Dahil 44,00 TL
      %37,1
      4 Cilt, 2.Hamur Kağıt, 2.319 Sayfa
      255,00 TL
      KDV Dahil 161,00 TL
      %36,9
             Stoktan Kargo 

      Kitap             Altın Silsile Hulasatül Mevahib
      Yazar            Necmettin B. Muhammed Nakşibendi
      Tercüme        İbrahim Tozlu
      Yayınevi        Semerkand Yayınları
      Etiket Fiyatı   53 TL 
      Kağıt - Cilt     2.Hamur  – Ciltli
      Sayfa - Ebat  552 Sayfa - 17x24 cm
      Yayın Yılı       2013
      ISBN              9786055455958

      Semerkand Yayınları, Necmettin B. Muhammed Nakşibendi tarafından yazılan Altın Silsile Hulasatül Mevahib adlı kitabı incelemektesiniz.
      Altın Silsile Hulasatül Mevahib kitabı hakkında yorumları oku yup kitabın konusu, özeti, fiyatı, satış şartları bilgiyi geniş bir şekilde edinebilirsiniz.
       
      Yaratan Rabbinin adıyla oku . O, insanı " alak " dan yarattı. Oku, Senin Rabbin en cömert olandır.  Alak 1-2



                ESERİ TAKDİM

      Kıymetli okuyucularımız,

      Elinizdeki eser, manevî terbiye yollarından Nakşibendî terbiye oku­lunun büyüklerinden bir silsileyi tanıtmaktadır.
      Manevî terbiyede silsile, insanın terbiyedeki nesebidir. Bu manevî nesep ve ruhî bağ Hz. Muhammed Efendimiz'e (s.a.v) kadar ulaşır. Bu bağ insanı sonuçta yüce Allah'a götürür.

      Her Hak yolcusu, manevî nesebini tanımalıdır. Kimin yolunda, kimin peşinde ve meşrebinde olduğunu bilmelidir. Önceki büyüklerin ahlâk­ları, yaşantıları, Hak yolunda çektikleri çile ve yaptıkları hizmetler bilin­melidir.
      İnsan, Hak yolunda tâbi olduğu rehberleri, âlimleri, mürşidleri ve dostlarını ne kadar tanırsa, o kadar kendilerini örnek alır, kalbi kuvvet­lenir, yola aşkla yönelir, sabreder, çileye razı olur, rehberine vefa gös­terir, sonunda safayı bulur.

      Nesebini, baba ve dedelerini tanımayan evlât, hayırlı bir vâris ola­maz, onlara vefa gösteremez, kendilerinden istifade edemez.
      İşte elinizdeki eser, bir manevî silsileyi oluşturan büyük velîlerin ha­yatlarından, yüksek ahlâklarından ve dünya çapındaki hizmetlerinden özetle bahsetmektedir.
      Bu eser iki çalışmadan meydana gelmiştir. Birincisi tercüme, ikinci­si teliftir.
      Tercümeye esas alınan eserin müellifi Necmeddin b. Muhammed Emin Kürdî-i Nakşibendî'dir (k.s). Bu zat, Hulâsatü'l-Mevâhibü's-Sermediyye fî Menâkıbi'n-Nakşibendiyye (Nakşibendî Meşrebindeki Sâdâtın Hayatlarındaki Sonsuz Nimetler) adlı eserin sahibidir.
       
      Eser, yolun büyüklerini anlatmak için kendinden önce yazılmış ve Mevlânâ Şeyh Muhammed Emin Erbîlî'ye ait olan Mevâhibü's-Sermediyye fi Menâkıbi'n-Nakşibendiyye adlı eserin kısaltılmış şeklidir.
      Müellif, eseri özetlerken bazı yeni eklemeler de yapmış ve bu haliy­le 1 Receb 1329 (28 Haziran 1911) tarihinde basılmıştır.
      Kıymetli İbrahim Tozlu hocamız, bu eseri esas alarak, tercüme et­menin yanında bazı yeni ve güzel eklemeler yapmıştır.
      Eserin tarih itibariyle işlemediği Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî hazretleri­nin halifelerinden Seyyid Tâhâ Hakkârî hazretlerinin irşad silsilesi ayrı­ca incelenerek 1993 yılına kadar gelen Hâlidiyye kolundaki büyükler tanıtılmıştır.

      Bu haliyle çalışma yeni bir boyut ve ayrı bir hüviyet kazanıp alanın­da örnek olma özelliğine sahiptir.
      Eserdeki akıcı anlatım, okuyucuyu konuya bağlamakta ve anlatılan­ların kolayca anlaşılmasını sağlamaktadır.
      Hazırlayan tarafından esere eklenen ara başlıklarla konular uzun ve sıkıcı olmaktan kurtarılmıştır.
      Eser, okuyucu açısından gerekli olan bazı takdim ve tehirlerle son haline getirilmiş ve böylece bütün Hak yolcularının güvenle istifade edeceği bir kaynak özelliği kazanmıştır.

      Eser, yayınevimizin ilgili heyetleri tarafından incelenerek tashih edil­miş ve gerekli müdahaleler yapılmıştır.
      Altın Silsile (Sâdât-ı Kiram) adıyla okuyucuya sunduğumuz bu ese­rin bütün Hak yolcularına bir rehber ve rahmet olması dileğimizdir.
      Hamdolsun âlemlerin rabbi yüce Allah'a.

      SEMERKAND
       

                ÖNSÖZ

      Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... Hamdolsun Allah'a...
      Rabbimize şükreder, kendisinden yardım dileriz. Günahlarımızın affını O'ndan talep ederiz. Bizi dosdoğru yola ulaştırmasını dileriz. Al­lah'a tevekkül eder, amellerimizin kötülüklerinden, nefsimizin aldatma­calarından yine rabbimize sığınırız. Allah'ın hidayete ulaştırdığını kim saptırabilir, O'nun kurtuluşa ulaştırmadığını kim hidayete erdirebilir? Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına, O'nun eşi ve benzerinin bulun­madığına iman ederiz.

      Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nın (s.a.v), O'nun ku­lu ve resulü olduğuna şahitlik ederiz. Yüce Allah, onu sâlih kullarının tâbi olması gereken en mükemmel örnek insan olarak tayin etmiş ve velîlerin en büyük imamı yapmıştır.
      Allahım!...

      O büyük nebîye, âli ve ashabı ile kıyamet gününe kadar kendisine tâbi olan bütün insanlara salât ve selâm eyle, bereketler ihsan eyle.
      Sonsuz ve sınırsız rahmetiyle, salih kullarını dünya ve âhirette bizlere nimet olarak bahşeden Allah'a hamdolsun...
      Nakşibendî yolunun büyüklerine intisap etmekle şeref duyan ve o yüce insanların kapı eşiğindeki hizmetçi, Allah'a kavuşma yoluna on­lar sayesinde adım atan sâlik, her türlü çaresizliğe onların himmetleriyle yol bulan Allah'ın kulu ve ariflerin mürşidi Muhammed Emin Kürdî-i Nakşibendî (k.s) hazretlerinin oğlu Necmeddin şöyle diyor:
       
      Kıymetli babam, Nakşibendî yolunun büyük velîlerine dair Mevâhibü's-Sermediyye fî Menâkıbi'n-Nakşibendiyye adıyla bilinen bir eser yazmıştı. Bu eser, "Nakşibendî velîlerinin hayatlarındaki sonsuz nimet­ler" anlamını taşımaktaydı. Ne var ki bu değerli eserin, günümüzdeki baskıları tükendi. Şu kadarı bir gerçektir; Allah dostlarının anıldığı yer­lere Allah'ın rahmeti iner, sohbetlerinin yapıldığı mekânlarda Allah ha­tırlanır, insanlar onların hayatlarından kendilerine dersler çıkarır. Niha­yet, Allah Teâlâ sâlih kullarından ve onlara tâbi olanlardan hoşnut olur.

      Bu yüzden eserin yeniden basılmasını istedim. Bu konuda telif edilmiş çalışmaları gözden geçirdim. Babamın eserini güvenilir kay­naklarla destekledim. Nihayet eseri, zamanımızın mürşidi, zahir ve bâ­tın âlimi, insanları irşad ehliyetine sahip olan, müellifin Mısır'daki Ezher Üniversitesi'nin en büyük âlimlerinden biricik vefakâr halifesinin- tövbe, zikir, rabıta, hatme-i hâcegân ile ilgili konular hakkındaki doyurucu söz­lerini de ekledim.

      Allah ona afiyet ve uzun ömürler ihsan eylesin. Bu esere de Hülâsatü'l-Mevâhib adını verdim. Bu çalışma, babamın yazdığı eserin bir özeti mahiyetindedir. Silsile yoluyla gelen ve irşada ehliyetli olan mürşid-i kâmillerin hayatlarından derlenmiş örnekler içermektedir.
      Hiç kuşkusuz bütün arifler, soyu güvenilir bir yere dayandırılma­yan ve manevî nesebi tesbit edilmeyen velîleri, bu yolda yok kabul et­mişlerdir. Bir kişinin nesebi belirli değilse nasıl tanınabilir?
      Tasavvuf yolundaki bir mürşidin, bir önceki velî ile maddî ve ma­nevî bağı bilinmezse, onların tavsiye ettiği ameller, ahlâkî güzellikler nasıl anlaşılır, yaşantıları nasıl örnek alınabilir? Bir mürşid-i kâmilin ter­biyesinde eğitilmemiş yetersiz insanların ahlâkî özellikleri ne kadar ye­terli olabilir?

      İşte bu yüzden tasavvufî eğitim gören sadık bir müridin, sadece mürşidlerinin isimlerini ezbere bilmesi yeterli olmaz. Onların adlarını bilmenin yanı sıra müridlerin, kendilerini Hakk'a doğru sevkeden bu zatlara ait ahlâkî özellikleri de bilmeleri gerekir. Onların bu özelliklerini bilen müridler de, Allah Teâlâ'nın inen feyzi, rahmeti ve manevî ikram­larına şahit ve nail olurlar. Böylece velîler, Allah'ın izniyle müridlerini koruma altına almış olurlar.
       
      Bu yüzden olsa gerek, Nakşibendî yolunun büyüklerinden bir zat şöyle demiştir:
      "Önceki mürşidlerin ahlâkî özelliklerini bilmek ve yapmaya çalış­mak, çoğu zaman kendilerini görmekten daha etkilidir."
      Bu sebeple kişi, velîleri sadece baş gözüyle gördüğü zaman, ma­nevî zayıflığının bir gereği olarak, Hak Teâlâ'nın onlara ikram ettiği ma­nevî incelikleri anlayamayabilir. Onun için sen Hakk'ı tanımaya, O'nun yolunda samimi ve gayretli olmaya çalış. Zira şu dünya hayatında in­sanoğlunun yaratılmasındaki asıl gaye, sonu Allah'a gerçek anlamda kulluk görevini yerine getirmek olan evliya makamlarını elde etmektir. Yoksa evliya makamlarının hiçbiri, Allah'a güzel kul olmaktan başka bir şey değildir.

      Evliya basamaklarında yükselmek, ancak Allah Teâlâ'ya gereği gibi güzel kulluk yapmakla ve her an Allah'ın huzurunda olduğunu his­setmekle olur. Bu da Allah aşkı ve muhabbetiyle meydana gelir. Çün­kü aşk ve muhabbet hali, kişide olması gereken gerçek müridlik özel­liğini ortaya çıkarır. Bunlardan uzaklaşmak ise Hak Teâlâ'dan ayrı kal­ma ihtimaliyle sonuçlanır. Zira aşk ve muhabbet hali müridi Allah'a yaklaştırır. Kalp ilâhî cezbeyle rızıklanmadıkça bu saadet meydana gelmez. Kalbin ilâhî cezbe ile rızıklanması ise bir mürşid-i kâmilin soh­beti ile kuvvet bulur.

      Çünkü mürşid-i kâmil olan velîler, müridlerine ilâhî cezbe kazan­dırmak, dine hizmet etme sevgisi aşılamak, en güzel şekilde eğitmek, inanç esaslarında dosdoğru bağlanmak, samimi olmak, çirkin davra­nışları en yüce ahlâkî özelliklere dönüştürmek suretiyle tasavvufî eği­tim verirler.
      Böylelikle mürşid-i kâmiller, müridlerini Allah'ı murakabe etme ve O'ndan korkma mertebesine ulaştırırlar. Allah Teâlâ ile her an beraber olan müridler de murakabe mertebesine kavuşmuş olur. Aşk ve muhabbet halinde Allah'tan korkarlar. Tıpkı velîler, sâlihler, gerçek ilim sa­hibi âlimler, özellikle Nakşibendî yolunun büyük velîleri olan sâdât-ı ki­ram gibi...

      İnsanlara tasavvuf eğitimi veren bütün tarikatlar, müridi Allah'a ulaştırma esasına dayanır. Aralarındaki fark sadece insanı Allah'a ka­vuşturmakta (vuslat) izlenen metotlarda görülür. Nakşibendî yolunun büyüklerinde görülen metotlar, müride en kolay ve en uygulanabilir olan tasavvufî eğitim olarak görülmektedir. Zira Nakşibendî yolunun büyükleri olan sâdât-ı kiram, müridlerini Allah'a kavuştururken, onları tevhid mertebelerinin en yüce olanına ulaştırırlar. Şimdi bunları sana Allah'ın izni ve bereketiyle ve sâdât-ı kiramın o güzel sözleriyle açıkla­yacağım; ama öncelikle şunu belirteyim:

      Sâdât-ı kiramın yolu, Ehl-i sünnet inancına sımsıkı yapışmakla, hem gönülde (bâtın) hem de organlarla yapılan (zahir) bütün ibadetler­de, sevgili Peygamberimiz'in (s.a.v) sünnetine sarılmakla, dinde ruhsat verilen kolaylıkları hemen tercih etmeden "azimet" denilen işleri yap­makla önem kazanır. Hem onların yolu, her an Allah Teâlâ ile beraber olma, müridin dünyasını karartacak ve onu küçük düşürecek süflî işle­re yönelmeme esasına dayanır. Burada dinde ruhsat verilen kolaylık­ları hemen tercih etmemek (azimet) derken, müridi nefsin tuzakların­dan uzaklaştırma gayesi ön plana çıkmaktadır. Örneğin bir şeyi çok ar­zulamak aslında mubahtır; ama bunu isterken nefsin payını unutma­mak gerekir.

      Muhammed Bahâeddin Şah-ı Nakşibend (k.s) şöyle der: "Bizim yolumuz, Allah'a giden yolların en yakınıdır." Hâce Ubeydullah Ahrâr hazretleri de şöyle buyurur: "Sâdât-ı kiramın yolu neden en yakın yol olmasın ki!... Bu yolun sonunda çalışmakla elde edilecek olan, daha yolun başında iken yapı­lan gerçek teslimiyetle elde edilebiliyor. Bu yola girip de gereklerini ye­rine getiren nasıl olur da Allah yolunda istikamet elde edemez, o yolda bir müddet yol alıp da nasıl faydalanamaz? Güneşe bakan gözler hiç etkilenmez mi?"
        
      imâm-ı Rabbânî (k.s) ise şöyle der:

      "Sâdât-ı kiramın her hal ve hareketi devamlıdır. Vakitleri ise Allah Teâlâ ile her an beraber olacak şekilde istikrarlıdır. Bu sebeple sen on­lara yönelmelisin. Onların güzelliklerinden gönlünü canlandıracak bir nefes çek; umulur ki, onlardan birinin himmetiyle üstünlük kazanır, nef­sin kötülüklerinden kurtulabilirsin. Bu yolun akla hayale gelmeyen ma­nevî güzelliklerinden en mükemmel şekliyle yararlanmaya bak, ancak böylece nefsin kusurlarından arınabilirsin.

      Çünkü sâdât-ı kiramın yolu, Allah'a giden yolların en kolay olanı­dır. Onların yolu müridi koruma altına alma ve etkileme (tasarruf) esa­sına dayanır. Sâdât-ı kiramın yoluna giren müridlere, başlangıçta ilâhî sevgiye tutkun olma hali (cezbe) verilir. Hem bu yolun mürşidleri, sev­gili Peygamberimizin (s.a.v) peygamberlik özellikleri hariç, ona vâris olma özelliklerini taşırlar.
      Bu vârisler Allah'ın izniyle, bu yola gönülden girmek isteyen her­kesin kalbine ilâhî nurlar akıtırlar. Hak Teâlâ'dan aldıkları manevî ik­ramları halka yansıtmaları hususunda yaşlı ve genç, ölü ve diri hiç kim­seyi ayırt etmezler. Onun için bu yol, en mükemmel şekliyle, sevgi ve muhabbet haliyle sâdât-ı kirama bağlanmayı gerektirir. Bu da zahirde ve bâtında onlarla beraber olmak, onların ahlâkî özelliklerini elde ede­rek bunları davranışlara yansıtmakla gerçekleşir."

      Şu halde tasavvuf yoluna girmek, tasavvuf terbiyesini iyi bilen ve manevî ilimlerde söz sahibi olan kâmil bir velînin yönlendirmesiyle mümkündür. Çünkü bu, kalpleri birbirine sevgiyle bağlamakla alâkalı bir ilimdir. Sevgiyle birbirine bağlanan her kalbin, sevgili Peygamberi­miz Muhammed Mustafa (s.a.v) ile irtibat halinde olması asıl gayedir. Bu yüzden müridin yapması gereken ilk iş, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) kadar uzanan velîler halkasından (silsile) birine tâbi olmaktır.
      İşte bu velîler arasında Nakşibendî yolunun büyükleri olarak tanı­nan sâdât-ı kiram, üç silsile ile sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya (s.a.v) ulaşır:
       
       
      Birinci Silsile

      1.      Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)
      2.      Hz. Ali b. Ebû Tâlib (r.a)
      3.      Hz. Hüseyin b. Ali b. Ebû Tâlib (r.a)
      4.      Hz. Zeynelâbidîn Ali Asgar (r.a)
      5.      Hz. imam Muhammed Bakır (r.a)
      6.      Hz. İmam Ca'fer-i Sâdık (r.a)
      7.      Hz. İmam Musa Kâzım (r.a)
      8.      Hz. İmam Ali Rıza (r.a)
      9.      Hz. Ma'rûf-i Kerhî (k.s)
      10.    Hz. Serî Sakatı (k.s)
      11.    Hz. Cüneyd-i Bağdadî (k.s)
      12.    Hz. Ebû Ali Rûzbârî(k.s)
      13.    Hz. Ebû Ali Kâtib (k.s)
      14.    Hz. Ebû Osman Mağribî (k.s)
      15.    Hz. Ebü'l-Kasım Cürcânî (k.s)
      16.    Hz. Ebû Ali-i Fârmedî (k.s)

      Sevgili Peygamberimiz'e (s.a.v) Ehl-i beyt aracılığıyla ulaştığı için bu silsileye "altın silsile" denir.

      İkinci Silsile

      1.   Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)
      2.   Hz. Ali b. Ebû Tâlib (r.a)
      3.   Hz. Hasan-ı Basrî (k.s)
      4.   Hz. Habib Acemî (k.s)
      5.   Hz. Davud Tâî (k.s)
      6.   Hz. Ma'rûf-i Kerhî (k.s)

      Bu silsile, birinci silsilenin dokuzuncu sırasında yer alan Ma'rûf-i Kerhî (k.s) ile cismanî ve ruhanî olarak birleşir. Böylece ilk iki silsile bu zat ile birleşmiş oluyor.
       
       
      Üçüncü Silsile

      1.     Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)
      2.     Hz. Ebû Bekir-i Sıddîk (r.a)
      3.     Hz. Selmân-ı Fârisî (r.a)
      4.     Hz. Ebû Bekir'in torunu Kasım b. Muhammed (r.a)
      5.-    İmam Ca'fer-i Sâdık (r.a)
      6.     Bâyezîd-i Bistâmî (k.s)
      7.     Ebü'l-Hasan-ı Harakânî (k.s)
      8.      Ebû Ali-i Fârmedî (k.s)
      9.      Hâce Yusuf-i Hemedânî (k.s)
      10.     Hâce Abdülhâlik-ı Gucdüvânî (k.s)
      11.     Hâce Ârif-i Rîvgerî (k.s)
      12.     Hâce Mahmud incîrî Fağnevî (k.s)
      13.     Hâce Ali Râmîtenî (k.s)
      14.     Muhammed Baba Semmâsî (k.s)
      15.     Seyyid Emîr Külâl (k.s)
      16.     Şah-ı Nakşibend (k.s)
      17.     Hâce Alâeddin Attâr (k.s)
      18.     Hâce Yakub-i Çerhî (k.s)
      19.     Hâce Ubeyduliah Ahrâr (k.s)
      20.     Hâce Muhammed Zâhid (k.s)
      21.     Derviş Muhammed (k.s)
      22.     Hâce Muhammed Emkenekî (k.s)
      23.     Muhammed Bâkî-Billâh (k.s)
      24.     İmâm-ı Rabbânî (k.s)
      25.     Muhammed Ma'sûm (k.s)
      26.     Hâce Muhammed Seyfeddin (k.s)
      27.     Muhammed Nur Bedâûnî (k.s)
      28.     Mirza Mazhar Cân-ı Cânân (k.s)
      29.     Seyyid Abdullah-ı Dihlevî (k.s)
      30.     Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî (k.s)
       
       
      Bu silsileye1, sevgili Peygamberimiz'e (s.a.v) Hz. Ebû Bekir-i Sıddîk vasıtasıyla ulaştığından "Sıddîkîye silsilesi" denir. İlk iki silsilede ol­duğu gibi burada da kimi zaman cismaniyet kimi zaman da ruhaniyet yoluyla tasavvuf terbiyesi devam etmiştir. Bilindiği gibi cismaniyet za­hirdeki beraberliğe, ruhaniyet ise zahirde bir beraberlik olmaksızın bir mürşidin ruhaniyetinden istifade etmeye bağlıdır.
      Ruhaniyetten istifade edebilmek, cismaniyetten daha kuvvetlidir. Ruhaniyette, Allah Teâlâ'nın doğrudan bir kuluna manevî ikramlarını bahşetmesi söz konusu olur. Bu durum, Allah Teâlâ'nın dilemesiyle meydana gelir. Zira Allah Teâlâ, hidayete sevkettiği kullarının her biri­nin terbiyesini nebîleri veya velîlerinin ruhaniyeti vasıtasıyla yapılması­na izin verebilir. Nebîlerin ve velîlerin hayatlarında bunun pek çok ör­neği vardır.

      İşte biz de Allah'ın izniyle, sâdât-ı kiramın ruhaniyetine sığınarak, üçüncü silsilede adı geçen Nakşibendî yolunun büyük velîlerinden bahsetmek istiyoruz.

      Allah'ın nebîsi sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya (s.a.v) tevessül ederek, aslı gibi bu eserin de faydalı ve Allah katında makbul bir amel olmasını Cenâb-ı Hak'tan temenni ediyorum.
      Ama önce sâdât-ı kiram hakkında anlatacaklarımızın daha iyi an­laşılabilmesi için, bu yolun büyüklerinin yaptıkları uygulamaların kay­naklarını kısa ve öz olarak zikredeceğim.

      Hak Teâlâ en yüce fazilet ve ikram sahibidir.

      Necmeddin b. Muhammed Emin Kürdî-i Nakşibendî (k.s)
      (1)  Elinizdeki eserin müellifi Necmeddin b. Muhammed Emin Kürdî hazretlerinin babası ile devam eden silsile, Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin halifelerinden Mevlânâ Şeyh Osman Tavîlî Irâkî hazretlerinin halifesi ve aynı zamanda oğlu olan Mevlânâ Üstad-ı Ek-ber Şeyh Ömer Irâkî hazretlerine dayanır. Şeyh Osman Tavîlî Irâkî, Üstad-ı Ekber Şeyh Ömer ve Şeyh Muhammed Emin Kürdî hazretlerine kadar gelen bu manevî yol, Hulâsa-tü'l-Mevâhib Sermediyye fî Menâkıbi'n-Nakşibendiyye adlı eserin aslını oluşturmaktadır. Bu silsile kitabın sonunda "Ekler" adıyla ayrıca ele alınacaktır. Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin diğer halifeleri Seyyid Abdullah ve Seyyid Tâhâ hazretleri ile devam eden ve günümüze kadar gelen irşad kolu, elinizdeki eserde takdim edilmiştir (haz.). ( Altın Silsile Hulasatül Mevahib, Necmettin B. Muhammed Nakşibendi, İbrahim Tozlu, Semerkand Yayınları, tercümesi, altın silsile, semekant yayınevi )
       
      1. ESER HAK­KIN­DA
      2. Önsöz
           Gİ­RİŞ
      1. Töv­be Et­mek Ne De­mek­tir?
      2. Zik­rin Fa­zi­le­ti
      3. Zi­kir­le İl­gi­li Âyet Me­âl­le­ri
      4. Zi­kir­le İl­gi­li Ha­dis Me­âl­le­ri
      5. Zi­kir Çe­şit­le­ri
      6. Kalp Zik­ri Ne­den Önem­li­dir?
      7. Giz­li Zik­ri Teş­vik Eden Ha­dis Me­âl­le­ri
      8. Ba­zı Ev­li­ya­nın Giz­li Zi­kir Hak­kın­da­ki Gö­rüş­le­ri
      9. Ba­zı Fı­kıh Âlim­le­ri­nin Giz­li Zi­kir Hak­kın­da­ki Gö­rüş­le­ri
      10. Sâ­dât-ı Ki­râ­mın Zi­kir Usu­lü
      11. Sâ­dât-ı Ki­râ­mın Hat­me-i Hâ­ce­gân Usu­lü
      12. Hat­me-i Hâ­ce­gâ­nın Da­ha Te­sir­li Ola­bil­me­si İçin Ne Yap­ma­lı?
      13. Hat­me-i Hâ­ce­gâ­nın Rük­nü Ne­ler­dir?
      14. Hat­me-i Hâ­ce­gân Ya­pı­lır­ken Ka­pı Ne­den Ka­pa­tı­lır?
      15. Ta­sav­vuf ve İlim Eh­li Ara­sın­da Bir Mü­ca­de­le Var mı?
      16. Mür­şi­din Hu­zu­run­da Aya­ğa Kalk­mak Doğ­ru mu?
      17. Cez­be Ne De­mek­tir?
      18. Sa­hâ­be-i Ki­râ­mın Ha­ya­tın­dan Ör­nek­ler
      19.  PEY­GAM­BE­Rİ­MİZ
      20.  Hz. MU­HAM­MED MUS­TA­FA (s.a.v)
      21. A)  Bi­rin­ci Bö­lüm
      22.  Pey­gam­be­ri­miz’in (s.a.v)
      23.  So­yu ve Do­ğu­mun­dan Ve­fa­tı­na Ka­dar Ha­ya­tı
      24.  So­yu
      25.  Do­ğu­mu
      26.  Ço­cuk­lu­ğu
      27.  Genç­li­ği, Ev­li­li­ği, Kâ­be Ha­kem­li­ği
      28.  Pey­gam­ber­li­ğin İlk Gün­le­ri
      29.  İlk Teb­liğ
      30.  İlk Hic­ret, İs­lâm’a Açık­ça İlk Da­vet ve Müs­lü­man­la­rın
      31.  Boy­kot Edil­di­ği Yıl­lar
      32.  Tâ­if Yol­cu­lu­ğu
      33.  Mi‘rac Ola­yı
      34.  Me­di­ne’ye Hic­ret
      35.  Pey­gam­ber Şeh­ri Me­di­ne
      36.  Me­di­ne’de Mey­da­na Ge­len Olay­lar
      37. B)  İkin­ci Bö­lüm
      38.  Pey­gam­be­ri­miz’in (s.a.v)
      39.  Şe­kil ve Ah­lâk Gü­zel­li­ği
      40.  Şe­kil Gü­zel­li­ği
      41.  Ah­lâk Gü­zel­li­ği
      42.  Mû­ci­ze­le­rin­den Ba­zı­la­rı
      43.  Ha­dis­le­rin­den Seç­me­ler
      44. 2.  Hz. EBÛ BE­KİR-İ SID­DÎK (r.a)
      45.  Kur’an’da Övü­len İn­san
      46.  Özel­lik­le­ri Yü­ce Bir Dost
      47.  Ev­li­ya­nın İma­mı
      48.  Te­fek­kür Sa­hi­bi
      49.  Gü­zel Söz­le­rin­den Se­çi­len­ler
      50.  Ve­fa­tı
       
      1. 3.  SEL­MÂN-I F­Rİ­SÎ (r.a)
      2.  İlâ­hî Ka­der
      3.  Kıb­le Kin­de’ye mi Dön­dü?
      4.  Kar­deş­lik Hak­kı
      5.  Me­dâ­in Va­li­si
      6.  Ha­ya­tı Ör­nek İn­san
      7.  Tav­si­ye­le­ri ve Gü­zel Söz­le­rin­den Ör­nek­ler
       
      1. 4.  EBÛ MU­HAM­MED KA­SIM (r.a)
      2.  Sa­hâ­bî To­ru­nu
      3.  Onu Bü­yük İmam­lar Öv­dü
      4.  Me­di­ne’nin Ye­di Fı­kıh Âli­min­den Bi­riy­di
      5.  Dö­ne­min En Önem­li Ha­dis Âlim­le­rin­den­di
      6.  Ve­fa­tı
       
      1. 5.  İMAM CA‘FER-İ S­DIK (r.a)
      2.  Gü­ve­ni­lir İmam
      3.  Gü­zel Söz­le­ri
      4.  Ve­fa­tı
       
      1. 6.  B­YE­ZÎD-İ BİS­T­MÎ (k.s)
      2.  Ârif­le­rin Sul­ta­nı
      3.  Ha­ya­tın­dan Ör­nek­ler
      4.  Hik­met­li Söz­le­rin­den Ba­zı­la­rı
      5.  Gavs-ı Âzam Haz­ret­le­ri
      6.  Şat­hi­ye
      7.  Ve­fa­tı
       
      1. 7.  EBÜ’L-HA­SAN-I HA­RA­K­NÎ (k.s)
      2.  Gö­nül­ler Sul­ta­nı
      3.  Hik­met­li Söz­le­rin­den Se­çi­len­ler
      4.  Ve­fa­tı
       
      8.  EBÛ ALİ-İ FÂR­ME­DÎ (k.s)
      1.  Mür­şid­ler Mür­şi­di
      2.  Ve­fa­tı
       
      1. 9.  H­CE YU­SUF-İ HE­ME­D­NÎ (k.s)
      2.  Bü­tün Âlim­le­rin Göz­ Be­be­ği
      3.  Âlim Der­viş­le­ri Var­dı
      4.     Onun Der­gâ­hın­da Ne­ler Ol­du?
      5.     İb­nü’s-Se­kkâ
      6.     Eser­le­ri
       
      1. 10.  AB­DÜL­H­LİK-I GUC­DÜ­V­NÎ (k.s)
      2.  Giz­li Zik­rin Sul­ta­nı
      3.  Hâ­ce­gân Sil­si­le­si
      4.  Se­kiz Esas
      5.  
      6. 11. H­CE ÂRİF-İ RέV­GE­RÎ (k.s)
       
      1. 12.  MAH­MUD İN­CέRÎ FAĞ­NE­VÎ (k.s)
      2.  Fağ­na­lı Bü­yük Ve­lî
      3.  Ha­ya­tın­dan Ke­sit­ler
      4.  Ve...On­dan Son­ra­sı
       
      1. 13.  ALİ R­MέTE­NÎ (k.s)
      2.  Azî­zân Haz­ret­le­ri
      3.  Ha­ya­tın­dan Ke­sit­ler
      4.  Hik­met­li Söz­le­ri
      5.  Ve­fa­tı
       
      1. 14.  MU­HAM­MED BA­BA SEM­M­SÎ (k.s)
      2.  Sem­mâs Kö­yün­de Ve­ri­len Müj­de... 
      3.  O, Be­nim de Ev­lâ­dım­dır
      4.  Ve... Son­ra­sı
        15.  SEY­YİD EMÎR KÜ­LÂL (k.s)
      1.  Per­de­nin Ar­ka­sın­da Kim Var?
      2.  Eser­le­ri
        16.  ŞAH-I NAK­Şİ­BEND (k.s)
      1.  Nur-ı Mu­ham­me­dî
      2.  Sem­mâ­sî Der­gâ­hı’ndan Tüm Dün­ya­ya
      3.  Hiz­met ve Him­met
      4.  Üvey­sî­lik Yo­lu
      5.  Ema­net
      6.  Hik­met­li Söz­le­ri
      7.  Ve­fa­tı
       
      1. 17.  AL­ED­DİN AT­TÂR (k.s)
      2.  Med­re­se­den Der­gâ­ha Gi­den Yol
      3.  Sır­lar Sul­ta­nı
      4.  İr­şad Gö­re­vi
      5.  Soh­bet­le­rin­den Bir De­met
      6.  Ve­fa­tı
       
      1. 18.  YA‘KUB-İ ÇER­HÎ (k.s)
      2.  Azî­zân Yo­lu
      3.  Gö­nül­ler Der­gâ­hı
      4.  İr­şa­da Doğ­ru
      5.  Ve­fa­tı
       
      1. 19.  UBEY­DUL­LAH AH­RÂR (k.s)
      2.  Ev­li­ya Mec­li­si
      3.  Sey­yid Ka­sım Teb­rî­zî Haz­ret­le­ri
      4.  Pa­di­şah­lar Onun Em­rin­dey­di
      5.  Ra­bı­ta
      6.  Ve­fa­tı
       
      1. 20.  MEV­L­N MU­HAM­MED Z­HİD (k.s)
      2.  Ebe­dî Mut­lu­luk Yo­lu
      3.  Yol­cu
      4.  Ve­fa­tı
       
      1. 21.  MEV­L­N DER­VİŞ MU­HAM­MED SE­MER­KAN­DÎ (k.s)
      2.  Em­ke­ne­li Der­viş
       
      1. 22.  H­CE MU­HAM­MED EM­KE­NE­KÎ (k.s)
      2.  Em­ke­ne’den Hin­dis­tan’a Uza­nan İr­şad
       
      1. 23.  MU­HAM­MED B­Kέ-BİL­LÂH (k.s)
      2.  Ser­hend Gü­ne­şi’ni Sen Ye­tiş­ti­re­cek­sin
      3.  Del­hi Der­gâ­hı’nda Ya­şa­nan­lar
      4.  Ve­fa­tı
       
      1. 24.  İMÂM-I RAB­B­NÎ (k.s)
      2.  Şa­fak Vak­ti
      3.  Ser­hend Gü­ne­şi
      4.  Göz Ka­maş­tı­ran Işık­lar
      5.  Rab­bâ­nî Cil­ve
      6.  Özel­lik­ler ve Gü­zel­lik­ler
      7.  Ve­fa­tı
       
      1. 25.  MU­HAM­MED MA­‘SÛM (k.s)
      2.  İlâ­hî İk­ram
      3.  Özel Bu­luş­ma
      4.  Him­me­ti­ne Eren­ler, Ke­ra­me­ti­ni Gö­ren­ler
      5.  Ve­fa­tı
       
      1. 26.  MEV­L­N MU­HAM­MED SEY­FED­DİN (k.s)
      2.  Kut­lu To­run
      3.  Fet­va Ku­ru­lu Baş­ka­nı
      4.  Ve­fa­tı
       
      1. 27.  SEY­YİD NUR MU­HAM­MED BE­D­ÛNÎ (k.s)
      2.  As­lı Nur Nes­li Nur
      3.  Hz. Sey­yid
      4.  Do­lu­nay
      5.  Ve­fa­tı
       
      1. 28.  MİR­ZA MAZ­HAR CÂN-I C­NÂN (k.s)
      2.  Can­lar Ca­nı-Sev­gi­li­ler Sev­gi­li­si
      3.  Soh­bet­le­rin­den Se­çi­len­ler
      4.  Ke­ra­met­le­rin­den Ba­zı­sı
      5.  Şe­ha­det
      6.  Ge­ri­de Bı­rak­tık­la­rı
       
      1. 29.  AB­DUL­LAH-I DİH­LE­VÎ (k.s)
      2.  Din Yo­lu­nun Hiz­met­çi­si
      3.  Nak­şi­ben­dî Ol­mak
      4.  İr­şad Yıl­la­rı
      5.  Al­lah’ın Mu­ra­dı
      6.  Ah­lâ­kî Özel­lik­le­ri
      7.  Soh­bet­le­rin­den Bir Neb­ze
      8.  Ba­zı Ke­ra­met­le­ri
      9.  Âhi­ret Yol­cu­lu­ğu
      10.  Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 30.  MEV­L­N H­LİD-İ BAĞ­D­DÎ (k.s)
      2.  Ku­zey Irak Böl­ge­si
      3.  Hac Yol­cu­lu­ğu
      4.  Sü­ley­ma­ni­ye
      5.  Mâ­ne­vî Et­ki­le­şim (Ta­sar­ru­fat)
      6.  Onu Çe­ke­me­yen­ler de Var­dı
      7.  İha­net
      8.  Ab­dül­veh­hâb-ı Sû­sî
      9.  Ba­zı Ke­ra­met­le­ri
      10.  Ba­zı Zi­ya­ret­ler
      11.  Eren­ler Der­gâ­hı (Şi­ir)
      12.  Ve­ba Sal­gı­nı
      13.  Son Ezan ve Son Söz­ler
      14.  Ve­fa­tı
      15.  Eser­le­ri
      16.  Ki­tap­la­rı
      17.  Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 31.  SEY­YİD AB­DUL­LAH HAK­K­RÎ (k.s)
      2.  Hak­kâ­ri’de Bir Al­lah Dos­tu
      3.  Hiz­met­te Köp­rü
      4.  
      5. 32.  SEY­YİD T­H HAK­K­RÎ (k.s)
      6.  Ana­do­lu’da İr­şad Hiz­me­ti Ya­yı­lı­yor
      7.  Nur Nes­lin Gül Hal­ka­sı
      8.  Ha­ya­tın­dan Ke­sit­ler
      9.  Ve­fa­tı
      10. 33.  SEY­YİD SIB­GA­TUL­LAH AR­V­SÎ (k.s)
      11.  Hi­zan
      12.  Onun Der­gâ­hın­da Ge­çen Yıl­lar
      13.  Gav­s-ı Hi­zâ­nî Haz­ret­le­ri
      14.  Soh­bet­le­rin­den Se­çi­len­ler
      15.  Âhi­ret Yol­cu­lu­ğu
      16.  Eser­le­ri
      17.  Ha­li­fe­le­ri
      18. 34.  AB­DUR­RAH­MAN T­HÎ (k.s)
      19.  Sû­fî­le­rin Evi
      20.  Ku­lât De­re­si
      21.  Gavs’ın Der­gâ­hın­da
      22.  İs­pa­hart Ka­dı­sı
      23.  Sey­da-i Tâ­hî Haz­ret­le­ri
      24.  İr­şad Yıl­la­rın­dan Ba­zı Ke­sit­ler
      25.  Soh­bet­le­rin­den Se­çi­len­ler
      26.  Eser­le­ri
      27.  Ha­li­fe­le­ri
      28.  Ebe­dî Yol­cu­lu­ğa Ha­zır­la­nır­ken
       
      1. 35.  FET­HUL­LAH VER­K­Nİ­SÎ (k.s)
      2.  Ver­kâ­nis­li Al­lah Dos­tu
      3.  Soh­bet Mec­li­si
      4.  Kar­la Ka­pa­lı Yol­lar Na­sıl Açıl­dı?
      5.  Âdâ­b-ı Fet­hul­lah Ad­lı Ese­ri
      6.  Âhi­ret Yol­cu­lu­ğu 410      
      7. Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 36.  MU­HAM­MED Dİ­Y­ED­DİN NUR­ŞÎ­NÎ (k.s)
      2.  Ba­ba­sı Mü­ced­did Ve­lî
      3.  Mil­lî Mü­ca­de­le Yıl­la­rın­da İr­şad
      4.  Si­yâ­nüs’te Ya­şa­nan­lar
      5.  Bü­yük Ci­had
      6.  Haz­ret’in Soh­bet Mec­lis­le­ri
      7.  Öz­lü Söz­le­rin­den Ör­nek­ler
      8.  Ha­ya­tın­dan Ke­sit­ler
      9.  Son Gün­ler
      10.  Eser­le­ri
      11.  Mek­tû­bât-ı Haz­ret’ten Se­çi­len­ler
      12.  Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 37.  AH­MED HAZ­NE­VÎ (k.s)
      2.  Şah-ı Haz­ne
      3.  Amû­de Ca­mii
      4.  Ha­se­ke’den Tel­ma‘ruf’a
      5.  Ba­zı Ah­lâ­kî Özel­lik­le­ri
      6.  Soh­bet­le­rin­den Se­çi­len­ler
      7.  Ha­ya­tın­dan Ba­zı Ke­sit­ler
      8.  Eser­le­ri
      9.  Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 38.  SEY­YİD AB­DÜL­HA­KİM BİL­V­Nİ­SÎ (k.s)
      2.  Haz­ret’in Ema­ne­ti
      3.  Haz­ne Gün­le­ri
      4.  İr­şad Gün­le­ri­ne Doğ­ru
      5.  Ta­sav­vuf Âdâ­bı Hak­kın­da Gü­zel Söz­le­ri
      6.  So­ru­lar ve Ce­vap­lar
      7.  Ve­fa­tı
      8.  Ar­ka­sın­da Bı­rak­tık­la­rı
      9.  Soh­bet­ler’in­den Se­çi­len­ler
      10.  Ha­li­fe­le­ri
       
      1. 39.  SEY­YİD MU­HAM­MED R­ŞİD (k.s)
      2.  As­rın Ha­li
      3.  Do­ğu­mu
      4.  İr­şad Yıl­la­rı
      5.  Men­zil Kö­yü
      6.  Töv­be ve Se­kiz Şart
      7.  Si­ya­set Eh­li­ne Bir Na­si­hat
      8.  Gök­çe­ada Gün­le­ri
      9.  Ze­hir­li İğ­ne
      10.  İr­şa­dı
      11.  Ve­da Soh­be­ti
      12.  Ve­fa­tı
      13.  Onu An­la­tan­lar
        EK­LER

        31/1. MEV­L­N OS­MAN IR­KÎ TA­VέLÎ (k.s)
      1.  İr­şad Yıl­la­rı
      2.  Ha­set
      3.  Ve­fa­tı 516
        31/2. ÜS­TAD-I EK­BER MEV­L­N ÖMER IR­KÎ (k.s)
      1.  Ve­lî­ler Sul­ta­nı
      2.  Hiz­met
      3.  Te­va­zuu
      4.  Râ­fi­zî Ka­sa­ba­sı
      5.  Soh­bet­le­rin­de Ya­şa­nan­lar
      6.  As­lan
      7.  Mâ­ne­vî Reh­ber
      8.  Ve­fa­tı
      9. 31/3. MEV­L­N MU­HAM­MED EMİN ER­BέLÎ (k.s)
      10.  Nur Sâ­kî­si
      11.  Er­bil Şeh­ri
      12.  Kut­sal Top­rak­lar
      13.  Mı­sır Ez­her Üni­ver­si­te­si
      14.  Mı­sır’da Bu­lak Der­gâ­hı Ku­r’an Ha­fız­la­rı
      15.  Ha­ya­tın­dan Ke­sit­ler
      16.  Hat­me
      17.  Ye­şil­köy
      18.  Bu De­vir­de Mür­şid Var mı?
      19.  Ke­ra­met ve İs­ti­ka­met
      20.  Âhi­ret Yol­cu­lu­ğu


      Semerkand Yayınları, Necmettin B. Muhammed Nakşibendi tarafından yazılan Altın Silsile Hulasatül Mevahib adlı kitabı incele diniz.
      Diğer Özellikler
      Stok Kodu9786055455958
      MarkaSemerkand Yayınları
      Stok DurumuBu ürün geçici olarak temin edilememektedir.
      9786055455958
       
       

       

      PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.